>

Test Kategorisi 1

resim

En Öne Çıkarılan Yazı

En öne çıkarılan yazıya ait ön bilgiler ya da kısa bir açıklama...


Ilımlı-Radikal Arasında İslam

  07 Haziran 2010, 20:53 Hasan A. Evliya   |   Haber 7 yazarı Osman Bey ve Fetullah Bey’ler eski monşerler ve salon diplomasisi dönemlerinde kalmışlar. O monşerler anlaşılan bunları bunlar gibi adamları iliklerine kadar etkilemiştir. Osman Bey, eski MSP döneminden bahis mevzu ederek, Kudüs gecesine geliyor. Kendinin neler yaptığını da anlatıyor. O zaman Dilipak’ın yerine o gecede konuşmacı olduğunu da ekliyor. Anlaşılan Osman Bey de, bir eksen kayması söz konusu gözükmektedir. Olaylardan sloganlardan ve İsrail’den gelen tehditlerden de örnekler vererek, yazısını Erbakan Hoca’nın partilerinin kapatılmasına ve gerekçelerde ki Vural Savaş’ın kullandığı çirkin dilden de örnekler vererek Fetullah Gülen’e gelip ona hak vererek yazısının amacına ulaşmış ve ana fikrini vermiş oluyordu. Nur cemaatinin İsrail’in emriyle Ak parti hükümetini destekten vazgeçmiş olma ihtimali var mı? Bütün bu demeçler bize bunu mu işaret ediyor. Bundan bahsetseniz daha iyi olurdu. Fetullah hoca ve nur cemaati hiçbir zaman Müslümanların blok halinde bir yerde durmalarını asla sağlamamışlar, hep ayrı durmuşlardır. MNP’den sonra MSP’yi ve diğer devamı sayılacak partileri de desteklemediniz. Bir yerlerden herhalde emir geldi ki onların içinden çıkan bu iktidarı desteklediniz. Size o emri veren gizli mahfiller bugün sizin bu desteği çekmenizi mi emrettiler. Müslüman halkımızı darbe ile korkutmak, böylece sinsice de İsrail’e destek sağlamakla Fetullah Hocaya aklınca destek vermek mi istemiştir?  Ilımlı İslam projesinin müdürleri radikal görünümlerden rahatsız oldular galiba. Kelime-i Tevhid İslam ümmetinin ortak dilidir, bayrağıdır, inancıdır. Darbe gaye ise, aranan bahane ...

Siyonizm Vahşeti Sürüyor

31 Mayıs 2010, 08:03 Hasan A. Evliya | Katil Devlet, Irkçı Siyonist Yahudiler, yeryüzünün en büyük katil ruhlu, insanlık haysiyetinden yoksun inanç ve davranışlarıyla vahşi hayvanlara rahmet okuturlar. Gerçek mermilerle Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı ile İsrail gerçek yüzünü bütün dünyaya sergilemiştir. Başta İngiltere ve ABD olmak üzere bütün bir batının, Avrupa’nın artık İsrail konusunda daha duyarlı ve gerçekçi tavır almaları gereği ortadadır. Gazze’de çoluk çocuk demeden katledenlerden başka ne beklenebilirdi ki… Şerefsiz Siyonistler ancak kuduz köpekler gibi insanlığa büyük bir tehdit olarak varlıklarını devam ettirmektedirler. Bunların dünya emperyalist çarklarını kırmak zamanı gelmiş geçmektedir. Ama Müslüman’ım diyen halkımızın Siyonistlerin destekçisi Dünya Yahudilerinin ürettiği ürünleri almamaları gerekmektedir. Yeniden daha sıkı bir boykota girmemiz lazım geliyor. ABD’nin Jandarmalığı biterken bir avuç İsrail neyine güvenerek sivilleri vurmaktadır. İsrail’e gereken ders her alanda verilmelidir. Derhal büyükelçimizi çekmeliyiz. Vurulanlar, ayaklarından tarananlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır. Bu Türkiye’ye meydan okumadır. Bu Tarihte kendine kucak açan ülke insanlarının torunlarına karşı girişilen katliamdır. Artık uyanma vaktimiz geçiyor. Avrupa ve onun bütün kurumlarının tek bir amacı olduğu gerçeğini görmemiz gerekmektedir. Bütün Avrupa kazanımlarımızı bir yana itmeliyiz. Gerçekçi Türk Milletinin özüne uygun tarihsel süreç göz önüne alınarak yeniden bir sistem yapılanması şart gözükmektedir. İnançlarımız, örflerimiz ve adetlerimiz yeniden eğitim ve öğretim de gündeme alınmalı ve önemsenmelidir. Tehlike İsrail, bir gemi müdahalesi olarak görülmemelidir. Bu indirme gemiye değil, insanlık duygularına bir indirmedir, saldırıdır. İnsanlara insanlık yaparsanız, sonucuna katlanırsınız tehdididir. İsrail yaptığı ayıbın faturasını derhal ödemelidir. Acımasızlığının sonucuna acımasız yaptırımlar uygulayarak gereği o...

