>

Test Kategorisi 1

resim

En Öne Çıkarılan Yazı

En öne çıkarılan yazıya ait ön bilgiler ya da kısa bir açıklama...


Ağlayan Resim Atıldı!

Tekbirle Ağlayan Bosnalı Komutan Çanakkale' de ağlayarak dua eden Sakallı komutanları unutmadı bu millet! Peygambermizin,şehitlerimizin yardımını da unutmadı bu millet. Ordunun asıl sahibi bu millet! Asker bizim, askeriye de bizim halkımızın olacaktır!...   Başka mihrakların uşaklarına az kaldı, rütbeleri sökülecek ve zindanlar onlara merhaba diyecekler! Haksızlık ve zülümler yapanları vuracak! Zalimlerin tahtını ALLAH sallar! Onlar nerden geldiğini bile anlayamazlar! Allah İsmiyle Ağlayan bir iman ve gönüllerinde gök kuşağı dodurmuş komutanlar Diliyorum Ey Halkım!   APO'nun Resmine Şeref(!)siz Yazısı   Bu şeref! sizi kullanan derin yapıya ve bunun avukatlığına soyunan CHP'ye ne demeliyiz? 33 tane eri şehit edenere lanet ederken(ki edelim), 33 eri 33 tane peynir bidonu getirdim diye gammazlayan Pkkya bildiren subayı neden hiç konuşmadık, konuşmuyoruz.   Katilin resminden rahatsız olduk, olacağız ama onları kullanan içimizde milletin parasıyla bu millete tuzak kuran o rütbeli çete üyelerini ne yapmalıyız.   Pkkya devlet silahlarını götürenlere ne demeliyiz.PKk da, Açılım da, dünkü ve bugünkü yeni derin yapılanmalar da, siyonistlerin işbirliği ile ve CIA marifetiyle olmaktadır.   İçimizde ihanet unsuru olan ecnebilerin Türk ismi alarak geldikleri makamlarla nasıl bir örümcek ağı kurdukları ve bu ağın daha büyük yemleri avlamak için kullandıkları piyon olan Apo'ya takılı kalmak, işte budur! ancak; en sefih ideolojik körlük...Sizi tenzih ederek söylüyorum..   Allaha emanet olun!Soysuz ve soyu bozuk olanların ayıklandığı bir ülkede yaşamak ve geleceğe daha güvenle bakmak istiyoruz. Ayrımcılık yapmak iste...

Sivil Halkın İktidar Savaşı

  28 Şubat, Askeri cuntanın bariz şekildeki halk iradesini hazım edememesidir. Bıktırma ve yıldırma, siyasete ve iktidara müdahalesidir. 28 Şubat Sivil halk iktidarına karşı girişilen post modern darbenin adıdır. Halkın iktidarını hazmedemeyen elit seçkinlerin, silahlı sınıfın halka karşı zorlamasıdır, Yıldırma, baskı ve iktidarı ele geçirme operasyonudur.   Sivil cunta ile askeri cuntanın en iyi işbirliği yaptığı, paslaştığı darbedir de. Çankaya köşkündeki şâhısında işin içinde beklide bir yargılama olsa, görülecektir ki belki de başında olduğu bir darbe süreciydi. Halkın iktidarına karşı direnen bütün güçleri halkın çoğu, sağduyusuyla fark etmiştir. Askerin yaptığı dayatmayı dağdaki okuma yazma bilmeyen çoban bile anlayabilmiş ve askerin cuntacı tavrına karşı diş bilemesinin sebebi olmuştur.   Halk kendi isteklerini değil, kendi isteklerini öne alan cuntaya her zaman haddini bildirmiştir. Halkın istediklerini göz ardı eden sivil cuntalara, sivil siyasete asker vesayeti bulaştıranlara da gerekli dersi vermiştir ve verecektir de.   DYP ve ANAP siyaseten bitmiş, adları bile silinip gitmiştir. MHP ve CHP ise cuntacıların halk üzerinde sallanan cılız ve işlevsiz kılıçları ve naraları olarak kalmıştır. Sivil iktidara karşı işlevsizleştirme görevlerini yapmaktadırlar. Ama başarılı olamayacaklardır. Halkın iktidara olan güven ve itimadını pekiştirmekten başka bir işlev ve söylevleri de olmamıştır.   Halkı kendisini fişleyenlerin bugün yargıda hesap veriyor olması, tarihin cilvesidir. Hukuksuzluğun, dayatmanın adına darbe derseniz sizi hukuk çizgisine hakkaniyet ölçülerine çekecek halkın sopasını da göz önüne almak zorundasınız. Halk intikamını alır. Tarih asla affetmez. Halkın dinine, imanına, vicdanına, hay...

