Emekli generalleri ziyaretin amacının ne olduğu konusunda çeşitli yorumlar yapılmaktadır. Bizim bakış açımız da, Sayın Başbakan’ın maslahatı gözeten açıklamasına yer vermekle birlikte yapılanların anlamlandırılmasında Sayın İlker Paşa’nın durumuna da göz atmak gereğine işaret emek gerekecektir.
İlker Paşa için iddianamede “güvenilmez” denilmesinin, kendisi açısından arkadaşları arasında psikolojik bir baskı oluşturmuş olabileceği aşikârdır. Bizi bunu kişilik ve bakış açıları cihetiyle de değerlendirmemiz gerekecektir.
Ziyarete gidenle, gidilenlerin Kıbrıs’tan arkadaş olmaları, bazı bilgi ve belgelere vukufiyette ortak olma bakımından da yakınlık doğurması şüphesini de içerisinde barındırabilmektedir.
İnsani açıdan bir ziyaret olarak açıklamak, gerçeklerle örtüşmeyecektir. Bu sıradan insanların bir dışarıda buluşmasını da içermiyor. Belli kanun ve kurallar çerçevesinde görüşmeler olur.
Bunlar, ancak soyadı benzerliği olan akrabaların ziyaretine izin vermektedir. Ziyaretlerin kanunlarda belirtilen ölçüler dışında olduğunu biliyoruz. Bu ziyaret, soruşturmaya tabi bir içeriktedir. Kanun tanımaz bir yapı içerisinde gerçekleşen görüşmedir.
Kanun tanımazlık ille çetelerle olmuyor. Bazen de çetelerin içerdeki bağlantılarının onları çete yaptığını da unutmamak gerekir. Bu bağlantılarda ki bir sökük, ipin ucunu kaçırmaya ve kanunsuzluğu gücü olana mubah kılar bir anlayışı topluma hâkim kılmaktadır. Kanun önünde eşitsizlik doğurmuş bir durum var. İnsani amaçlı da olsa kanunlar önünde eşitlik ilkesine zarar verilmiştir.
İnsani amaçla açıklamakta, yeterli değildir. İnsani amaçla niçin İlhami Erdil Paşa ve Veli Küçük Paşalar ziyaret edilmemiştir.
Ortada bir garabet olduğu bellidir. Bu sadece koltuk sahiplerinin değiştiğini gösteren bir olay değildir. Kişilerin veya kurumların değişimiyle oluşan, izahı zamanla daha iyi yapılacak değerlendirmelere muhtaç bir durumdur.
Sayın Paşa’nın gelecekte ülkeyi yeni krizlere sürükleyecek açıklama ve davranışlar içine girmemesi temennimizdir. Çünkü onların davranışları ve demeçleri toplumsal barışa katkı sağlamalıdır. İnsanların kanunlara karşı güvensizliğini ve verilecek kararları zan ve töhmet altına alacak davranışlara girilmiştir. TSK’yi kurum olarak ta yıpratacak bir davranıştır. Kurum olarak davranışa sahip çıkılması da ilginçtir, bir kanunsuzluğa sahiplenmedir.
İlker Paşa’nın doğuya yapığı ziyaret ve sivil toplum yetkilileriyle yaptığı toplantılar da yeni açılımı göstermekte ve ümit vaat etmektedir.
Toplumsal barışa katkı sunmanın yolu şefkati yaymak ve hissettirmekle de ilgilidir. Suçlu olma ihtimali bulunanları, tutukluları TSK adına ziyaret toplumda güveni zedeler. Endişeyi körükler. Bu ülkede BÇG gibi oluşumlar da böyle oluştu.
Ben yaptım oldu demekle sorumluluk makamında olanların davranışlara girmesinin mümkün olmaması gerekir. Herkesin hesap verebildiği daha çağdaş bir demokrasi için eleştirilerimiz olsun.
Unutmayalım ki, Darbeci generaller, YÖK üyeleri ve Rektörlerle görüştüklerinde de TSK adına, zamanın genel Kurmay Başkanı sahip çıkmak zorunda kalmıştı.
Şimdi İlker Başbuğ da buna baskılar sonucunda bu ziyarete izin verdi ve sahiplenmek zorunda kaldı. İnsanlar bazen benimsemese de, yapmak zorunda kalabilecekleri hareketler içine itilebilmektedir. Bu ziyaretin, hala Ergenekon’un ne kadar, muktedir olduğunun da bir kanıtı olarak görülebilir.