Fuhşiyat ve Siyaset

Fuhşiyat ve Siyaset 21 Mayıs 2010, 21:29 Hasan A. Evliya   |   Deniz Baykal’ın videolarıyla başlayan ve istifasıyla sonuçlanan süreçte dini hassasiyetlerimiz ve ahlaki meziyetlerimiz arasında siyasi söylemlerimizi ve hayata bakış, ideolojik körlükte, akıldan ve idrakten yoksun başkaldırılar, şeytanca düşünceler arasında modern kavramlarla vurulan zihniyet temelimizde ki geleceğimizi yok eden bilinçlerden bahsedeceğiz. Modernleşme sürecinde, Osmanlıdan günümüze gelirken geçirilen sürece dikkatlerimiz çekmek istiyorum. Avrupa’dan alınan bütün sistemleri ve kurumları getirip bu milletin baht-ı devleti kılanlar bu süreçte sorumludur. Hangi alınan ve monte edilen kavram ve kurumların bu milletin özüne ne fayda veya ne zarar vereceği öngörülmüş tartışılmıştır. Devleti eline alanlar, yenileşme sürecine balıklama dalanlar, nerelerde nasıl eğitimler görmüşlerdi. Devlet-i Ebed Müddet olan Osmanlıyı yıkan unsurlar bugün bizimde içimizde bir mikrop gibi toplumu kemirme amacını sürdürmektedir. Tanzimat’la başlayan ve ittihatla irtifa kazanan, Milletimizin değerlerinde ki aşındırma faaliyetleri Cumhuriyetimizle hız kazanmış ve son ivmesine dayanmıştır. Halkımızın artık aile ve namus kavramları da değişmiştir. İslam’a ve Osmanlı’ya düşman olanlar, sadece düşman değillerdi. Onlar bir misyonu da üstlenmişlerdi. Osmanlı varken Hıristiyanlık yayılamıyor, din maskeli sömürü çalkarı işletilemiyordu. Hasta da olsa Osmanlı arada bir öksürüp, rahat sömürmek istenilen devletleri sömürmeye mani oluyordu. Hıristiyanların dini ve ekonomik yayılma istidadı ve Yahudilerin Filistin’de devlet kurma fikirleri, Siyonist d&uum...

1 Mayıs ve Ergenekoncu Oluşumlar

İşçi Sırtından 1 Mayıs 02 Mayıs 2010, 19:42 Hasan A. Evliya   | 1 Mayıs gösterileri bir bayram havasından çok siyasi gösteri havasında kutlandı. Kayda değer bir vukuat olmadı. Siyasi manifestoya dönüştürüldü. Çeşitli siyasi partiler, dernekler işçi sendikalarından daha öndeydiler. Alanı onlar dolduruyordu. İşçi ve emekçi bayramında; işçi ve emekçilerden çok, önde olanlar Liseli gençlerle, üniversiteli gençlerin uçta siyasi grupların üyeleri öndeydiler. Her şeyi kendimize özgü bozma ve dönüştürme kabiliyetimizle 1 Mayısı da hallettik. Dünyada kutlamalara bakın bir de bize. ADD’lileri göremedim. Nasıl olduysa muhalefet için, meydana inmemişleri. Sonradan öğrendik ki; TGB (Türkiyeli Gençler Birliği) adıyla sahadaymışlar. Başbakan Türkiyeli olmak dediğinde Türk demedi diye kıyamet koparanlara ne oldu da, derneklerinin ismini Türk yerine Türkiyeli olarak değiştirmişlerdi. ADD de Cumhuriyet Mitinglerinde kirlenen adlarını mı temizlemek derdindeydiler. Yoksa ar mı geldi yüzlerine ne? Hâlbuki bütün ADD’ciler meydanlardaydılar. Sadece adları değişikti. Kendileri yine Cumhuriyet Mitinginde ki gibi AK Parti’ye, Türk Hükümetine karşı sloganlar attılar. Aşırı bir duruma girişmediler. Polislerimizde gerekli tedbirleri almışlardı. Sağ olsunlar iyi ki polislerimiz vardı. Mitingde sloganlar ve atanlar arasında bir çelişki vardı. Hiç biri milli bir çizgide değillerdi. Türk örf ve adetlerine uygun bir görüntüleri yoktu. Hepsi blucinli ve kotluydular. Ayaklarında da marka ayakkabılar vardı. Hepsi Amerikan emperyalizmine lanet ediyorlardı. Trajik komik sahne gözlerimin önünde ...