Halka Karşı Müesses Nizamın Son Fedaileri

Bütünüyle halka karşı eski düzeni savunan bilumum solcu ve alevi bürokratlarımız emekli olduklarında siyasete nerelerde girdiklerini de bildiğimiz bir gerçektir. Müslüman halkımızın içinden gelip de bürokrasi de yükselen birkaç kişi vardır. Onlar da rahmetli Özal’ın hatırası olarak oradalar.   Halk adına halka karşı bir siyasi duruş sergileyenlerin, halkın karşısında durularını bürokratik sorumsuzluğun terbiyesizliğinde ifadelerinde görmekteyiz. Seçilene karşı ana muhalefet edenlerden biri de yargıdır. Yargı halkın emrinde ise, halk adına karar verecekse, iktidara karşı konuşmasında da, bu halktan maaş aldığını ve hukuku eğip bükmelerinin ve ideolojik davranmalarının ilerici bir duruş veya bakış olduğunu söyleyemeyiz.   Bülent Arınç Bey güzel söylediler; ‘Cübbelerini çıkarsınlar buyursunlar siyaset yapmaya’ Ama onlar kaçak mevkide bürokratik nizamın temsilcileri olarak son debelenmelerini yapıyorlar. Yıkılmaya yüz tutmuş eski köhne düzenin sistem bekçileridirler.   Danıştay halkın beklentilerini, ülkenin selametini, ekonominin isteğini eğitim konusunda Yök’ün yetkisini elinden alarak yetki gaspı yapmıştır. Önceden verdiği kararlara muhalifler. Konu halkın beklentisi olunca; geçilmez kale oluyorlar.   Anayasa Mahkemesi de birkaç kez kanun ve nizamı kendince yorumlamış, eğip bükmüş ve mevcut nizamın korunmasında, bürokratik yapıyı halka karşı korumaya kalkmıştır. Halka muhalefet etmede derin yapı burada da kendini göstermiştir.367 kararıyla vb’leriyle halkın vicdanını kanattılar.   Şimdi de HSYK kararlarıyla müesses nizamı koruma adına siyasi kararlar vererek, halkın beklentilerine set çekmek istemektedirler. Hukuka saygı bekleyeceğimiz, ...

Asker Anayasası, Askeri Korur, Halkı değil!

  Darbe Hukukundan daha fazla millet adına bir karar beklemek saflık olur. Körler sağırlar birbirini ağırlar. Danıştay, Sayıştay, Yargıtay, HSYK bunlar hukukun üst mercileri birbirlerine mahkûmlar. Birbirlerini seçerler. Birbirlerine paslaşırlar. Çünkü birbirlerini korumak ve kollamak görevleri vardır.     Garabet hukukta değil, hukuksuzluktadır. Hukuk adına cinayetler işlenen bir memlekette, vatandaşı sağlıklı düşünmesini beklemek de pek mümkün değildir. Siz halkı sürü haline getirip, halk adına hukuk adınızla her şeyi hukuksuzca yapacaksınız ve birbirinizi de destekleyecek demeçler vereceksiniz, halk da bunu yutacak. Yok, öyle yağma Hasanın böreği.   28 Şubat süreciyle başlayan Silahlı Kuvvetlerin hızlı bir itibar kaybına benzer hukukta, itibar kaybına devam ediyor. İkinci Ferhat Sarıkaya olayı yaşanmaktadır. Savcının gözaltına alınması ve 3.ordu komutanının hukuka karşı direnişi ve bu direnişi sembolize eden sokakta yürütülen Tanklar ve askeri araçlar ile savcıların içeri alınmaması da cabasıdır.   Her pislik kokar. Kokan pislikleri de, halk dışarı çöpe atar. Yerine yenisini ve daha güzelini koyar. Askerliği kokutan cuntacıları dışarıdan gelen rüzgârların eseri olarak, temizlemek yerine keşke kendimiz yani askeriyemiz kendisi temizleseydi. O sahip çıkma ve tehdit savurmak peşinde. Bildiklerinden bahsetmekte, bilmediklerinden değil. Yapmaya çalıştıklarıyla bir yerlere şirinlik yerine, yapmadıklarıyla halk nezdinde ki itibar kayıplarını hesaba katmamaktadırlar.   Hukuk kendini yapanların çıkarlarını koruma telaşındadır. Son yapılanlar da bu minnetin mihnetinden gibi gözükmektedir. Savcının içeri alınmasına içerlemiş bir yüksek yargı değil, 3. ordu komutanını sıkıştıran ‘&oum...

