>

Test Kategorisi 1

resim

En Öne Çıkarılan Yazı

En öne çıkarılan yazıya ait ön bilgiler ya da kısa bir açıklama...


Dünya Kendini Arıyor

 Değerlerini arayan ve bulması kuvvetle muhtemel bir topluluk İslam Âlemi… İslam Âleminin kendi değerlerini bulmasına öncelikle kendisinin ihtiyacı var. Bunun bilincinde bir topluluk var karşımızda. Bu İslam dünyasını sömürmekte mahir olan haçlı zihniyetli, sömürgeci, talancı ülkeler ise telaşa kapılmış durumdalar. Artık Batı Medeniyeti batmaya başladı. Bitişini ilan etti. İflasın eşliğinde ve eşiğinde oluşunu saldırgan ve yağmalama telaşıyla sırtlan oluşunu dünyaya gösteren tavrıyla ispatladı. Libya burada bir dönüm noktası olarak duruyor. Türkiye ise bu saldıranlara karşı insanlığın sesi ve duyarlılığın ifadesiyle yeniden dünyada ki adaletin tesisinde rol almaya başlamıştır. Dünyanın jandarmaları kendi soygunculuklarıyla dünyayı bitirdiklerinin farkına varmış olacaklar ki, başoyuncu ABD Türkiye’yi dinliyor ve ondan aldığı fikirleri değerli bulup, ona göre de pozisyon alma yönünde tavırlar sergiliyor. Hatta dünyanın Ortadoğu ve İslam Âlemiyle ilgili bölümünü Türkiye’ye bırakmakla kalmayıp, Şımarık Avrupa’ya da ders veren ve insanlık öğreten bir pozisyonla rol veriyor. Keşke ülkemiz bu inisiyatifi onlara rağmen almış olsa. Keşke ülkemizde özgürlük ve demokrasi adına yapılanlar başkaları istediği için değil de ülkemiz insanı kendi özüne döndüğü ve dönüşümü içtenleştirdiği için gerçekleştirmiş olsa. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Parlamento’sunda yaptığı konuşma ve sorulara verdiği yanıtlarla bize yabani bakanların hiç de masum olmadıklarını ifade etmesi, onlara insanlık dersini rahat, kendinden emin bir edayla ifade etmiş olması Türk insanının tarihsel süreçteki kırılan gururunu onure etmiştir. Ülkemizin İslam Âleminin ...

İslam'a Karşı Tağuti Düzenin Firavunları

Kader firavunlara şerefsizce ölümleri layık görmüştür.Allah'ın takdiri böyledir.Kim firavunluk peşinde ise sonu hüsran olacaktır,bilmelidir.Bütün firavunlar ve kurdukları Tağuti rejimler Hak'tan sapıktır. Hakla ilgisi olmayan ve halkına da tepeden bakan bu rejimler yıkılmaya mahkumdurlar. Halkı sömürme,firavuni bir saltanat sürme, halk sosyal - iktisadi kıskaç ve korku ve vehimlerle sinmdirme ve yönetme eğilimindedirler. Firavunlar'ın soytarıları, kuklaları, danışman şakşakçı gürühu ve halkla arasına duvarlar geren adalet duygusundan yoksun bırakan,kendine olanı hak halkına olanı gereksiz gösteren bir yapılanma mevcuttur. Bütün ortadoğu Tağuti rejimleri sallanırken ve firavunları tahtlarından olurken,en bedevisi,halkına en düşmanı Kaddafi çıktı.Bu kadar zülüm ne duydum ne de okudum.Kendi halkına fare diyen ve onları acımadan ağır silahlarla yok eden bir zihniyiyete ne demelidir.Emperyalist müdahale yerine İslami bir güç bulunduramayan ve haksızlıklara müdahale edemeyen İslam ülkeleri Birleşmiş Milletlerin Libya ilgili karaarına hemen sarılmışlardır.Aynı zülümleri yapan İsraille ilgili de o kadar kararlar alınmasına rağmen hiç bir kararının uygulandığı ve uluslararası yaptırıma tabi tutulduğunu hiç görmedik.Demek ki bu BM Siyonizme dur diyemiyor veya demiyor O'nun da kuklasıdır. Bu çifte standartları da dile getirecek yürekli bir one münit çıkışı daha gelmeliydi belkide.. Emperyalist çıkarlar siyonşst ve Vatikan çizgisinde ki Dünya Sömürü DÜzeni sahipleri kutsal ittifaklarını yaparken Müslüman Milletlerin dur diyebilecek bir gücü veya Kaddafinin kulağını çekecek bir durumunun olmaması gerçekten içler acısıdır. Emperyalistler, Günahkar ve zalim Ka...

