>

Test Kategorisi 1

resim

En Öne Çıkarılan Yazı

En öne çıkarılan yazıya ait ön bilgiler ya da kısa bir açıklama...


Değişim şart; gelişim için okumak

Başarının altında okumak, okumanın sonunda servet, devlet,ilim,mal makam, mevki hepsi sıralanır.Her şeyden önemlisi okumak insani hasletlerin keşfine insana en iyi yardımcıdır. Okumadan anlayamazsınız, anlamayınca da hayatı anlamlandıramazsınız.Yorulmadan kazanılan hiçbir şey yok. Önce yorulmalı sonra yine yorulmalıyız. Okumaktan yorulanı duymadım. Beynamaz özrü olanlar okumamakta kaybettikleri tek bu dünya olsa keşke. Yani yaratanla bağların zayıflaması, muhasebe yapmaktan uzak kalınması, ebediyeti kaybedebilme tehlikesi mevcuttur. Allah’ın verdiği aklın kullanılması icap eder.Aklın kullanılmasının birinci şartı da okumaktan geçer. Okumak olmadan ibadetler eksik kalır. Okumayı ibadet kılmadan ibadetleri ibadet kılamayız. İbadeti okumak olan bir dinin, okumayanı ,ibadet yaptığını sananları olarak kalmak istemiyoruz.Okumak cihattır.Okumak yolunda ölmek şahadettir. Okumayanların olduğu memlekette gerçek fikir sahibi olmanın tehlikelerinde yaşamaktansa, fikir sahiplerinin okuduklarıyla hayata kattıkları anlamlarla yoğrulmanın tadında bir hayat geçirmek dilemek lazımdır. Son zamanlarda devletimiz okumanın önemini kavradı.Okullarda birinci ders saatlerinin yarısını okumaya ayırtarak güzel bir kutlu eyleme imza atıldı.Okuma kabiliyetini geliştirmek damarlara okumaya zerk etmeden ileri çağdaş filan olunamaz. Okumayanı öğretmen olan bir toplum iflahını bulamaz.Okuyanı çoban olan bir milletin yükselmesi haktır. Eğitim sistemimiz Çocuklarımıza değil aynı zamanda öğretmenlerimize de okumayı şart koşmalıdır.Okuyan öğretmeni olmayan bir eğitim sistemi atıldır.Kendini değiştiremeyen,değişemeyen öğretmenler güruhuyla nereye varabilirsiniz ki.  Okumadan fikir sahibi olanlarla ancak mahalle dedikoducusu sıfatı görülür. İnsanlığın yegane yolu okumakla kurtuluşa ermek olacaktır. Rabbine boyun eğecek bir çizgide okumak, &...

Ülkemizde Tek Sorun Rejimdir

Açılım kapanırsa da; kapanmaz açılanlar. Yıllardır söylemeleriyle ülke yönetiminde söz sahibi olan genelde askeriyenin içine yerleşmiş derin devlet, açılan ve büyüyen yaradan sorumluluk payı en çok olandır. Hala bu açılım zamanında kendini ortaya koyma ve bir şeyler ispatlama derdinde oluşun bir suçluluk psikoloji değil de nedir? Bence CHP ve MHP de, demokratik açılıma bu yapının istekleri ve yönlendirmeleriyle karşı çıkmaktalar. Bu süreçte askerin her konuştuğu şey, açılıma vurulan bir balta olacaktır. Artık siyasi iradenin emrinde olarak, susma hakkını kullanmaları ülke menfaatleri açısından daha hayırlı bir zeminin oluşmasına katkı sağlar. Açılımın olması, kapanan bir şeylerin varlığının da delilidir. Yıllardır uygulanan Genel Kurmay Merkezli çözümsüzlüklerinde ispatıdır.Ülkeyi idareye talip olanların silahlarının gölgesinde oluşturmak istedikleri modern gerçeklerden, donanımlardan yoksun, slogan üretme maharetli rejimin ve onun jargonlarının iflasının da göstergesidir. Açılımın gerekliliği ortadadır.Sadece Kürt merkezli düşünmekte geçersiz bir bakıştır.Dine karşı müsamahalı olmalı sistem söylemlerini değiştirmelidir. Bunun nedenleri ve niçinlerini de sorgulamak zorundasınız. Böyle bir problem yok diyerek başını kuma sokan kumkuma kuşlarıyla memleketi çakallar götürür hale gelmiştir. Meseleye doğru bakış açısı getirmek lazımdır.Terörü savaş, teröristi özgürlük savaşçısı, çarpışmaları savaş cephesi gören ve gösterilen bir durumun fiilen son bulmasını sağlamak öyle kolay değildir. Aslında kolay olmayan tek şey önyargılarımızın kırılmasıdır.Atomu parçalamaktan zor olan şey; önyargılarımız, ön kabulleri...