Muhalefet mi, İhanet mi?

Açılım, demokrasi, derken günlerin getirdiği noktada AKP’nin bizlerin gelecek yüzünü nasıl yansıttığını sorgulama zorunluluğumuz vardır. Ama muhalefetin yaptıklarıyla meşgul bir gündem de AKP’nin yaptıkları veya yapmadıklarını konuşmamızın imkânlarını kaldıran bir muhalefet var.   Gündemi boğan ve AKP’yi halkın gözünde büyülten ve kendini küçülten bir muhalefetle karşı karşıyayız. Bu muhalefetin halk adına ne gibi faydalı işlere imza attıklarını siyasi yakın geçmişlerine bakınca sisli ve puslu bir hava görüyoruz.   Muhalif icraatlarıyla halkına ne kazandırdılar veya ne kaybettirdiler diye iktidarı değil muhalefeti sorgulamamız da, demokrasimiz ve geleceğimiz adına nem arz etmektedir.   CHP’nin 8 yılda 150 defa Anayasa mahkemesine gittiğine bakarsak çok büyük işler yapmış zehabına kapılabiliriz. Ama iş hiç de öyle değil. Adamlar halkın ve demokrasinin bugününe ve yarınına ne varsa imha edebilmek için adeta AYM önünde nöbet tuttular. CHP’nin iptalini istediği şeylere bakınca; bu ülkeye ne hizmet ettiklerini ya da bu halka nasıl ihanet ettiklerini daha iyi anlayacaksınız. Katsayı,367,Başörtüsü,2B,Fakir öğrencilere burs ve diğerlerini iptal ettirdi.   GAP’a kaynak aktarımına karşı çıktı. MHP ile birlikte hareket etmekte, ne CHP ne de MHP’liler bir beis görmediler. Sırf muhalefet etmek adına; yaptıklarına halk prim vermedi. Hala vermiyor da.   CHP halka karşı dürüst değil. Çarşaf açılımı veya Cübbe açılımı hepsi zevahiri kurtarmak adına işlerdi. Dini değerlere karşı devamlı mesafe koyan bir CHP asla samimi bulunmadı.   MHP de son meclis olaylarında, nasıl bir muhalefet anlayışına sahip olduğunu gösterdi. Genel b...

Sivil Dikta Muhalefet!

Sivil dikta söylemleri dillerine dolayanların tarihsel bir tiyatroyu canlandırmak istedikleri milletimizin malumudur. Adnan Menderes’e yapılanların, Turgut Özal’a söylenenlerin ve yapılanların aynısının Ak Parti hükümetine de söyleniyor olması tesadüf değildir.   Genç Sivillerin ve Sivil Toplum Kuruluşlarının yapılmak istenenleri görüp önceden harekete geçmeleri gereği ortadadır. Halkın taleplerini önceleyen bir iktidarı hazmedemeyenler ve onların dış güdümlü talepleri ile dillendirdikleri şeyler ülkemize yeni bir suikastın daha planladığı gerçeğini ortaya koydu.   Edirne’de STK’ da görevli binlerce sivillerle ‘Sivil Darbe’yi denediler. Ama olmadı. Askeri darbe girişimleri takibattadır. Sivil ve askeri darbeyi beceremediler. Yargısal darbeler ve e-muhtıralar da halkın teveccühünü öldüremediler.   Kapatma davası da iktidarı sonlandırmak, dünya gözümüzün içine bakarken, içteki derin yargıya rağmen başarılamadı. İkinci bir hamle kaçınılmazdı.   O da; muhalefet partilerinin hırçın ve saldırgan tutumlarıyla iktidarı sivil dikta olmakla suçlamalarıdır. Gerçekten insan muhalefeti dinlerken vahametin farkına varıyor. Muhalefet anlattıklarıyla sadece halkın kendisine muhalefetini artırmayı başarmaktadır. İkinci iktidarına rağmen, üçüncü bir defa daha iktidara aday görünen iktidarı sivil diktacılıkla suçlamak saçmalıktır.   Muhalefetin gerçekten işlevselsizliğinin altında derin güçlerin verdiği gazın etkili olması gerçeğini de görmek gerekmektedir. Halkın taleplerini savunmak ve korumak görevi olan muhalefet bir yerlere yaranma telaşıyla muhalefet görevini halkın yanı...