Ergenekoncular Seçime Girerken

Sessizlik değil, çığırtkanlık da, hakikatler gün gibi ışırken, CHP ve MHP ile AK Partinin mücadele sahasına dönecek olan seçimlerden sürprizler beklenebilir. Ergenekoncuları bünyesine alanların halkın hezimetine rızaları olması gerektir. MHP bu paşalardan birini geçenlerde bünyesine kattı. Yalçın Küçük ’ün tavsiyesine uygun olarak aday göstermek isteyen partilerin başında da CHP geldi. CHP olayı çözmüş ki; aday gösterilmeyeceklerini ifade ettiler. Gerçi bunların temelde avukatı oldukları BİR DAVA da neden böyle bir karara vardılar anlaşılır gibi değil. Ergenekoncu-darbeci paşaların, gazeteci Balbay ve Haberal’ın aday gösterilmeleri ve halk tarafından benimsenen bir şey değildi. Âmâ CHP işin içinde kendini ayrı görmüyor ve her defasında onları savunur bir pozisyona girer de neden aday göstererek bir heriflik yapma cesaretinden kendini mahrum eder, bilinmez. MHP açıkça Ergenekon’dan yargılanması süren bir paşaya rozetini taktı. Bu da MHP için bir engel olacaktır. MHP bir de bu vb şahısları aday gösterirse, barajın etrafında dönen oyların sandıktan çıkamaması kuvvetle muhtemeldir. MHP’lilerin refleksleri çok kuvvetli kesimler olduğunu biliyoruz. Çok yanardöner söner oy potansiyeline sahip olan MHP’nin çok ciddi olup, bu konularda kamuoyunun nabzını iyi tutması gerekir. Yoksa MHP yönetimi meclise giremeyen bir partinin vebalini üstlerine almış olurlar. Yalçın Küçük, APO’nun en has adamı, “dağlardaki Kürt kardeşlerine selam” söyleyen biri. O da Ergenekon’dan sanık. Âmâ adam durmuyor, ortalığa salmış kendini tirek titrek konuşuyor. Sonunuz geldi, halk AK Parti iktidarıyla sizi sonlandırdı. Yoksa Tunus, Fas, Cezayir, &...

Ak Parti 3. İktidarına Doğru

Ergenekon’cu, ulusalcı, solcu çete gidişattan çok rahatsız görünüyorlar. Adamlar hazımsızlıktan çıldırmaktalar. Ak Parti’nin yeniden iktidar olacağını düşünmek delirtiyor. Ama korkunun da ecele faydası yok gibi görünüyor. Son Hizbullah tahliyeleri ile Ak Parti’yi köşeye sıkıştırma, halkın gözünden düşürme ve referandumun iktidardan intikamını alma düşüncesinin ifadelerini duyduk. Bunların hepsi yargı hakkında ki, mide bulandırıcı, tiksinti verici siyasi işlemlerinden biri gibi durması muhtemel gibi gözüküyor. Burada halkı hükümete karşı kışkırtma niyeti uzak görünmüyor. Ama sicili bozuk yargının burada ki masumiyet görünümlü intikamını halk seziyor ve anlıyor. Siz iktidara iş gördürmeyeceksiniz. Danıştay’a giderek yapılmış hâkim ve savcılık sınavlarını iptal ettireceksiniz, sonra da işler çok yetiştiremiyoruz diyeceksiniz. Bu hukukun ideolojik bakışından halk olarak tiksinti duyuyoruz ve bütün bunlar Ak Parti’yi masum kıldığı içinde halkımızın masumiyete saygısı dolayısıyla Ak Partinin 3 dönemine yeşil ışık yakmasının yolu açılmış olmaktadır. Ülkemizde Ak Parti iktidarları döneminde olanlarla daha önceden olmayanlar arasında halkımızın bir tercih yapması söz konusudur. Ak Parti’nin yanlışları, onların yanlışları yanında sönük kalmaktadır. Ak Parti’nin halk için yaptıkları, yapmak için gayretlerini gören halk yeniden 3.dönem Ak Parti dönemini açacağa benzer. Siyasi yelpazede derin iktidarın taşeronları gibi duran siyasi 3 parti var mecliste. Bunların halka sundukları bir projeleri yok. Sadece bağırtı, çağırtı ile, dosya dedikoduları arasında siyaseti boğma çalışması gibi görünüyor. Diğeri de dil de...

