>

Test Kategorisi 1

resim

En Öne Çıkarılan Yazı

En öne çıkarılan yazıya ait ön bilgiler ya da kısa bir açıklama...


En Büyük,Faal Terör Örgütü İşbaşında

Bütün terör süreçlerinde var olan ve bunları psikolojik harekat çerçevesinde kullanan, büyük bir organizasyonla, komple ile karşı karşıyayız. Temiz eller operasyonu yavaş yürüyor. Çok pisliği de temizleyemeden, hastanelerde tedavi ederek, dışarı salıyor.   Sonra da gelsin olaylar.Psikolojik harekata devam.Sen öldür askerleri, nasıl olsa bunu kullanmaya müsait iki siyasi partin var. Sonra medyadan da hizmetinde olanlar var. Kaosu olgunlaştırmak için ortam,eskisi kadar olmasa da, müsait sayılır.   ETÖ denilen şey; sivil ve askeri bürokratik oligarşik yapının, kendi çıkar ve iktidarlarını devam ettirmek için, yasalardan doğan haklarını halka karşı kullanmalarından kaynaklanmaktadır.   Tokat / Reşadiye’de şehit edilen askerler, maşa eylemlerdir.Kotarılmış eylemlerdir. Terör örgütünün bu eylemi ve sokak eylemlerinin arkasında da mahkemesi görülen örgütün iyice sıkışmasından dolayı direnme noktasını oluşturmaktadır. Kent Otel toplantılarında ki,terörist eylem ve söylemlerin toplantısında ki, askeri ve sivil  yargı zevatının bugün terör örgütü lehine aldıkları kararlarla a bir örgüt çerçevesinde psikolojik harekata kurban edilen hukukla karşılaşmıştık.   367 kararı,cumhuriyet mitingleri, Cuntacı askerlerin irtica-kaos eylem planları, basına yansıyan diğer planlar, çıkan cephanelikler, PKK ile ilişkileri olan askeri zevatlar bu işlerin ne derin ve çetrefilli hale geldiğini gösteriyor.   Bacakları ve gövdesinin bir kısmı içeride, diğer yarısı ve başı ile kolları dışarıda olan bir örgütten bahsediyorsak ki öyle… yargılananlar örgütün devesinden kulak bile değiller.   Aslında örgüt eylemleriyle, Ak Parti’yi daha da büyütmektedir. Niyeti kaos ve demokratik açılımı baltalamak olan örgüt CHP ve MHP’yi istediği yönde kullanabilmektedir. Ama halk bu muhalefet partilerinin yaptığını tasvip etmemektedir. Yıllardır istismar ettikleri şehit aileleri de, bunların istismarına karşı isyan bayraklarını çekiler ve hükümetin kan dursun dediği...

Derin İzleri Araştırılsın

Askerler değil, halkın ümitleri ve geleceğine taranmıştır. Taranan askerler değil, huzur ortamıdır. Seçilen zaman ve mekan düşündürücüdür.   Zaman; başbakanın Amerika’da iken, tam görüşme öncesinde,DTP’nin de kapatma davası öncesinde, askerlerin şehit edilmesi, bunun Türkçülüğün, MHP’lilerin kalesi olan Reşadiye’de olması özel olarak ve bilerek  işlenmiş bir cinayet olduğunu göstermektedir.   PKK’lıların askerlerin içinde yuvalanmış cuntanın işi olmayacağını, Ergenekon’ un da tam sıkıştığı bir zaman da bütün terör ve psikolojik harekata uygun zamanlama da göz önüne alındığında olanların anlaşılması zor görünmüyor.   Şimdi halk bunun bir PKK olayı olduğunu düşünmüyor.Bunun PKK adına biriler,derin devlet ya da diğer adıyla Ergenekon tarafından işlenmiş bir cinayet ve yürütülen bir kaos planı olduğunu izlenimini vermiştir.Artık psikolojik harekatı yiyecek midemiz kalmamıştır.   Burada ki komutanların derhal sivil yargıda sorgulanmaları gerekir. Sorumluluk mevkiindekilerin hesabını vermeliler. Hukuk; halk adına komutanları tek sorgulamak zorundadır. Suçu teröre yıkmak bir çıkar göstergesidir..ETÖ’ nün terör örgütleri kullandığı da öteden beri bilinmektedir. Ben ileri gidiyor ve diyorum ki DTP’nin içinde de Ergenekon’cu bağlantılar üst düzeyde vardır ve mümkündür. Terör örgütleri ile ETÖ arasında; bufolo ile onun parazitlerini temizleyen kuş’taki uyumu görüyoruz. …   Bunların milletin en güvenli mevkilerde görev yapmış,omuzları kalabalık insanlar olması ve maaşını aldığı bu millete ihanet içinde olmaları asla kabul edilebilir bir ti-niyet olamaz.   CHP e MHP başkanlarının terör olaylarıyla ilgili açıklamaları da kanın nasıl istismar edilerek siyasi ranta dönüştürülmek istendiğini de gösterdi. CHP zihniyetinin Ergenekon davasıyla iktidarı terk edişinin ıstırabından kurtulma yolunu bulmuş gibiydi. Teröre derin iktidarlara 93’lerdeki 33 erin şehit edilişlerine, senaryonun tekrar edilişine hiçbir göndermeler olmadı.   ...