Kaosun Çocukları

Hasan Ahmet Evliyaoğlu yazdıSeçimden korkanların,darbe taraftarı olması gayet normaldir.Seçimden kaçınanların, darbe yanlısı ordulu taraftarlarının Ergenekon bağlantıları açık bir görünüm arz etmektedir. Darbe ile Ergenekon ve kaosun uzantıları Genel Karargahta bir şekilde bumerang gibi hukuku ve bütün hukuksuzluğu içine çekmektedir. Son olayda hukukun durumu halk yüreğini yine kanatmaktadır.Ordumuzun başındaki Başbuğ paşa ne konuşacak bakalım. Darbe taraftarlığının ilk defa sorgulandığı ve suçlu bulunduğu hakiki bir umut çığlığına doğru giden doğru zeminde kayganlıklar oluşturma çalışmalarını da görüyoruz. Bütünü görmeden, görünen tarifle Ergenekon çetesini ancak kamufle etmiş oluruz. Bütünüyle gerçek Ergenekon dışarıdadır ve mücadelesini hukuka aykırılıklarıyla yapmaya devam etmektedir.Hiç ceza filan da aldıklarını görmedik.Yine saltanatlarına devam eden bir koruma içindeler.Halk kendisini sevmeyeni, sindirmek isteyeni, seviyormuş gibi yapanı, kandırmak için sırtını sıvazlayanı gördü. Gerçek terörü çıplak gözle gördü. Yargılananlar mı yoksa, yargı dışardan sürdürenler midir terör. Terör bütün çıplaklığıyla göstermiştir ki bürokratik oligarşi anarşik bir yapı var.Bütün terörleri besleyen, olarla kendini kamufle eden, onları kullanan, devleti ele geçirmiş milletin sırtında boza pişirenleri gördük.Halk iç isyanlarla kendini korumakla görevi ordulu görevlilerin nasıl komplolarla hayatı kendine hapishaneye çevirmek istediğini de görüyor. Ordu adeta meşrutiyet sorununa kadar geldi. Kimin ordusu diye sorgulanacak düzeye ulaştı. Ordu çok yıpratıldı, yıprandı. Sivil dayanaklarıyla kurgulanan bir düşük ...

Kaosun Mimarları

Kemalist Ordu mensuplarından Halkın İnançlarına, saygı duyan bir yapı görmedik. Ordu içinde ne müsaade ne de müsamaha görebildik. Onlar ‘halk’ deyince ‘düşman’, düşman deyince halkını algılayan bir düşmanlık içinde oldular.Piyon olduğunu anlayacak kadar akıllı olamayanların kendilerini iktidar sandıklarını gördük. Aslında itiraz ettikleri ile iktidar oldukları yer aynıydı.  Sizi besleyenler, bugün başkalarını besliyorlar. Onlar sizin güçten düştüğünüzü ve zayıfladığınızı gördü. Sonra ‘yeni dünya düzeni’n de Kemalistlerin Emperyalist çıkarlara karşı sağlayacağı bir fayda kalmadı. Ama şimdi yaşasın “Ilımlı İslamcılar” havasındayız.Kemalistler de Ilımlı İslamcılar da bu millete hayır getirmedi ve getirmeyecektir. Sadece kendi çıkarlarının derdinde, imanında basitliklerin içinde boğulup gidilmektedir. Ne halkımız ne dünya mazlumları düşünülmemektedir.Etrafımıza bir bakın Kemalist iktidar zamanı ile imdi arasında ne fark var.Her yerde kan ve gözyaşı devam ediyor. İtiraz etmeyen bir iktidar olduktan sonra adının ne önemi var. Devamlı Darbe ile iktidarda kalma ve kaosu üretmenin mimarları oldular.İyi ki bunlarla dış bir ülkeyle savaşa girmemişiz derken Bülent Arınç Bey ne kadar da haklıymış meğer. Halkına komplo kuran ve Müslümanları irtica geliyor yaygaralarını tezgahlayarak düşman gören ve gösteren bir zihniyetin orduya hakim olduğunu görmek bizleri haddinden fazla üzmektedir.İlker Başbuğ bile bir komutan olarak dine saygılı olduklarını söyledikleri dönemde bu ‘son kirli tezgah’tan haberdar olduğunu bilmemiz bu oyunun büyük komutanlarında içinde olduğu  düşüncesinden bizi ari kılamamaktadır. İlgiyi başka yere çek...

