>

Test Kategorisi 1

resim

En Öne Çıkarılan Yazı

En öne çıkarılan yazıya ait ön bilgiler ya da kısa bir açıklama...


İki kadın arasında bir polis memuru

  Hasan Ahmet Bu kadar basit mi? İki kadın bir adam mı, olay.Hayır, bir iş var işin içinde. Hanefi Avcı’nın eşi çıkıyor güler yüzlü bir şekilde konuşuyor.Diğer konuşlandırılmış kadın çıkıyor o da konuşuyor ama gülerek..Herkes rolünü biliyor ve oynuyor.   Sevgilisi olan boşanmış kadın çocukları var.İlginç bir şekilde kocasından boşanıyuor ve bu bey müdürle ilişki içine giriyor.Onun çocukları ve diğer eş olan kadından olan çocukların psikolojilerine bakan, aldırış eden kimse yok.Ne kadar vurdum duymaz  bir yapıya gelmişiz. Bir koca emniyet müdürü ve girdiği yasak ilişkisi ile gündemde.Terör örgütüne yardım ve yataklığından daha az vahim bir tablo değil bu hani.   Sevgilisi Kezban, söylemek istemiyorum deyip başlıyor söylemeye.Ne kadar kurgu ve kurgulanma varsa sırıtıyor burada ki tablo da.Fetullah Gülen v.s bunlar işin kılıfı, komple teorisyenlerinin ürünü bir yapı.Kitabın çıkışı zamanlama ve kitapla ilgili gerçekler gizli olduğu yerde hakikatleri açıklıyor aslında.   Avcı’yı avladılar ve kullandılar.Terör örgütü ve o örgütü kullananlar da Avcı’yı kullandılar. Avcı da bağlı bulunduğu Devlete değil, devleti kullanan güçlere teslim olmuştu.Teslim olduğu derin yapının bir eseri sonucu olarak da teröre yardım ve yataklık yaptığına dair kuvvetli deliller nedeniyle hiç hesabında olmayan bir şekilde tutuklandı.   Avcı’nın kitabı ve çelişkileri ile kitabın birilerinin elinin ürünü olduğu gerçeği de ortaya çıktı. Kitapta ki cümle kalıpları ve kelimelerin ifade ettiği gerçek kitaba birilerinin katkıları ve ilaveleri olmuş olduğudur. Kesinlikle bir elin ürünü değil.Burada gizli ...

Ramazan; Gönül Bahçemizin Amel Havuzu

Bayram sevinci,ramazanın gidişinin hüznünü kapatıyor. Dualara kilitli, Allah tekrarına kavuştursun diye mırıldanıyorken dudaklar, gönüller titriyor. Yaslı gibi, bir büyüğünü kaybetmiş gibi, Ramazanına elveda derken, yeni Ramazanlara gebe bir hayatı gözlüyor insanlar!   Devşirme imanlarda yankı bulmazken Ramazan, umursamayanlar Allahın kelamını nasıl da kutlayacaklar da Allah’ın müminlere tuttukları oruçlara mukabil hediye ettiği Ramazan bayramını.   Bir ramazanı geride bırakırken teravihlerde  ki eski hazları aradık durduk,ama bulanlara aşk olsun dedik! Ne camilerin dolduğunu gördük,ne de saflarda düzgünlük ve sıklığı … Saflarımız gevşekti. Dargın gibi,küs gibi duruyorduk saflarda. Sosyal hayatta kardeşliklerimiz ne kadar zayıfsa saflarımız da öylece zayıftı. Biz ne kadar ayrı durursak, düşmanlarımız o kadar mutluydu. Allah ve İslam düşmanları sevinçliydi. Çünkü rahattılar; Müslümanlar oruç tutarlarken onlar özgürce yiyorlardı. Hele bir de oruçsa karşıdaki Müslüman keyiften çılgınca bir haz alanlar vardı. Sigarayı yolda oruç tutan Müslüman’ın üzerine üflerken pis bir haz alanlar da yok değildi hani.   Kur’an ayıydı ramazan. Bazı Müslümanlar bu ramazanda da ellerine almadı o mübarek kitabı. Yine yenilemediler ramazanlarını.Yine fayda değil zararlara gark oldu bazılarımız. Kur’an’sız izansız bir ömür gelip geçerken, hiç de rahatsız değiliz yine.   Kur’an ayında kadir gecelerini bir güne sıkıştırmış,dini kandillerin dini haline getirmiş,gelenekselleştirilmiş bir dinin uydurma rivayetlerin, İsrailiyatın, Olmayanların yorumlar ve anlatımlarla hikayeleştirilmiş ve bunları içselleştirilmiş din anlayışları i...