Ergenekoncu Hacılar-1

Ergenekon’cu Hacılar Neler gördü memleketimiz,neler! Bu ülkede hacca giden ve beş vakit namaz kılan insanlarımızdan da, ergenekonculara taşeronluk yapanlar oldu.Jurnalcilik,istihbarat kısmı da ergenekonun en önemli saç ayağıdır.Her sokak başında muhakkak istihbaratını oluşturmuş en büyük siyasi ve ekonomik askeri yapılanmalı,dış bağlantılı eli silahlı, terörist bir oluşumdan söz ediyoruz.   Biri de bizde gizli olan,bir okulda müdürlük yapmış Ülkücü,Ergenekoncu Hacı K.Ö' dür. K.Ö okulunda görev yapan öğretmenine "sen çok ileri gidiyorsun, kendine dikkat et, hiç olmazsa beş yıl yaşa da çocuklarına maaş bağlansın" diyecek kadar da fütursuzdu.O bir hacıydı ve beş vaktini herhalde kılıyordu.Ama öğretmenini ölümle tehdit edebilecek kadar da gözü dönmüştü.Çünkü ergenekoncularla, oranın askeri jitem’ci,cuntacı zevatıyla da içli dışlıydı.O öğretmen hakkında iyi düşünmüyorlardı.Bunları biliyor ve duyuyordu.Kendi öğretmenini de uyarmak gereği hissetmişti. Ama öğretmen  F.E, başına birşeyler gelebileceğini hiç düşünmemişti.   O öğretmen F.E 'de Refah Partisi'ne çalışmaktaydı.Tabiki bir öğretmen olarak parti propagandası çalışmasına katılıyor olması, istihbaratı güçlü olan jitemcilerce biliniyordu.Ergenekoncu jitem’ciler," biz bu adamı Hakkari'ye sürsek orada da rahat durmaz, en iyisi burada gözümüzün önünde dursun" dedikleri ve bunlarında öğretmen F.E' nin kulağına geldiğini biliyoruz.Kendisine müdür bey bunları aktarıyordu.   Sadece siyasi faaliyetlerde bulunmuyor,üstün üstelik camilerde vaazlar veriyor, Televizyonlar da programlara çıkıyordu.Kendini dinine adamış bir siyasi kimlikli insandı.O refaha inanmıştı.O halkının üzerinde ki sivil ve askeri rant tasallutunu görmüştü.Halk kendini ısıranın kendi köpeği olduğundan habersizdi.O bahçesini bekleyen sadık,en güvenilir dostuydu.Odan asla kendine zarar gelmezdi.Öyle düşünmekte haklılardı.Çünkü başka kime güvenebilirlerdi.Şansları, tek kurtarıcısı olan askerlerin içinde halkını öl...

Anası Ağlayanlar!