Değişimlerin Temelinde Ne Var?

Hasan Ahmet Evliyaoğlu (HaberOnay Editörü) Yazdı Sistem, insani hasletleri köreltecek derecede, rencide ederek, Türk varlığını koruma zehabına kapılmıştır.Sorunları görmezden gelerek, problem çözülmez.  Çözümsüzlüğün boğduğu bir düzleme oturan bu sistem artık iflasını, değişime gebe oluşunu, istemlerin ve duruşların değişimiyle de kendini yenileme isteğini göstermiştir. Artık sistem kendini amorti etme yolundadır.Yeni bir isim ve kimlikle yoluna devam edeceğe benziyor. Bazıları ( sistemin, kendini sahibi zanneden, eski sahipleri) hala kendilerini masallarla avutmaya devam ededursunlar, kendilerini sistemleştirenlerce ekarte edilmişlerdir. Halkların özgürlük çığlıkları, demokratik talepleri sistemin açmazını oluşturmaktadır. Bu istemler o kadar güçlü ki sessiz devrim gerçekleştiren ve halkı öncelediğini söyleyen bir hükümeti bile zorlar haldedir.Hükümet, eskilerin kalıntılarının ayak bağları ile geleceğin özgürlükleri arasında, özgül ağırlık ayarlaması yapmakta zorlanmaktadır. Sistem ezme, sindirme, yok sayma, önemsememe, ötekileştirme, dönüştürme, düşündürmeme, değiştirme ve devirme üzerine kurulmuştur. Bunu asker dipçiğiyle halk üzerinde paranoyak bir baskı unsurlarıyla olması etkinin tepkiye dönüşüm hızını artırmıştır. Zorba bir sistemin zorlama düzeni iflasın eşiğindedir. Yenilenmeden de devletimizin rejimsel zararlarını, verdiği zararlarından bizleri koruyacak şey başkalarının bize yeni Milli Konseptler çizmesinden gelmemelidir. İflasını görmeyen yerli rejim korumalı, dış güç destekli efendi köleler, şu oluşan değişime isyan etmektedirler. Kıskançlık hücrelerini tahripkar bir haldedir.  Sindirenlerin rejimi, sinenlerin sesi...

Yaşar Büyükanıta Yahudi Diyen Sese Ses Veriyorum

O veya bu yahudi, Kim kimse. Şu bir gerçek ki Ülkeyi biz Türkler yönetmiyoruz. Bizi birileri içimizde ki hainler kanalıyla yönetiliyoruz. Bak askerimiz mayını döşüyor, kaldırmıyor, kaldırtılmıyor.Sanki Birleri ilerde yerleşsin diye döşenmiş sanki…Birileri içimizde İsrail’i davet etmemizi ve onların oraya yerleşmesini 4 koldan sağlamaya çalışıyor. Bunların isimleri isimlerimize benzer ama siyonizme hizmet uşaklığındadırlar, mason veya yahudi…Sivil veya asker… Ne farkeder. Biz siyonizme hizmet edenlere sözümüzü söylüyoruz. Düşmanlığımız siyonizmedir. Siyonizme hizmet eden hainler, yahudi tezgahında müslüman avlamaktan da hoşlandılar. Hala müslüman halka çoğu yerler kapalıdır. Mayın tarlasıdır ülke. Kime? Siyonizme açılacak kapılar için; Müslüman Türk insanına…Okullar, kışlalar, Kampüsler, Devlet daireleri, Hastaneler, ihaleler, adalet sarayları…kapalıdır. Büyükanıt göreve geldiğine dedesinin mezarını İsrail’de ki Hükümet tarafından onarıldığını da o zaman duymuştuk. Yani o yahudi de, Eruygur’un şeceresi nedir? Bir de onu açıklasaydı da bilseydik hani… Irksal ayrışıma karşıyız ama, hizmetin nereye kaydığına dikkat çekmek lazımdır. Şuan ki Genel Kurmay Başkanımız da Mason olduğu belgelerine basında rastladık. Atatürk’ün yasakladığı örgütte olanlar bugün Atatürk’ün adını kullanmakta ve milletimize hayatı hapishane yapmaya gayret etmektedirler. Bırakın gizli dünya örgütüne üye olmanın suç olmasını hiçbir zaman hiçbir işlem yapılmamıştır maalessef. Masonlar; sosyal hayata değil, ülke yönetimine, askeri erkanımıza, akedemik yapımıza, bizim terörize olmamıza, empire ...