İsrail, israiloğullarını da Üzüyor!

İsrail İsmi İsrailoğullarını Üzüyor! israil zülmetmek ve zalimlik temel karekteri olan bir Yahudi Devleti'dir.Ayalon da bu devletin gerçek yüzünü sergilemiştir.Aşağılık siyonist çehresini,sırtlanlar gibi saldırmaya kodlanmış olduğunu, diplomasi dinlemeyen bir kuduz olduğunu, aşağılık karekterini bilen bilmeyen bütün dünyaya göstermiştir.   Tarihte yaptıkları suikastlar, toplu katliamlar saymakla bitmez. Onlar kendilerine gelen Peygamberleri öldürmekten de imtina etmemişlerdir.   Tevratta onların nasıl bir karekterde olduğunu ortaya koymaktadır. Talmut'a bakın bir cinayet şebekesinin ilkelerini bulup okursunuz.   Yahudiler siyonisttirler,ahlaksızdırlar ve atesittirler. Ama İsrailoğlullarını ayrı zikretmek durumundayız. Gerçek yahudiler de Siyonist İsrail Yahudi devletini tanımamaktadırlar.İsrail ismi gerçek israiloğullarını üzmektedir.   İslamın yeryüzünde ki en azılı düşmanları yahudilerdir. Ateistlerin de ülkemizde İslama ve müslüman halka düşmanlıklarını bu bağlam da daha iyi anlayabiliriz. Bunların çoğu maalesef Marksist ve Leninist olan ve Kemalist geçinen mason ve yahudi ve ermeni dönmelerinden oluşmaktadırlar.   Siyonist Devleti güçlü kılan bizleriz. Onların adamlarından alışveriş yapmaktayız. Onların adamlarını devlet yönetimine getirmekteyiz. Onların adamlarından komutanlarımız var. Onların örgütüne üye olan komutanlara şimdiye kadar YAŞ'da ne yapıldı.Askeriye de ve üniversitede özellikle olmak üzere onların örgütlerine üye olmak yükselebilmek için bir şans oldu bu ülkemde.   Büyük ticaretci ve turizmci olabilmenin yolu da masonluktan geçti yıllarca. Şimdi bunların kodladıkları haritalarda hatalar verdi. Artık ana...

Müslüman Noel Kutlamaz !

Noel kutlamak mı o da ney ki...   Benim Türk ve Müslüman kültürümde yok böyle birşey...   Müslüman olarak kalmak ve hristiyanlara benzememek,kendimiz olmak adına hiç kutlamadık elhamdülillah! Kutlama adına bir çekirdek çitlerseniz korkarım Allah sizi de onlarda beraber haşreder...  Sevgili Peygamberimiz (sav):   Men teşebbehe bikavmin fehuve minhum="Kim ki bir kavme benzerse o ondandır" buyurmaktalar... Biz batının her zaman kötü kopyası olduk:: Artık sorgulamak ve kendimiz olmak zorundayız.. Kendimizken daha güzeldik değil mi? Batıyı taklid; şeklimizi bozdu,ruhumuzu da ifsad etti. Gelin canlar biz biz olalım! Takvimin değişmesinin kutlanmasını anlamak mümkün değildir.Yani hergün yeni birgündür.TArihin değiştiği gündür.Şimdi bir de buna ilaveten 2009 yerine sonundaki 09 yerine 10 yazılacak o kadar.Ömrünün hesabında olmayanlar, Allah'a vereceği hesabı düşünmeden yaşayanlara söyleyebileceğimiz birtek sözümüz var. O da müslümanım diyorsa. Sizi size benzemeyene benzeten  şeyler neler? Sizin dedeleriniz böyle bir kutlama yaparak hristiyanlara benzediler mi?   Birileri hala Türk Milletini bozmak ve ifsad etmek eğilimindeler.İslamdan ne kadar kopartırlarsa bizi o kadar anadoluyu yeniden kazanıp hristiyanlaştırmış olacaklar.Eski Türklerde yılbaşını kutlamaktalardı. Diyerek pagan kültürünü bu necip millete dayatmak vazifesinde içimizde gizli hristiyan misyonerler var.   Yeniden yılbaşı rezaletlerini yaşayacak bu millet.İmanlarında şike ve şaka yapmanın dayanılmaz tezellzülünde olmamak lazımdır. Ateşe nar katmak niyetinde olmamak gerek. Ne kadar cehennem ateşine dayanabilecekseniz o kadar günah işleyin.İsterseniz büt&uum...