Kara Propaganda: " Eksen Kayması "

 Eksen kayması adına yürütülen kara kampanya sahibi olan Siyonistlerdir.Bu ülkede ne zaman güzel bir şeyler olsa, bir gizli el oralardan uzanır içimizdeki maşalarını kullanarak kamuoyu oluşturup, ülkemize müdahale ederek yönetime el konulmasını veya darbe yapılmasını sağlar, memlekette kendi çıkarlarına uygun yönetimleri iş başına getirirler.   Ahmet Davutoğlu’nun  dik duruşundan rahatsız olanlar, Ak Parti hükümetini İslamcılıkla suçlama kolaylığında olarak bu mahfillerin kara kampanyalarına katılmışlardır. Eksen kayması tartışmaları içselleştirilmiş bir benimseme ile kabul görmüştür.   Yalnız MHP’nin eksen kayması sözlerinde biraz nüans farklı yaklaşımı söz konusu olsa da genel bakışıyla diğer Partilerle duruşunda fazla bir farklılığa neden olacak büyüklükte olmamıştır.   Türki Cumhuriyetlerde olanlara bakışı da göz önüne alınmalıdır.Kırgızistan’la ilgili bir çalışma yapmalıydık.NATO’dan ve AB’den bağımsız bir kişilik ve kimlikle yoluna devam eden bir ülke görüntüsünde olan Türkiye’ye yakışan da budur.   İsrail’in yalnızlaştırılması,Türkiye’nin uluslar arası çabaları takdire şayandır.İngiltere;Ab ülkeleri ve Avrupa artık İsrail’i eskisi gibi savunabilir bir müttefik olarak görememektedirler, eleştirmektedirler. İki devletli bir çözümün kaçınılmaz olduğunu söylemektedirler.   Türkiye dar görüşlü politikalarla, uydu olarak yoluna devam etsin isteyen dış güçler ve onların iç uzantıları eksen kayması tartışmasını başlatmıştır. Bu da İsrail’in ve onun destekçilerince başlatıldığı apaçıktır.   Ter&o...

Nasıl bir Cumhuriyet?

Halkın isteklerinin iktidar olduğu, çoğunluğun dediğinin olduğu bir ülke yönetim biçimi olması gereken cumhuriyet, günümüzde varlık mücadelesini veriyor. Yapı taşlarının, takozların ve kendini Milletin üstünde gören çeteleşmiş bir devletin varlığına son verilirken, halkının ve gerçekten haklı olanların yanında, onların müreffeh bir düzeyde modern çağın icaplarına uygun bir medeniyet imkânları sağlamak görevidir. Devleti eline geçinenlerin onlarca yıllardır, cumhuriyeti koruma kelimeleriyle kendi çıkarlarını korumuşlardır.   Dikta hevesleri halkın devletini korumaktan değil, kendi menfaatlerinin devletini korumaktan kaynaklanmıştır. Halka karşı korunan bir rejimin kime hizmet ettiği ve edeceği ortadadır. Derin çeteler, mafyalar, halkı yargısız infazlara, fişlemelere tabi tutmuşlardır. Halkına suçlu muamelesi yapan bir devletin neresi medenidir. Halkına tepeden bakarak onları suçlamak ve rejimi korumak adına işlenen cinayetleri İslam’a ve Müslüman Halka yıkma gayretlerine katılan cumhurbaşkanları, yargı ve medyayı gördük. Danıştay cinayetinin hemen ardından caninin silahı bile soğumamışken;  yapılan açıklamalar ve medyanın tavrını yeniden hatırladık. Bu bir ezici kumpastı. Halkı ve onların iktidarını hazmedemeyenlerin, kurgularıyla yönetilmiş bir devlet ilk defa faili meçhul vermeden tesadüfen bir polis memuruyla faili yakalıyordu. Cumhuriyetimizin bir kurgunun eseri gibi duruyor olması halkı rahatsız etti. Avrupa’nın dayattıklarının Lozan’la şekillenmiş ve halka rağmen, halk için yapılmış, çeşitli kıyımlar olmuş, halkla cumhuriyet rejimi arasında devamlı bir soğukluk bulunmuştur. Şimdi halkla devletin barışma zamanı geldi, geçiyor. Ya şimdi, ya da asla! Devlet içinde eli silah tutan güçlerle-yargının...