Yargılarımızı değiştirdi bu yargı

Yargılarımızı değiştirdi ve geliştirdi bu yargı. Yüksek duygularımızı zedeledi. Adalet duygularımızı imha etti. Yok, etti bütün iyilik duygularımızın içine. Adalet, atalet içine girdi. Tuz koktu dedirtti insana. Tuz koktuysa; memleket mi kalırdı? Bütün terörü besleyen unsuru gördü halkımız. Orduya verilen darbe yapma cesaretini de gördü. Ayırımcılığı hissetti iliklerinde. Gözlerine battı bir çöp gibi yargı. Yargı besledi kargayı, kargada oydu milletin manevi hassasiyeti, milli duygularını. Ama bitiremedi kargalar leş diye üşüştükleri vatanı. Vatan ayağa kalktı, attı bastonunu eline verenin kafasına. Mahcup bir eda gibi gelirken referandum. Amerikalı zencilerin hürriyeti istemeyişleri aklıma geldi. “Hayır” sesleri, korku rejimini pompalayanların vesayeti esaret kıldıkları argümanları oldu hep. Geçmişe ait ne varsa inkâr edildi. Geleceğe ait ne varsa onlara da şimdi hayır dedi aynı zevatlar. İnkâr psikolojisi ile uydurma bir devlet ve bir Milet oluşturdu emperyalist işbirlikçileri. Eskiden Osmanlıydı herkes. Şimdi Kürt var, Türk var… Ayrışımın, parçalamanın en güzel vahşetini vesayetçiler yaptı bu ülke de. Yargını desteğinde ki darbeciler; akla ziyan işkenceler ve öldürmelerle halkı sindirdiler. Pusuları, öldürmeleri bile kutsaldı onların. Çünkü rejim onlarındı. Onlar kurtarmıştı bu milleti geçmişten, gericilikten.. ve şimdi gelecekten kurtarma zamanıydı. Ve Hayır diyor aynı zevatın mirasyedi çocukları. Halka rağmen halkçı geçinenleri… Halka rağmen iktidar devşirdiler. Halk onlara iktidar vermedi, despotluklarından sonra… Ama onların despotluğu bitmedi, iktidar oldular hep vesayetle, orduyla, yargıyla, medyayla… Halk anladı onların ne mal olduğunu, zaten biliyordu da… Ama ari...

REFERANDUMDA EVET

Haber Onay sitesi ettör ve yazarı Referandumda evet demenin zaruretini anlatmaya gerek yoktur. Demokrasiye inanan, siyasi parti olduğunu söyleyen, demokratik siyaseti benimseyen, vesayete asla razı olmayan, hak ve özgürlüklerden yana olan, medeni dünyanın nimetlerinden faydalanmak isteyen, fişlenmekten rahatsızlık duyan, Yaş’lanıp hukukla kurulanabilme olasılığını bulamayan ve bir ekmeğe muhtaç hale getirilenlerin büyükçe bir evet dediklerini duyar gibiyim. Askerden Yaş’lanıp, tuşlanan o kadar değişik görüşlerde insanlar tanıyorum ki yasanın çıkmasını bekliyorlar, haklarını alabilmek için, hukukun üstünlüğünden korkanların vesayet rejiminin bir parçası olanların hayır dediklerini görüyoruz. Derin yapının çakıl taşları referandumda hayır demenin bahtsızlığını yaşıyorlar. PKK silah bırakmak istiyorken bile saldırmaktadır. Aslında PKK’nın devlet ve asker içinde bağlantıları olduğu gerçeği de iyice gün yüzüne çıkarken vicdanlar sızlamaktadır. Genel Kurmay sessizliğe bürünürken, Ak Parti’den bir mert ses ilk defa bugün(cumartesi) geldi. 30 yerde seyredilen görüntüler nasıl da gizlenmektedir. Neden üzerine gitmek yerine, GKB bu görüntüleri basına kim sızdırdığı araştırmaktadır.  30 ayrı noktaya baskın düzenlemektedir. Bu utanmazlık ve millete büyük bir saygısızlıktır. Başbakan GKB’nın istifasını açıkça istemeliydi. YAŞ da GKB’nın kendini garanti altına almak istediğini görmeli ve onun kameralar önünde yaptığı sorumsuz demeçlerinin hesabını vermelidirler. Emeklilik onlar için rahatlık değil, hesap vermelerinin sağlandığı hukuki yapı işletilmelidir. Halka karşı hiç kimse sorumsuzca davranamazlar. Yargılanmak ve aklanmak herkesin hakkıdır. Ba...