Vicdani Ret

      Evet ! Türk ve Müslüman genci askerliğini yapmalı!!  Ama artık ordu da milletin örtüsüyle ve askerinin namazıyla uğraşmamalı.. Ona ibadetlerini özgürce yapması için imkan vermeli ve inancına laf söyleyip onu kırmaktan da azami derece de kaçınmalıdır. Askeri okula aldığı öğrencilerin namaz kılıp kılmadıklarına da bakmamalı. İçtima saatini cuma namazına denk getirip, askerinin namazına engel olmamalıdırlar...  Onların annelerinin teyzelerinin veya yakınlarının örtüsünü bile irdelemekten de vazgeçmeli. Babasının kıldığı namazdan ve çocuğunda paçasını çemlerken, paça kıvırışından yola çıkarak namaz kılıyor diye onu fişlememeli,askeri okuldan atmamalıdırlar... Ayrıca subaylarını YAŞ'la hiç bir hukuki gerekçesi olmadan namaz kıldıkları için Ordudan ihraç etmemelidirler. Bu Orduyu imandan ve islamdan sıyırmanın bu ülkeye bir faydası yok. Ancak bunu yapanlar bu milletin öz değerlerine savaş açmış siyonist, emperyalistlerin öz kardeşleri olabilirler... Hem askerlerimize şehit diyeceksiniz, hem askerimize namazı, örtüyü, tesbihi, takkeyi suç unsuruymuş gibi lanse edeceksiniz. İçeri almayacaksınız. Bütün törenlerinize içkiyi sokacaksınız. Ama inancı ve inançlıyı asla! İnancına İrtica diye saldıracaksınız.Yoldan sokaktan cubbeli, sarıklı, takkeli, şalvarlı diye mütedeyyin insanlar toplayacaksınız. Unutmayın ki; bu topakları vatan yapanlar, dualarla akıtılan gözyaşlarıyla ve orduca kılınan namazlarla, toplu dualarla, inançla kazanıldı. Kıbrıs çıkartmasında Allah Allah nidalarıyla zafer kazanıldı.   Ben bu ordu içinde şehit olabileceğime inanmak istiyorum. Şehit olursam, geride kalan kızım,anam ve ...

Bu Eğitim Sistemi Bitmiştir

Eğitim sistemimiz bittiğini nasıl izah etmeliyim. Öğrencilerin yarış atı ve öğretmenlerin de jokey görüldüğü, Milli eğitim müdürlüklerinin organizasyon sahibi gibi oldukları, okul müdürlerinin de at sahibi, hara sahipleri gibi davrandığı bir eğitim sisteminden bu memlekete ne hayır gelir? Okullar da öğrencilere, yüksek not verilmesi istenilmektedir. Çünkü öğrencilerin, aldıkları notlar ve davranış notları onların sınav başarılarını etkilemektedir. Hangi okuldan fen lisesi, Öğretmen ve Anadolu liselerini kazanma oranları ile öğrenciler üzerinden saygınlık meselesi haline gelmiş bulunmaktadır. Okul müdürleri öğretmenler üzerinde not konusunda baskı yapmaktalar. Öğrenci velileri de öğrencisinin tembelliğine veya çalışmamasına bakmaksızın çocuğunun alamadığı notlarda öğretenleri suçlar hale gelmişlerdir. Artık ilköğretim okulları, eğitim yuvaları olmaktan çıkmış, büyük anasınıfları haline gelmiştir. Öğrenci oyalama yuvaları haline gelmiştir. Ne hayata hazırlamakta ne de gelecekte kazanacağı mesleğe ait bir yön verebilmektedir. Sınav sistemiyle varılan durum içler acısıdır. SBS siteminin daha adil olmasından çok, daha fazla koşturulan bireyler, menfaatlerin döndüğü yuvalar ve yavrular haline gelmektedir. Bu sistemle fakir çocuklarına da, eğitim de bir yer alma ve başarma şansları yok edilmektedir. Maddi durumları iyi olmayan veliler de, yaşam standartlarını daha da aşağı çekme pahasına dershanelere göndermekteler. Diğer çocuklar dershanelere giderken başarıyı yakalayacakken, kendi çocuğu geri kalsın istemediği için psikolojik aile sarsıntıları geçirmekteler. Bilgiyi kitaplardan alan ve öğrenenlerin aldıkları bilgilerin hayatlarında hiçbir şeye yaramadıklarını gör...