Türklük ve İslam -II-

Dürüst olmak gerekirse Türklüğü Örf adet ve ananelerinden koparmak için bilinçli bir İslama karşı yapılanma var. Tam 3oo yıldır….Dürüstlük mü? Estağfurullah. İnsan öldürmenin ve toplum mühendisliğinin neresi dürüstlük? 17bin faili meçhul (bilinen) bilinmeyen de bir o kadarsa var sen düşün gerisini… Bunlar Türk Milletini, İslamsızlığa mahkûm etmek için çalışan haçlı zihniyetinin öncü birlikleriydi. Devir döndü şimdi de artık Ilımlı İslam sonuçta revaçta.  İslamsızlık, İslam’la böyle mücadele etti ama para etmedi, Sömürüye karşı öz bir İslami kıyamdan korkan emperyalist kâfirler, Laik yobazlıkla İslam’a karşı savaşına son verip, ılımlı İslam’la, gerçek salt İslam’ı savma peşindeler.  Ben Müslüman’ım deyip de bu güdülenmeye göz yummak gafletini tarih asla affetmeyecektir. İmanı müsaade edenlerin, imanı hakikatte imanın sahibine haksızlıktır. Şike ve şakaya dayalı bir iman Yahudilerden bize miras mı kaldı yoksa. “Akıl etmez misiniz?” “Düşünmez misiniz?” “Onlar Kuran’ı düşünmüyorlar mı?” Türklüğü İslami köklerinden koparmanın bir diğer adı da ılımlı İslam projesidir. Büyük Ortadoğu projesinin bir diğer ayağı da Siyonizm’e hizmet eden bir Osmanlı’ya kapı aralamaktır. Yahudi düşünce adamları Amerika’da bunu dillendirmektedirler.2040 yıllarına bunu öngörmektedirler.  Vahşetin böylesini yapanların adının ne olduğu önemli değil. Bunların Türk olduğunu söylemek de doğru olamaz. Bunların neseplerinde Türklük olamaz. Bakın adamların hemen hepsi başka bir nesebe dayanır. Piyonları Türk olabilir....

Türklük ve İslam – I

Türklük ve İslam Tarihin derinliklerinden gelen beraber anılır isimlerken bugün Yenilmez Müslüman Türklerden bıkan haçlı seferlerinden bir sonuç alamadıklarından, düzenlenen tezgahlarla karşı karşıyayız.Türk’ün karnını deşmekten zevk alacak olan batılı hain güçler ve onların uzantıları, sinsi bir birliktelikle İslam’ı yurdumuzdan atmak ve yeniden Anadolu’yu Rum diyarına çevirmek peşindeler. Birileri de bilerek veya bilmeyerek buna çanak tutmaktadırlar. Aslolan İslamsız bırakılan Türklüğü öldürmektir. Türklüğü İslamsız yaşar diyenin kendi ruhu ölüdür. Ya tarih bilmez ya da Türklüğü bilmezdir. Ya maşadır, ya uzantıdır. İslam’ı diğer dinlerden bir din gibi göstermek gayretlerinde de olanları görmekteyiz. Hayır, İslam çok yüce bir din ve Türkler İslam’la şereflenmişler ve İslam’la yücelmişlerdir. Hak ile batılı birbirine karıştıranların Türklüğe katacakları hiç bir şey olamaz. İslam’ın hayata kattıkları Türklerin hayatında var olanları diri tutmuştur. İslam Türklerin örflerini, adetlerini özünde var kılan bir din olduğu içindir ki, Türklük ve İslam isimleri özdeşleşmiştir. İslam’la Türklüğü ayrıştırma gayretlerine rastlamaktayız ki bu da haçlı zihniyetin ülkemizde yuvalanmış uzantılarının tezgâhında işlenmektedir. Özü deşmek ve leşi teslim almak için de Türkleri İslam’dan ayırma sevdalılarına bugünlerde çok rastlar olduk. Bu da yeni bir bölme oyunu olsa gerek.Hasan Ahmet EVLİYAOĞLU...