Oyuncu değiştirerek Gladio 'ya Devam!

Oyuncuların başında Fetullah Hoca,bütün oyunun içeriğinden haberdar olması gayet doğaldır..Önemli olan senarist kim? Bu senariste yakın olanlar kimler?İslamı teslim alanlar ve islam olanlar aynı kategoride bulunabilirler mi?   Hem küfürden yana gönlü olanın İslama ve müslümanlara hayrı olacağına inanmak ne gaflettir... İslam'ın en büyük  düşmanı yahudiler olduğuna göre onların koltuğunda islama hizmet nasıl oluyor ki...   2.Abdülhamit'in hallinde rol alan dini kisveli insanları araştırın bir şekilde Yahudilerle gönül birliğini görürsünüz..Tarihin tekerrür etmesini sağlayan ise İslamı gerçeğinden, cemaat dinine dönüştürmekle sağlamaktayız... Ergenekonun yaptığı olaylar,Pkk ve diğer siyasi partiler ve de liderlerinin çoğunun ergenekonla ilgili olduğunu biliyoruz.Bütün bunları kullanan güç İsrail,bunu bilmiyorlar mı?Biliyorlar lakin sözünü etmiyorlar,çünki İsrailli amerikalılar,oyuncu değişikliğine gittiler,Ergenekonu alıp,yerine Ilımlı İslamı başrol oyuncusu yaptılar...Başrolü de ikiye böldüler;Toplumsal kısmı Fetullah Gülen cemaatinin, Siyasi kısmı da Ak Partinindir.   Ergenekona çok kızgın olduğumuz için,sistemi temsil eden güç olarak İslama ve müslümanlara çok çektirdiler,reçete olarak Seküler İslam, Ortodoks İslam, Light İslam anlayışı ile Gerçek İslamı iktidar olmaktan çıkarıp kendi çıkarlarını da korumuş oldular.   Ergenekoncular 28 Şubat sürecinde güçleriyle yaptıkları,rezillikleri unutmadık.Ülkemizin ekonomik olarak tam da toplanmaya başaldığı bir süreçte sırf maddi çıkar ve iktidarları için yapmadıkları kalmamış ve 28 şubat son...

Türkiye'yi ittihatçı-masonlar mı yönetiyor?

Cemaat örgütlenmesine karşı çıkıyorlar,ama yıllardır bu ülke bu zihniyetten çekti...   İnsanların birarya gelebilmeleri ve bir işte güç birliğine gitmeleri güzel bir şey...   Bu Medyada da tekelleşmeyi önledi, siyonist medyanın ülkemizde elde ettiği güç ve yaptırdığı haberlerle yönelttiği gürühla ülke ne hale geldi biliyoruz...   Chp de ki depremde ki parmakları da malum! Ama solcular bunu görmek istemiyorlar,solcular Kılıçdaroğlu gazıyla mutlu oldular sosyalist toplum bunun için gizli eli göremiyor...Ha diyecekseniz cemaatlerde gizli el yok mu? Açıkca ve net düşüncemi söylüyorum ki;gizli elin altında olmayan ne cemaat,ne parti,ne de toplum kaldı... &&&&&&&&&&&&&&& Halkı sürüleştirenleri ve geriye dönüp bakmayı da bilmemiz lazım.Yani eleştirmek tek yönlü olmamalı,görmek istediğimizi görmek,ideolojik gözlükle bakmak çare üretmeye yetmiyor.Yıllardır devletimizin ideolojik bakış açısı milleti bu noktaya taşıdı.Siz dini eğitimi vermeyi laikliğe aykırı diye reddederseniz,yeterli kadar dini eğitimi verdirmezseniz bu milletin şıhların esaretinde sürü haline geldiğinden şikayet etmeye hakkınız olmaz. Tesbitleriniz çok güzel ve doğru ama çare ne,derdin kaynağı kim... Siz hastalığı gösteriyosunuz,kaynağını göstermiyor ve tedavisine işaret etmiyorsunuz.Siz şikayet ediyorsunuz,görüyorsunuz ama bakışınız da noksanlıkları da dile getirmek zorundayız.Bu sizin değil,devletin bakış açısı da sakat...Devleti kutsayan bir anlayışın getirdiği korkunç sonuç insanların ilahlaştırılması ve insanların sürü psikolojisiyle yönetilmesidir.Yukarda ki yazımda da belirttiğim gibi o gizli el bun...

