>

» Modern Vahşilik!



Ruh eşini bulamamak çok kötüdür. İyi bir ruh hali değil. İnsanların gittikçe yalnızlaştıkları kalabalıklara dönüşüyoruz. Bu içindeki hareketli bombayı ne zaman patlayacak diye bekleme huzursuzluğudur.
Umarım ruh eşinizi bulursunuz. Siz güzel bir insansınız.Sizinle olmayı her karşı cins hayal eder.Kalbinizin güzelliği yüzünüze vurmuş/gelmiş. Harika bir yüreğiniz/gönlünüz olduğunu düşünüyorum.
İnsanlar,insanlığı da maddeselleştirdiler. Manevi yönlerini ihmal ettiler. İnsan ruh ve bedenden oluşan bir varlıktır. Ruhsal yönlerimizi silip süpürdü gereksiz kapitalist ihtiyaçlar. İnsanlarımızı çok yordu ve insanlığımızı bitirme noktasına geldi. Hiç sınır tanımıyor ihtiyaçlar,hiç bitmiyor da.. 
Asl olan, var olanla yetinebilmek. Mutluluk olmayanı aramak olduğu kadar, olanla mutlu olmanın yolunu bulabilmektir aslında. İnsanlarımız sahip olduklarının hep bir tık ötesini ister oldular. Şükretmek yok. O nimetleri vereni anmak/zikr etmek yok. Varsa yoksa insanlarımızın doymak bilmez egoları. Ne kadar bencilleşti bu dünya. Ne kadar aptallaştı bu insanlık.
Sevmek ve sevilmek en insani bir ihtiyaçtır. İnsanların en çok çabuk tükettikleri şey sevgi ve saygıdır. Hâlbuki insan olma ve insanlık bu iki ayrı kavramla bir bütündür. İnsanlar ruh eşlerini arıyorlar. Belki de hiç bulamayacaklarından habersiz. Belki de bulunur, kim bilir bir taşın altına gizlenmiştir. Aramadan bulamazsınız/bilemezsiniz. İnsan hep merak eder. Kendi dışında ki dünyaları güzel hayal eder. Kendi elindekilerin güzelliklerine gözlerini kapatır. Hep yanlış yapar, doğruyu bile ararken..Doğruyu bazen de yanlış yerlerde arar. Bazen kalbi unutur, kurur gönlü de, aklıyla doğruyu bulacağını düşünür. Kalbin tatmin olmadığı yerde, aklın bulduğu bir müddet sonra eskir, atılacak veya tiksinilecek bir şeye dönüşür. Sonun da insan geldiği noktaya geri döner. Asıl soruları soramaz kendine. Kendinden korkar. Ahir akıbetinden korkar. Korkularının üzerine gitmekten korkar. İnsanların okumuş ve kültürlü olmalarının onları mutlu edeceğini düşünenler pek çoktur. Mutluluğu ararken bizler bazen mutluluğa değil içimizde ki beklentilere yol alırız. Onların bizi mutlu edeceğini sanırız. Hayır, biz aradığımızı bulduğumuzu sandığım şey hakkında belki de yanlış kararlar veriyoruz. Biz, bize hayırlı olanı değil, zahiren güzel olanı tercih ediyoruz. Kaliteler, öyle hemen kendini belli etmez. Bazen öyle cevherler vardır ki gün yüzüne bile çıkmamıştır. Kimsenin haberi yoktur. Kimse bilmez onları. O da kimse yokmuş gibi yaşar bu dünyada. Çünkü o mutlu olduğu için başka şeyleri aramaz. Yeteri kadarına şükreder, yetmediğinde de aza kanaat eder. Bütün bu dünyalık beklentiler/umutlar ve üzüntüler/hayal kırıkları bizim hayatı anlamlandırmamızla da ilgilidir.
Herkesin bir imtihanı var. Herkesin başına hep güzel şeyler gelmiyor ki. Bazıları çok seviyor. Sevdiği kişi tarafından horlanıyor. Bazıları ihaneti içselleştirmiş, ruhen ihanet içinde. Kalbin uzaklaştığı yerde yakınlık olmuyor. Bedenlerin yakınlığı yetmiyor. Çünkü ruh isyandadır. Toplumda boşanmalar artıyor. Maneviyatsızlığın yerini madde asla dolduramayacaktır. Sevgi saygıyla bütünleşince gerçeklik ve anlam kazanıyor.
Kırık dökük hayatlarımız var. Önemli olan en zor zamanlarda bile güzeli görmek ve eldeki çirkinin güzel yönleriyle teselli olabilmek gerekir. Hep kötü yönlerini görürsek insanların, asla onlarla mutlu olamayız. Biz kendi kötülüklerimizi, kendimize kazanılmış bir hak olarak gördüğümüz için, kendimizi asla düzeltme yönüne girmeyiz. Biz kendimizi nasıl ve neye göre düzeltmeliyiz. Ölçülerimiz ne olmalıdır. Sosyal hayat şimdi çok acımasız, çok vahşi ve bir o kadar da modern bir dünyadayız. Modern Vahşilik!
SEVGİLERİMLE!..