Demokratik Özerlik veya Siyonist Emellerin Kürt Uşakları

Demokratik özerlik adına kaşınan yaraya ve kaşıyanlara bakınca nasıl bir ortama düşürüldüğümüzü görmekteyiz. Ortadoğu’nun kalbine bir mızrak gibi batırılmış olan Siyonist rejim ve onun kuklası ABD’nin ülkemizi soktuğu girdabı görüyoruz.   Demokratik söylemi özerlik söylemi nihayetinde büyük Kürdistan hayalinin kaşınması ile bölünen İslam coğrafyasında bölünmesi işlemiyle iştigal eden Siyonistler Lübnan’ı, Ürdün’ü ve Irak’ı da böldüler. Şimdi sıra da Türkiye var. Büyük İsrail, Arz-ı Mev’ud’un gerçekleştirilmesi Yahudilerce iman haline getirilmiş sapık ve saptırılmış duyguların imana galip gelişi, iman haline gelişine şahadetimizin anlamında kendi ifadesini bulduğunu göreceğiz.   Ülkemizdeki derin yapıyı yapılandıranların başında ABD’deki Yahudi düşünce kuruluşları geliyor. Siyonist dönmeler Osmanlıdan beri bizlere hükmetmekteler. Osmanlıya ilk borcu verenlerin, ilk borsayı kuranların ve ilk müziği icra edenlerin ve her türlü sosyal içeriğin içinde Osmanlı toplumunu ahlaken çürütenlerin bilinçli ve birikimli dayanışma içinde olduklarını gördük. İsimleri Türk ve İslam olup aslında Siyonist düşünce taşıyanların iktidarda oldukları ve hele hele dış işlerinde etkin olduklarını çok iyi b iliyoruz. Yeni devletin kuruluşunda Siyonistlerin Türk isimleriyle ne kadar yer edindiklerine dair bir çalışma yapılması gerekir.   PKK’dan Jitem’e geçen itirafçının anlattıklarına bakılırsa DTP eş başkan’ının Jitem’in maaşlı bir elemanı olduğu yönündedir.   Derin yapıyı kuranların, derin yapıyı çökerttiklerini fakat ke...

Derin İktidardan Gerçek İktidara

Kıymeti kendinden menkul sosyal demokrasinin demoklesleri, kralcıları CHP’ye neşter vuracakları kurultaya doğru sürüklüyorlar. CHP tam sosyal demokrat kimliğe doğru yol alırken, yeniden derin yapılanmaların, zorlamaların ve zorbaların eline geçeceğe benziyor.   CHP’nin başına gelenler, CHP’ye baş olmaktan çok kendi başlarına bir iş alıyorlar. CHP bir parti olmaktan çok demokrasinin olmazı değil,olmasına karşı bir dürtü unsuru oluyor.CHP yıllardır ana muhalefette olup derin iktidarıyla avunan bir haldeydi.Bu Avrupa’nın güdümünde ki rejimimizin ABD güdümüne geçişiyle devrilmiş bir durum söz konusudur.CHP’yi yeniden ele geçirmek için,davrananların bu gerçeği göz ardı etmemeleri gerekir.   CHP eski siyasi söylemlerinden arınmak ve yeni söylemlerle daha özgürlükçü olmak zorundadır. Geçen de Atilla Kart’ın Salih Mirzabeyoğlu’na reva görülen muameleye hukuki açıdan yaklaşması ümitleri artırdı. İslamcı bir yazar da olsa CHP’nin işe hukuki bir bakış yapması bile takdire şayandı.   Aksine AK Parti’nin tavrı ise, Hizbullah Lideriyle görüşen, özgürlüklerden dem vuran ve yasaklamalara, düşünce suçlarına karşı bir Başbakan’a ve O’nun partisine hiç de uygun düşmemiştir. Kendisi de bir düşünce mağduru olan başbakan’a, bir de Müslüman olup, İHL’li olmakla övünen ve kardeşinin derdiyle dertlenmeyen bir portre olması kabul edilebilir bir şey değildir.   Yalnız CHP de başörtüsü konusunda çok seslilik, tepeden inmeci yaklaşımcılar ve ipe un sermeler ise ümitleri köreltmişti. CHP ümit olamaz durumda ise bunu sağlayan halk değil, halkın ö...