İki kadın arasında bir polis memuru

  Hasan Ahmet Evliyaoğlu yazdı   Bu kadar basit mi? İki kadın bir adam mı, olay.Hayır, bir iş var işin içinde. Hanefi Avcı’nın eşi çıkıyor güler yüzlü bir şekilde konuşuyor.Diğer konuşlandırılmış kadın çıkıyor o da konuşuyor ama gülerek..Herkes rolünü biliyor ve oynuyor.   Sevgilisi olan boşanmış kadın çocukları var.İlginç bir şekilde kocasından boşanıyuor ve bu bey müdürle ilişki içine giriyor.Onun çocukları ve diğer eş olan kadından olan çocukların psikolojilerine bakan, aldırış eden kimse yok.Ne kadar vurdum duymaz  bir yapıya gelmişiz. Bir koca emniyet müdürü ve girdiği yasak ilişkisi ile gündemde.Terör örgütüne yardım ve yataklığından daha az vahim bir tablo değil bu hani.   Sevgilisi Kezban, söylemek istemiyorum deyip başlıyor söylemeye.Ne kadar kurgu ve kurgulanma varsa sırıtıyor burada ki tablo da.Fetullah Gülen v.s bunlar işin kılıfı, komple teorisyenlerinin ürünü bir yapı.Kitabın çıkışı zamanlama ve kitapla ilgili gerçekler gizli olduğu yerde hakikatleri açıklıyor aslında.   Avcı’yı avladılar ve kullandılar.Terör örgütü ve o örgütü kullananlar da Avcı’yı kullandılar. Avcı da bağlı bulunduğu Devlete değil, devleti kullanan güçlere teslim olmuştu.Teslim olduğu derin yapının bir eseri sonucu olarak da teröre yardım ve yataklık yaptığına dair kuvvetli deliller nedeniyle hiç hesabında olmayan bir şekilde tutuklandı.   Avcı’nın kitabı ve çelişkileri ile kitabın birilerinin elinin ürünü olduğu gerçeği de ortaya çıktı. Kitapta ki cümle kalıpları ve kelimelerin ifade ettiği gerçek kitaba birilerinin katkıları ve ilaveleri olmuş olduğudur. Kesinlikle bir elin ürün...

Kürtlüğü Kullanlar Kürtler Değil!

Kürtler kürtlüğü kullanmazlar.Türklerin Türklüğü kullanmasından da rahatsız olsalar da tarihi derin bağlar nedeniyle;İslamla özdeşleşen bir İsim olması hasebiyle;Türk ismini bir üst kimlik olarak dini bir terim gibi algılarlar.   Asla Kardeşlerine ihanet etmeyen kürtler,ne oldu da bir yerden sonra isyan noktasına taşındılar. Bunu kışkırtanlar,kürtlüğü kullanan siyonistler,global emperyalist kafirler ve onların içimize yerleştirdiği yerli işbirlikçi ajanlarıdır.   Bizim kardeşlerimizle bir problemimiz olmadı ve olmayacaktır da.Lakin devletimizin kurulmasında ve osmanlının yıkılmasında rol alanlari II.Abdülhamid'e hal fetvasını sunan azınlıklardır.Bunların içinde bir tane ne Kürt ve ne de Türk vardır.   Ama ne oluyorsa Osmanlı yıkılıyor.Osmanlı yıkılmadan önce bile Kürt kardeşlerimizi kışkırtmak isteyenler, kullanmak isteyenler oluyor.Ama kürt alimler bu teklileri asla kabul etmemişlerdir. Ülkenin kurtuluşunda kanlarını döken kardeşlerin ülkenin bağımsızlığından sonra bilinçli bir asimile politikalarına uğratılmak istendiği gerçeklerini de grmemiz lazım gelir.Buna rağmen kardeşlerimiz bize ihaneti asla seçmediler.   Kürtlere zülmeden bu devlet, bütün halkına aynı şeyleri reva gördü.Türkü kürtten ayırmadan zülüm ve baskılarla sindirildik. Pervasızca uygulanan zülümleri tarih,yalan söyleyen resmi tarihe inat sillendirip geldi.Ama resmi ağızlar ve onların şekillendiricileri bu halktan kendi tarihlerini bile esirgeyip,sakladılar.Kendi tarihi belgelerini atık kağıt diye komşu Yunanistana verdiler.Meriç nehri atılan elyazması kitaplar ve arşivler yüzünden mürekkep aktı.   Şimdi o kitap ve arşivlerimizi silenler,halkımızın beynini imha etmek iç...