  Dikta kafalardan başka ne beklenir ki. İnsanların öldürüldüğü, masumların altı ay boyunca yukarıdan uçakla bombalandığı, mağaralara bombardımandan kaçarak sığınanların, kimyasal silahlarla toptan imha edildiği bir süreçten bahsederken, nazik bir mevzudan bahsedildiğinin bilmesi ve sonuçlarını tahmin etmesi gerekirdi.   Kendisi büyükelçilik yapmıştı.Devletimizi dışarıda temsil etmişti.Şimdi de,dün alkışlayanlar bugün kendisini silmişler.Durum vahametiyle ortada.Aslında anası ağlayan halka rağmen, CHP zihniyetinin ağlatan makamında olduğu gerçeği halkın bilinç altında durmaktadır.   Zihniyet evrimini kabul etmeyen bir CHP var. Zihniyetiyle hiç dik duramayacaklar. Onlar hiç halkla beraber olmadılar.Ama Alevileri bu CHP zihniyetine teslim edenlerin hiç veballeri yok mu?   CHP faşizminden bıkan halk, hiçbir zaman CHP’ye iktidarı tek başına vermedi, vermeyecektir de. CHP cuntayla iktidardaki fikirlerinin inmesinden ve cuntayla birlikte çökmesinden feverandadır. Anaların değil, cuntacıların ve o zihniyetin temsilcisi siyasi partilerin analarının ağlama vaktidir.   Alevilerin İslam ve Müslümanlardan çekinmesini gerektiren hangi olay oldu. Neden CHP zihniyetine sarıldılar.Bundan sonrası ne olacaktır. Kürtlerin imhasında,isyan bastırmada insafsızlıklarında ve dini değerlere karşı verilen bir savaşın içinde değil,başında CHP yi gören ve bunu söylemlendiren bir halk var.   Geçmişten anası ağlamış bir millet var.Her yerde ve her kesim bundan mustariptir.Sadece cunta kafasıyla bu milleti yönettiler. Hiç demokrasi gelmedi,hep CHP iktidarda zihniyetiyle iktidar da kaldı.Ama artık halkın iktidarını sabote edecek planlar açıktadır. Halk bu planları sezmekteydiler. Ama sesli söylemden uzak durmaktaydılar.   Halkın ‘asker’e sevgisi vardır diye, askerin içindeki cunta yapılanmasını tasvip ediyor anlamı asla düşünülemez. Kendisine komplolar kuran bir ordu. Binlerce evladını bu oyunlarla rantına kurban eden bir rejimin kan kusturduğu...

Biz site değil miyiz? Bizi de fişleyin!

Askere ihtiyacımız var, askerlikle ilgili olana. Askerin de bize, psikolojik harekat yaparak, yönetmeye ihtiyacı mı var? Askerlerimiz milletin emrinde mi, milleti emrine almakta mı ısrarlı olacaklar.Silahlı kuvvetler mi, ıslahçı kuvvetler mi? Askerlik kutsaldı, birileri bunu da mı irticai buldu da bu kurumu da ortadan kaldırmak için genel kurmayın içine sızdı.   Asker, nice insanlarıma, kumpas kurarak, ETÖ adında bir örgütle yapılanarak, siyasi görüşleri nedeniyle, öldürmeye, öldürtmeye mi ihtiyaç duydu. Ne istedi de, sevilen iyi bir insanı, araba kazası süsü vererek öldürdü. Cunta mı askerler arasında, asker mi cuntanın içinde. Cunta mı savcı,savcı mı cuntacı.Yargı mı, adaletsiz, adalet mi yargısız kaldı ülkemde.Halkımın yargılarını zorladı askeri hastane mahkumları. Bu ayrıcalıklı muameleler insanın kanını dondurmaktadır.   Bir arkadaşım anlattı: “Gece yarısı “bot çalınmasın nöbetinde” telefonda babam; ‘bin yıllık nafile ibadetten daha büyük sevap kazandığımı’ söylüyordu. “Bot çalınmasın nöbeti” nin ibadet olamayacağını anlattım. Askere sevgi seliyle, lafı ağzıma tıkmıştı. Bize bot nöbeti tutturanlar, kendileri ne nöbetleri tutmadılar ki diye geliyordu aklımdan. Vatana şekil verme nöbetleri…   Sonra da sevdiği askerlerin cunta yapısının ürünü ETÖ marifetiyle, diğer oğlu kaza süsüyle öldürüleceğini nereden bilecekti, adamcağız. Gerçi zavallı ihtiyar babam, hala oğlunun eceliyle öldüğünü sanıyor. Vahşeti, dramı kaldırmayacak bir yürekle sevmişti; oğlunu ve vatanını… derken” gözleri dolmuştu…   Askerin cunta yapılanması içindeki, muhtıra ve darbelerini en baştakiler de savunmadılar mı yıllardır. Bunu bilmeyen mi vardı.Ne yapıldı darbeci, muhtıracılar hakkında ki, bunlara ne yapılacak diye beyhude bekleyişe geçeyim.   Şimdi yeni ihbar mektubu gündemde. Bu ihbarı yapan askeri sevdim.Allah kendinden razı olsun. İmkan olsa da bu adamı başbakan yapsak diye geçti içimden.   Fişlenen sitelerin içinde değilmişiz. Strese gerek yok. ...