Askere Askerlik Yakışır

Askeri asli görevine çekmek askere değil vatana sevginin gereğidir. Kendi görevinin dışında görevler ifasında bulunan asker asıl askerlik mesleğinden nasıl da uzaklaştığını hep beraber gördük ve görüyoruz. Biz askeri vatanımızı sevdiğimiz ve askerimizin bizim için değeri olduğu içindir ki eleştirmekteyiz. Eleştirilecek durumda olması askeri değil, öncelikle bizleri üzer, yaralar. Asker bir milletin evladıyız. Ama askerler bu milletin evladı değil gibi duruyorlar. Tabii ki kastımız yönetici mevkiinde olanlaradır. Askerlikten gayri her mevzuda giriftar olmak askerimizi bozdu, tahrip etti. Terör değil askeri asli görevinin dışında olmak öldürmektedir.  Siyasi demeçleri askerin değerini katlamaz, askeri bir kısım insanların oyuncağı haline getirir. Benim dayım senin dayını döverin malzemesi oluverir. Nitekim öyle de olmuştur. Askerimizin iç istihbarat toplaması askeri konuların dışında bir milleti gayri kanuni yollarla fişlemesini gördük ve biliyoruz. Şimdi askerin tepe noktasındakiler de zamanında bu ortamın oluşmasında payları olmadığı söylenebilir mi? Batı çalışma grubu denen şey neden kuruldu. Neden bir astsubay kaymakamları valileri savcıları fişler oldu. Bunu üstleri onlardan istemedi mi? Artık bu ETÖ davası ve içeriği gösteriyor ki bazı askerler yanlış yola girmişlerdir. Bunların girdiği yolların hepsi de dış güçlerin çıkarlarıyla örtüşmektedir. Vatan sevgisi edebiyat ve teferruat olduğu bellidir. Asıl olan vatan değil, kaosla ülkede tek iktidar olma gayretleridir. Askerin iç kolluk kuvveti olarak kullanılması da askerin halkla karşı karşıya getirilmesi de çok yanlıştır. Askeri iç istihbarattan ve iç güvenlikten arındırmak gerekmektedir.  Bu da yetmez, askerlik dışında her türlü işlerden, siyasetten de...

Ölümüne Akredite!

Bu kimin askeri acaba? Türk Milletinden değil mi? Sonra da Asker acımasız eleştiriliyor deniyor. Asker kendini sorgulamıyor. Sadece halkın inanç ve düşüncelerinden dolayı onları yaftalamayı beceriyor. Hangi cemaate veya gruba gireceğimize veya nerede nasıl duracağımıza karar verecek olanlar siz misiniz? Filan grup diye ima edilen grupla hiç alakam yok, sevdiğimde söylenemez belki ama bir Genel Kurmay başkanının halka nizam verme görevi olmasa gerektir. O ordusuna nizam vermek ve içinde ki suça karışmış insanları derhal, hızlı bir şekilde temizlemek durumundadırlar. Şimdi soruyorum kendime ben mi asker düşmanıyım, asker mi benim ya da halkının düşmanıdır. Hayır, ne ben askerin düşmanıyım ne de asker benim düşmanım olamaz. Ama uygulamalar bunu teyit etmiyor. Asker beni ve bana ait dini duygu ve düşünceleri yaftalamaya devam ediyor. Beni tanımlıyor. Kendini tanımlarken bile bana sataşıyor diye düşünmemi sağlıyor. Asker benim üzerimden siyaset yapıyor. Asker yapması gerekeni yapıyor değil, durması gereken yerini de şaşırtmış durumda. Dininiz, İmanınız, Vicdanınız, izanınız, insafınız veya birazcık kalmışsa insanlığınız, siz karar verin bu duruma, dağ başındaki muhabiri ölüme terkeden komutan hala bu milletten maaş alıyor. Sayın Başbuğ bir cemaate yüklenirken burada yapılanlara da insani açıdan bir bakış yapsaydı da görseydik dine, insana, insanlığa saygısını da önünde saygı ile eğilseydik. Hamaset duygularıyla, nutuklarıyla halka inemezsiniz. Ancak siz kendi nefsinizi tatmin edersiniz. Ölümüne akredite ile karşı karşıyayız. Belki de o komutandan daha fazla askerde canını siper eden bir vatan evladıdır o muhabir. Dağda, o soğukta zirvede ölümüne akreditasyona isyan etmedi hiçbir askeri yetkili. Vicdansızlık bu. Bu halkın vicdanını kanatma azmine devam kararlığıdır. Bu yapılanda...