Öğrenci Provakasyonları

Öğrenci olaylarıyla terörizm arasında ki ilişkileri anımsadık. Terörizmle siyaset arasında ve askeri darbe arasında ki ilişkileri tarihsel süzgeçten biliyoruz. Öğrenci olayları darbeye zemin hazırlamak için siyasiler ve diğer derin bağlantılarca kullanılmıştır. İnönü’nün ve CHP’nin de darbeye zemin hazırlamak için genel merkezlerinde bir askerle terör ize edilen öğrenci olaylarını nasıl organize ettiklerini Mustafa Armağan 11 Aralıkta bir radyo programında ifade etmişti.   Tüm sıra dışı gruplar ve uçta öğrenci grupları ve terörist yapılanmaların kullanıldığını biliyoruz. Hiçbir zaman fikirlerini ifade zemini aramamışlardır. Sadece terörü azdıracak ve azgınlaştıracak aktivitelerde bulunmuşlardır.   Aslında olan ile görülen ve gösterilmek istenenler arasında dağlar kadar fark var. Asıl olan bir amaç ile öğrencilerin protestosuna konu bir mevzu olmalı ve bu gerçekten öğrencileri ilgilendirmeliydi. Fikirleri doğrultusunda karşı bir fikri protesto ediyor olmalıydılar. Fikirlerini ifade etmek için orada söz isteyebilirlerdi. İstediklerinin ortalığı karıştırmak ve bulandırmak olduğu açıkça görülüyordu. Birilerinin bastığı düğmeyle çalışan robotlar gibiydiler. Sadece sol ellerini havaya kaldırmışlar, solcu olduklarını gösteren tek şey oydu. Ama öğrencileri yöneten ve örgütleyen kişinin sırtında da kendini kullanan seçkin ve gizli kapitalist sömürgecileri ve onların kadim dostları derin güçleri simgeleyen sırtındaki “Nike” yazısını haberlerde gösterip gülen liseli oğlumun dikkat çeken gülüşüydü.   CHP’nin de uç gruplarla olayların içinde olmaları meclise onları sokmak gibi bir tavrın içine girişl...

Eğitim Sistemimiz ve Velilerimiz

  08 Kasım 2010, 20:56 Hasan Ahmet   |   Eğitim sistemimiz ve çocuklarımızın geleceğine ilişkin tereddütleri hasıl eden bir olayı siz değerli okuyucularımla paylaşmak isterim. Bir anne iç geçirerek ağlıyordu.Nedenini sorduğumda oğlu Matematik sınavında bir soruyu bilememiş,yanlış yapmıştı.Başka bir dersten de eksi almıştı.Bunları söyleyen velinin gözleri ağlamaktan kızarmıştı. Veliye denecek tek söz kalmıştı.Siz psikolojik bir vakıasınız sizi haber yapmalıyım dedim.Ah bir de resim çeken bir makinem olsaydı yanımda diye de hayıflandım.Kendisinin panik atak olduğunu ve çocuklarından başarı beklerken onları da panik atağa sürükleyeceğini,onların başarılı olmalarını isterken onları hasta edip asla başaramaz hale sokacağını yakinen bildiğim örneklerle anlattım. Toplum olarak psikolojik bir travma geçiriyoruz.Eğitim konusunda ki, aşırı hassasiyetler toplumsal mevki kazanma ve çocuklara aşırı düşkünlük göstermek çocuklarımızı,neslimizi ve geleceğimizi tehdit eder boyutlara varıyor. Çocuklar okullara giderken sabah,öğrencilere dedim ki; sizin döneminiz de öğrenci olmadığım için çok mutluyum.Sizin gibi bir öğrencilik devresi geçirseydim herhalde kafayı sıyırırdım.Siz moraliniz bozmayın ama bu böyle dedim ve yoluma devam ettim.Çocuklar kim biliri hangi duygu ve düşünceler içine girmişlerdir. Artık toplumun rehabilite edilmesi,her şeyden önce eğitilmesi gerekmektedir.Bakıyorum ki bazı veliler çocuklarından daha hassaslar.Öğrenciler strese sokmazken birkaç velinin okulda ki psikozları öğretmenlerin psikolojilerini olumsuz olarak etkiler duruma gelmiştir. Çocuklarının ağladığını sınav olduğu için heyecanlandıklarını ve ağladıklarını söyleyen onlarca velilerle ...