CUNTA, ETÖ, PKK İç içe

Cunta'nın en büyük ihanet şebekesi olduğu ve Maaşını veren halkına ihanet ettiği, karargahta 'beyindeki habis ur' gibi ve daha kötü vaziyette ülkenin beyninde acıların kaynağı olduğu yakılan kırk çuvaldan, silinen belleklerden ve engellemelerden anlaşılıyor.Bunlar Ülkeyi cunta mantığıyla yönetiyor.Askeri rejimden kurtulmalıyız.Demokrasi için cunta tamamen tasfiye olmalıdır.   Sayın Genel Kurmay başkanının “kağıt parçası”nın kırk çuval olduğundan ve bunların karargahta yakıldığından haberi olmaması veya olması durumunun hangisi vahim diye düşünmeye gerek var mı? Ne fark eder ki?   Cuntanın Dağlıca ve Aktütün karakollarında elleri olduğunu da düşündükçe kahrolmamak mümkün değildir. Şimdi Şehit cenazelerinde Şehit eşini veya anne babasını teselli eden subayı düşünüyorum da; onunla, onların şahadetini topluma psikolojik harekat açısından yaklaşımla şehit olmalarını sağlayanların cunta olup askerimizin ta kalbinde bulunmalarını sineme bir mızrak batışında yara açmıyor daha büyük bir yara bu. Hukuksuzluklar da cabası.Malatya'da ki katliamda mahkemeye karşı, sanık veya tanıkları Hasan Iğsız'ın koruması, Temizöz'ün Vali marifetiyle korunuşunda...daha niceleri var?   Başbakan kamuoyu önünde, genel kurmay başkanının her ne suretle olursa olsun istifasını istemesi halkının kendine verdiği görevin gereğidir.Ya devlet başa, ya kuzgun leşe! Leş yiyenlerin içimizde insan diye dolaştıklarını ve nice insanlarımızı katlettiklerini düşündükçe bu ülkenin makus talihini yazanlardan ağır bir hesap sorulmayı engelleyen kırk çuval dokümanla, otuz beş bilgisayarın kayıtlarının silinmesinden adalete vurulan ve halka yapılan kötülüklerin tarihin derinliklerinde kayboluşuna hayıflanmamak elde değildir.Başbakan bunların hesabını İlker Başbuğ’dan istemelidir.   Demokrasi adına, askeri vesayetten kurtulmamız gereken yasal değişikliklerin süratle yapılması zarureti vardır. Artık halkın önünde sorumluların, adalete yardımcı olanları suçlamalarına tanık olmak istem...

İSLAM' da HAREM' lik SELAM' lık uygulaması varmıdır?