Yeni Anayasa ve Ergenekon Partileri

  Editör   |   Ergenekon Partisi muhalefetle birlikte harekette. Ergenekon içerde değil dışarıda. Ergenekon ülkenin Türk insanının Anadolu’ya giriş sürecini ona daraltmak için kurgulanmış dış mihraklı iç terörümüzdür. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında ki halka karşı işlenen cürümlerden beslenen ve devletleşen Avrupa hastalıklarıyla gelişen bir virüsün yaşamına son verecek bir yazılımın Türkler tarafından keşfedilmesi sürecinde gelinen son noktanın kargaşa için son çırpışlarına şahitlik etmektesiniz. Ahmet Türk’ün ve Bakan Taner Yıldız’ın burunlarının kırılması, Çankırı Ak Parti'li Belediye Başkanının elmacık kemiğinin kırılması, PKK’nın yaptığı izlenimi verilen Asker ve polis şehitlerimizin çoğalması ve cenaze namazlarının provoke edilmesi hepsi değişim sancılarının ağır histerik deprenişlerini ifade etmektedir. Son çırpınışlar ve toplumu karıştırabilme ümitlerinin son fasıllarıdır. Bunlar bitmeye ve yok olmaya mahkûmdur. İktidar değil değişimi yapan, iktidarı değişime iten halkın bizzat kendi karar ve azimleridir. Türkiye büyük olma yolunda bütün ağırlıklarını atacak azim ve kararlılığa sahiptir. Ülkenin önüne dikilmek istenen engelleri aşmak, terörü kınamak ve terörün toplumu içine kapatma isteğine inat daha bir aydınlığa açlık hislerini canlandırmak gerekmektedir. Halkı bezdirme yanında, iktidarı da yapacağı yasal değişikliklere oluşacak açık toplum ve daha demokratik bir düzenden rahatsızlık duymaların ifadesi şehitler, cenazeler, yumruklar, provokasyonlar… İlk Anayasa maddelerinden ikisi geçti. Halkoyuna sunulacak rakama ulaştı. Başbakan bu iş için nasıl canla başla çalışıyor, muhalefet nasıl canla başla ...

İtikadi Sapkınlığa Cebriye

    Editör   |   Haber Onay facebook grubuna atılan bir video üzerine yazılan yorumumuzun editörümüzün kaleminden çıkmış olması nedeniyle burada yayınlıyoruz: Özgür irade ile yaratılmış olmanın dua etmeye, dua  etmenin de kadere ne gibi olumsuzluklar çağrıştırdığını anlayamadım. Burada bir ard niyet sezinledim.Kaderi mi, duayı mı neyi neden ve nasıl inkar ediyorsunuz.Okuduğu kitabın ne kitabı olduğu kim tarafından yazıldığı ve sayfasının da verilmesi gerekmez miydi? Kaderi inkar ehl-i sünnetegöre küfürdür.İmanın şartlarından biridir.Kimsenin saf bir niyetle kandırılmasına asla taammül göstermemiz söz konusu olamaz.Cebriyenin görüşleri itikadının ne derece bozuk olduğu İslam alimlerince tesbit edilmiştir.Bu söylenenlerin çok eski olduğunu ve İslam Dünyasında taraftarı kalmadığını biliyoruz. Bunların tekrar tekrar ısıtılarak müslümanların gündemine sokulmasının müslümanlıkla izah edilemiyeceğini, müslümanların itikadına tasallutun, müslümanları köleleştirmenin de alyapısını sağlamak olduğu bilinciyle diyoruz ki bu görüşler bayat değil, tedavülden kalkalı asırlar oldu. Siz ve sizin gibileri cahil halkın kandırılmasında ki, etkin çalışmalarınıza verilecek cevapları bulacaksınız. Siz birilerinin direktifleriyle okuduğunuz belli olan kitabın itikadını bu millete dikte edemeyeceksiniz. "Hanif olma", deyimi " ibrahim dinler" deyimi son zamanlarda hristiyanlık propagandasının bir litaretür tesbitidir.Onların Müslümanları hristiyanlaştırma ameliyesine katkıların" diyolog" gibi safsatalarla artarak devam ettiğini de bilmekteyiz. Ehl-i sünnetin dışında ki bütün sapk ve sapkın fikirere karşı durabilecek güçte ve dirayette i...