Cumhuriyet ve Halkımız

  29 Ekim 2010, 23:32 Hasan Ahmet   |   İslami duyarlılıklarımız ve biz deyince aklıma gündem düştü.Başörtülü cumhuriyet veya laik cumhuriyet arasında sıkışan iktidar mücadeleleri.Laiklik kurtuluş mücadelemizin neresindeydi.Başörtüsü veya onun temsil ettiği inançlar,değerler manzumesi…   Cumhuriyet kurulalı halk cumhuriyetin neresinde kalmıştı.Kimin cumhuriyeti olmuştu ülke.Halkına yabancı bürokratik bir cumhuriyet komedyası vardı.Halkını hizaya sokan ve korkutan bir cumhuriyet.Halkına yasaklar koyan jakoben bir cumhuriyet. Halkın içinden çıkarıldığı bir cumhuriyetten söz ettik ülkemizde şimdiye kadar.   Artık halkın cumhuriyetinden söz etmek zamanı geldi ve geçiyor da.Bana, aileme ve örtüme saygı duymayan bir askeri ve sivil bürokratik düzlemde yaşamak istemiyorum dedim kendimce.Benim dedem bu cumhuriyeti kurdu.Yedi yıl savaştı gazi oldu.Topraklarımızı Ermenilere ve Ruslara teslim etmedi.Ama onların bu Müslüman halka yapmadıklarını birileri,bir yerlerden bazı eller uzandı ve yaptılar.   Cumhuriyet resepsiyonu, filan falan, kim ne yaptı,ne etti, haberleri de seyretmedim.Kimin ne yaptığı önemli değildi.Benim inandığım şeyler vardı.Onlar önemliydi benim için.Şu şunu,bu bunu yapmış mutlu olacağım,üzüleceğim, sevineceğim,kahrolacağım v.s psikozuna hiç mi hiç girmedim bile.   Benim ülkemde birileri benim inancıma saygı duymazdı bu hep böyleydi.Biliyorum ki yine böyle olacaktır.Asker gitmeyecek,CHP ana muhalefet lideri katılmayacak,başörtüsü bir daha aşağılanacaktı.Her ne kadar bizim başörtüsü problemimiz yok dese de kim inanırdı artık CHP liderine.Facebook’ta bir de beğenmiştim kendisini.beğenimi bulursam geri ala...

Emperyalist sömürü ve din anlayışımız

  21 Ekim 2010, 02:17 Hasan Ahmet İslam’ı anladığını sanan ve yaşadığını düşünen onca zavallı arasında olmaktan Allah'a sığınıyorum.İslam güzel bir yaşamı öğütlerken bizler kapitalist düşünüş ve yaşayışla İslam olma iddiasındayız.İslam’ın özünde olmayan ve bir Müslüman’ın sahip olamayacağı hırs ve haset duygularıyla yoğrulmuş bir hayat felsefesi ile İslam olunamaz.Hem kapitalist,hem komünist hem de Müslüman olunmaz. Müslüman sadece İslam’a bağlı bir öze sahiptir.Başka bir şeye bağlanamaz ve bağlansa da bunun adı asla İslam değildir!   Bütün bir yaşam ve sosyal ilişkiler yumağında örülü dünyasında Müslüman’ın Müslümanlaşması gerekmektedir. Müslüman’ın İslami düşünüş yaşayış ve kavrayışa geçmeden ve bunu hayatına yansıtmadan adına İslam dediği ve yaşadığını sandığı şeyin İslam olmadığını kendisine söylendiğinde artık çok geç olmuş olacaktır.   Bugün itibariyle gelinen noktada liberal ve kapitalist bir vurdumduymazlık içinde kalan ve Hud kavminin rahatlığında konforla kardeşinin derdine ermeyen ve onun derdiyle asla erimeyen bir kalp ve gönül düzleminde olan Müslüman tip türemiştir.   Emperyalist düşüncenin korktuğu bir Müslüman kalmamıştır.Ilımlılaştırılmış bir İslam anlayışı ve asimile edilmiş bir İslami edilgenlikle duygusal ve saf anlamın içinde anlamı kaybolmuş birer din fosilleri ortaya çıkarılmış ve halkın çoğu da bu dini inanç düşünce ve yaşama biçimine Allah’ın rızasına matuf olarak ve olmak için katılmak yerine fazlasını irdelemeden ve düşünmeksizin ekonomik gereksinimleriyle hareket ederek İslami bilincini teslim et...