Haremlik ve Selamlıkla ilgili ayetlerde işaretler ve peygamberimizle sahabilerin uygulamaları vardır. Fetva ve takva cihetiyle olaya bakılmalıdır. Allah'ın emirlerini yapabilmek derdinde olmayanların ifadeleri bunlar. İslam'da haremlik ve selamlık yok sözleri, bilgisizliği ve cehaleti ifade ediyor.Haremlik selamlık uyguluyorum diye hayatı dar etmenin de anlamı olmasa da, Kur'an ve sünnet çerçevesinde bir hayatı düşünmek ve düşlemek her müslümanın asli vazifesi olmalıdır. Neden Haremlik-Selamlık: 1-İsra Suresi 53.ayeti celile de "o kullarıma söyle sözlerin en güzelini söylesinler..." Kadın ve erkekler bir arada olduğunda erkeklerin ağzından çıkması muhtemel kötü sözlerin etkisi ve ezikliği kadınlarda olmaz mı? Rencide olanlar kadınlar olmakla birlikte, erkeklerin de ağız pervazlarının bozuk olma veya bozulma ihtimallerini göz önünde tutmalıyız. 2-Nur Suresi 30.ayette:" o mü'min erkeklere söyle harama bakmasınlar..." ayetin devamında da ; Nur Suresi 31.ayette:" o mümine kadınlara da söyle, gözlerini harama bakmaktan çevirsinler..." Rasulullah'ın a'ma Ümmü mektum'a bakarken, eşi Hz.Aişe annemize de söylediği gibi;" O Sen'i görmüyorsa da Sen, onu görüyorsun!" Şimdi Allah için bir düşünsün her müslüman.Bir arada, evde veya bir yerde otururken, otur-kalk yaparken, fiziki hatlar belli oluyor mu? Hele bir de İslami tesettürden ve islami edepden yoksun insanların oturup kalkmalarını da düşünürseniz işin vehametini daha iyi anlarsınız. Ben bakmam diyen nefsin ve şeytanın aldatmasıyla böyle demiştir. Ne kadar bakmaz ve ilgilenmezsenizde bakarsınız ve görürsünüz. Bu da; "göz gördü gönül sevdi benim ne günahım var" diyen Karacaoğlan gibi bir inancsız yapıya doğru insanı götürür. Öneml...

Sınav Zor

Demokratik açılımı savunanlarla,bu açılıma saldıranların bakış,duruş ve bekleyişlerine kattıkları söylemlerin çirkinliklerini gözlemlemekteyiz.Açılımın Kürt açılımı olarak kalma olasılığı bizi şaşırtmayacaktır.İnşallah yanılmak isteriz.Halkın görüşmelerinizin kameralar önünde olup olmamasıyla ilgilendiği yok. Ne konuşacağınız da umurunda değil. Önemli olan milletin huzurunda konuşmanız değil, anlaşılabilir bir sadelikle kavga eder söylemden  kaçınmanız olacaktır. Aslında CHP kavgacı söylemiyle kendini doğuda tamamen bitirme aşamasındadır.Olmadığı yerde var olan iki partiye aynı düşmanlıkla bakarak bu millete birey katamayacaktır.CHP bu millete bir şeyler vermek mi istiyor, ya da hala gerilim siyasetiyle Ergenekon’daki sivil görevini ifa mı ediyor. MHP üniter yapının zarar göreceğini söylerken ve anlaşmaya ve konuşmaya yanaşmazken ne yapmak istiyor.Bu işin dışında durmanın hiç mi sorumluluğu olmayacağını sanıyor. DTP de Öcalan’ın emriyle gelecek olanları kahraman edasıyla karşılamak istiyorlar.Bunların dış destekle varmak istedikleri yeri gösterme açısından sıkıntı duymamızın da işaretlerini veriyor.  Artık siyasetin taşları eskisi gibi değil ve olmayacaktır da. İsrail’le gelinen noktada sağlıklı değerlendirmelerden çok duygusal bir atmosferle varılmak istenen noktadayken bir şeyleri halkın gözünden kaçırma havasına sokulmuş gibi bir hisse kaptırıyorlar insanı.  İsrail ağızlı yazarlardan ve demokratik açılımdan medet uman İslamcı cenahın varacağı noktada nihayetin zararlarına hep birlikte katlanmak zorunda kalmayalım.  Kameraları kıramayacağız. Kameraların katlettiği bir taktik yakınlaşmalar.Görüşmelerin izin vermekle,vermemek arasında sıkıntısı olan bir Baykal var.Baykal da bir yerlerin zorlamasında gibi duruyor. Olamazları zorlamak si...