Muhalefetin acziyeti TESLİMİYETTİR!

 Allah bu millete tepeden bakanları asla affetmeyecektir. Halkımız da affetmez... Sesini çıkarmıyor değil, onların istemediklerini iktidara getirerek tepkisini veriyor ama... Hala akıllanmıyorlar, şimdi de yargı... Halkın karşısında kaybetmeye mahkûmlar! Tayyip Bey halkın nabzını iyi tutuyor ve restlerini görüp,' restinize rest ulan! ' diyebiliyor, halkın gözünde büyüyor. Partisnin önünde bir karizmayla başladığı siyasetine yine partisinin üstünde bir oya taşıyacağa benziyor. Muhalefet partileri Tayyip Bey’in ulus boyutunu aşan karizması altında psikolojik ezikliklerini ezmek için halkın kendilerine verdiği demokratik haklarını koruma görevini de bırakıp, unutmuş görünüyorlar. MHP’nin yaptığına bakın, meclisi terk ediyor. Halk onları meclise kendilerine hayır olacak işlerde bulunsunlar diye gönderdikleri halde. Belki sağdan veya soldan insanlar Tayyip Beyin İdeolojik duruşunu sevmediği halde yaptığı yasanın halkının ve geleceğinin hayrına olduğunu düşünerek oy vereceklerdir. Halk partilerin körlüğünden kendini kurtarmaktadır. Halkı ideolojik körlüğe mahkûm etmek isteyen darbe yanlısı yasanın kaldırılışında demokrasi ve halkın adına bir şey yapmayanları halk gerektiği, layık oldukları konumda tutmaya ve asla onlara iktidara götürmemeye kararlarında ısrarlarına yardımcı olacaklardır. Artık derin yapı iyice arsızlaşmıştır. Yargı elinde rahat olan derin yapı kendilerine kale edindikleri bu bürokratik oligarşisini halkın üzerinde demoklesin kılıcı olarak sallamakta ve bunu da demokrasi adına savunduklarını söyleyecek kadar da basitleşmektedirler. Son salıvermeleri ne hukuk varsa kabul edebilir ne de bunu halkın vicdanı kabul eder. Bu sataşmalar ve savaşma stratejisi ile hükümete darbe hevesleri devam ettiğini göstermektedir. Ama Tay...

Siz CHP 'leşmektesiniz?

 MHP kendisi olmayı bırakıp, muhalefet yapacam derken, CHP'leşmekte ve onun dümen suyunda rota çizmektedir.Bu gidişat MHp yi eritecektir.Anayasa çalışmlarına katılmak ve oy vermek görüş belirtmek yerine, Chp nin söylemine sahip olunması, ANAP ve DYPnin meclise oylamaya katılmamasını hatırlatmaktadır.Halk onlara gereken cezalarını verdiler.   Siz mhp olarak, Dsp'ye payanda oldukan sonra bir de; yerel seçimlerde Chp ye destek ve payanda oldunuz...Sırf Ak parti kazanmasın diye...   Siz Gönül ve ülkü bağı dolayısıyla MHP'li olanları, olması muhtemel insanları da kendinize böylece küstürmeye ve omurgasız bir siyasi düzleme gelmiş bulunuyorsunuz.Sizleri halkın içinden bir olarak uyarmak istiyoruz.Tabiki siyaset sizin işiniz;oylar bizim söylediğimiz tek sözümüz...   Biz söz söyleriz kurşundan sert, ok gibi hedefine kilitli. Biz halkız tam 12 den vururuz.Sizin Cumhurbaşkanlığı seçiminde meclise girmek dışında hafızamızda demokasi ve halkın çıkarları adına yaptığınız hiç bir olumlu eleştiri ve muhalefet davranışı göremedik.   Chp'nin küçük kopyası olmaktan, ruh ikizi olmaktan hiç rahatsızlık duymadınız.   Muhalefet yapmayı bağırıp çğırmak sayıyorsanız inanın hiç hoş gelmiyor. Bizim fikir diye dinlemek istediğimiz şşeyler siz de bulunmuyor.Varsa da bağırmanıza tıkadığımız kulaklarımız duyamıyor. Siz Mhp'nin başında olmakla yetinebilirsiniz. Ama halkın muhalefete ihtiyacını doğru var. Doğru muhalefet yapılamadığı, halkın tercihlerini iyi okumadığınız içindir ki halkın teveccühü 3 dönemde Ak Parti iktidarına yöneliktir.   Ben bu ülkede muhalefetin halkın çıkarlarını korumak ve kollamak yerine marjinal taraftarlara s...