Yazarlarımıza ve Yazmak İsteyenlere

Hepinizi Saygı ile selamlıyorum! Haber Onay Sitesi < http://www.haberonay.com/ > olarak büyürken,sizleri de aramızda görmekten,yazılarınızı,eleştirlerinizi, görüşlerinizi ve önerilerinizi beklemekten ve dinlemekten mutlu olacağız..Sitemizde yazmanız sizi ve bizi de büyütecektir.Sitemiz yeni tanınmakta olup, hızlı bir trendle yükselişe geçmiş bulunmaktadır. Bu nedenle şablonumuzu da değiştirmek durumundayız. Umarım yarından (22 haziran) itibaren, yeni bir çehreyle karşınızda olacağız. Sitemiz yazarı olan, yazar arkadaşlarımızdan özür diliyoruz.Geçici bir süreliğine yazıları giremeyecek arkadaşlar yeni şifrelerini alana kadar yazılarını mailden bize atabilir ve şifrelerini isteye bilirler. Artık sitemizde yazmak istemeyen veya yazılarının yayınlanmasından vaz geçen arkadaşlarımız olursa saygı ile karşılayacağımızı bildiririz. Helalliklerini de istirham ederiz. Yazmak veya yazılarını yayınlamak isteyen veya istemeyen arkadaşların irtibata geçmelerini istirham ediyorum. Site olarak,şu veya bu fikrin işçisi veya hizmetçisi değiliz.Elbette fikirsiz değiliz. Biz sadece doğruların hizmetinde ve Hakk'ın, haklının ve halkının yanında olan bir site olmayı arzulamaktayız. Milli hassasiyetleri olan ve bunu asla maddi hiç bir değerle ölçmeden, milli ve manevi değerlerimize saygılı, tarihi köklerimizden, iyi veya kötü dersler alabilen ve böylece bir bakış açısı ortaya koyan bir çizgide olmak amacındanyız. Bizim yanımızda bize destek olmak arzusu ile sitemizde yazarlık yapmak isteyen bütün kardeşlerimize kapımız açıktır.Şuan maddi bir kazanım seviyesinde olmadığımız için, maddi bir teklifimiz olamayacağı ve sizin de olmayacağı ümidindeyim. Yeni sitemizde köşe yazarı olan ve olmak isteyen arkadaşlarımızdan en az 2-3 yazı istemekte olduğumuzu, bunun dışında yazarlık düşüncesine kapalı olduğumuzu da bildirmek isteriz. Az ve devamlı takip edilen yazar kadrosu oluşturmak ve okuyucuya kendisini kanıtlamış bir rüştle yoluna devam etmek isteyen bir site olacağız. Bi...

Terörün hedefi ve imhası:

20 Haziran 2010, 01:14 Hasan A. Evliya   |   Terör nereden geliyor ve hedefi nedir? Tespit ve tahlillerle neler yapılacağı ve yapılması konusunda adeta bir basiret tutulması yaşanmaktadır. Terörün merkezinde; büyük İsrail; Amerika ve küçük Amerika; İsrail bulunmaktadır. Bunun tarihsel dönüşüm ve kesişişiyle, muharref Tevratsal inançlarıyla Siyonist düşünceleri ve düşüncelerin uyuşturduğu batılı Siyonist Hıristiyanları (Evangelistleri)  görmekte fayda mülahaza etmekteyiz. Tapınak Şövalyeleri ile Siyonist işbirlikçileri içimizde temizlenmelidir. Bugün yargısal batıklık Türk Milletinin özünden Terörden daha az yara değildir. Adaletin salıverdiği adalet duygularımız, şehitlerin alıp götürdüğü ve coşturduğu duygularımıza paralel gitmektedir. Bugün yargıda olanlarla, dağlarda olanların bileşkesi de alınmalı ve hesaba katılmalıdır. Yargıtay’da bir hâkim, telefon dinlemelerinde ismi geçen ve çift isimli olan gözlüklü şahısın Apo’nun fikir babası ve PKK’lılara selam gönderen şahısla sarmaş dolaş oluşuna da dikkatleri çekmek lazımdır. Kafesin sahipleri ve Erzincan’da ki halka komplo kurucu savcı ile,14 sanık’ın salıverilmesi, Haberal ile ilgili yargı kararları ile Ergenekon’a nefes aldıran üst yargının PKK’yı kullananlarla aynı düzlemde düşünce birliği etmediklerine dair bir delilimiz var mı? Bunların rastlantılarını da ele almalıyız, konuşmalıyız. Siyasetin içinde de olup bitenleri de PKK ve şehitlerimizle ilgili gelişmelerle birlikte ele almak zorundayız. CHP’de olanlar, Baykal’ın gidişi ve Kılıçdaroğlu’nun gelişi ile terör karşısında ve Gazze’ye yardım götüren Mavi Marma...