Siyonist Emperyalist İktidarlar

İktidarlar gelir geçer ama değişmez alınyazısı insanlarımızın.Değişen iktidar yüzleri olur da, değişmeyen bir talihtir insanlarımızın.Sömürü ve kölelik devam eder.İktidarlar muktedir değillerdir.Muktedir olan Siyonistler karşısında yapacakları fazla bir şeyde yoktur aslında. Cem Hakko’nun dediği gibi “ kim gelirse gelsin biz Yahudiler patron, Türkler ise işçimiz(kölemiz)siniz ” unutmadık bu söylemi.Aslında gözler önünde söyledikleri de. Geçen gün yeniasya yazarlarından Cevher İlhan “ AKP iktidarının İsrail Tezadı… ” diye yazdı.Nasıl “one minute” gibi çıkışlara rağmen İsrail’e ihaleler verildiğini ve İsrail’in beslendiğini yazdı.Evet haklı yazılarına destek veriyoruz.AKP’ yi iktidar yapan halk değil, diğer iktidarlar gibi Siyonist ve emperyalist çevrelerdi. Hasılı Erbakan Hoca’ya koalisyonu çok gören kirli ve derin Siyonist uşaklar AKP’ ye büyük ağabeylerinin susun işaretleriyle gıklarını çıkarmamaktalar. Hoca’ya tahammül edemeyenlerin AKP’ ye ses çıkarmamalarında ki temel etken sömürü düzeninin devamıyla ilgilidir. AKP hükümeti İsrail’le ilişkileri en yoğun hale getirmiştir. Çıkışlarıyla zevahiri kurtaran başbakan, aslında girişemediği bir ekonomik ve siyasi savaşında gerçek bir mağlubudur. Dün Ergenekon adı verilen derin yapılanmaları kullananlar bugün onlardan daha fazla çıkar sağlayacaklarına inandıkları “ Ilımlı İslam ” “AKP İktidarına ” desteklerini sürdürmektedirler.  Şayet Sayın Erdoğan, Siyonistlere karşı ülke çapında hiçbir ihale vermemiş ve toprak alımına göz yummamış olsaydı, iktidarını mezarda devam ettirirdi. Suikast timi Mossad O’ nu havada karada yok ederdi. Siyonist Mos...

Çakma SOL

İsrail’ i Tel’ in mitinginden dönen kardeşimin elinde Malbora sigarasını gören Arap koşarak yanına gelip yaptığının yanlış olduğunu sinirli bir şekilde anlatınca o da sonra da içmeye devam ettiği Malbora sigarasını atmak zorunda kalmış. Bu olay bana biraz da bunu çağrıştırdı.Sen İsrail’i tel’in edersin, ardından Siyonizm’in en büyük destekçi sermayelerini destekleyeceksin.Coco Cola’yı içeceksin sonra Filistin için ağlayacaksın. 1997 dünya gelirlerinin hepsini İsrail’e veren ve bunu dünyaya ilan eden bir sermayeyi destekleyip, ardından Müslümanlık edebiyatı yapacaksın. Çakma Müslümanlar(!) Şimdi de solcu olduğu söylenen biri İMF’ yi protesto ediyor.Ama sonuna kadar dinlediği birine ayakkabı atarak. Attığı ayakkabı da dünya emperyalist Siyonistlerinin markası olan Adidas. İMF de temelinde dünyayı sömürme amaçlı kurulan ve yönetiminde Siyonist felsefeyi benimsemiş Yahudilerin bulunduğu ve yönettiği bir kurum. Siz zalimlerin gölgesini çoğaltarak son anda bir hamle yapmanızı pek bir hayrı kalmıyor. Attığınız ayakkabı İMF başkanına senin halini özetlemiştir. Şimdi sol Ülkemizde çıkmazları oynuyor. Sol bir çıkış arıyor. Sol üzerindeki ölü toprağını kaldırmak için kıpırdadıkça batıyor ve sol, sol olmaktan uzak sosyal adalet ve eşitlik, hak ve özgürlüklerden nasipsiz durumda. Derin yapılarda ki bağlarıyla örülü bir haldedir.Şaşkınlık içindeler.  Ergenekon Operasyonlarını AK Parti’nin operasyonları olarak görüyorlar.Gizli derin yapının hukuksuzluklarına sırf muhalefet etme adına karşı çıkıyorlar. Ülkede faili meçhullerle öldürülenlerin sol düşünce adamları değilmiş gibiler.Dün cenazelerde yürüyüp, İ...