DÜŞÜNCE UFUKLARINDA
DÜŞÜNCE UFUKLARINDA



Siyaset - DÜŞÜNCE UFUKLARINDA - Blogcu
DÜŞÜNCE UFUKLARINDA

Haber Onay
DÜŞÜNCE UFUKLARINDA ANA SAYFA
 HABER ONAYHABER ONAY
E MAİLİLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİZİYARETÇİ DEFTERİ

İSTANBUL HAVA

İslami Eğitim
Bu grubu ziyaret et
Musalli Haber
Bu grubu ziyaret et
Erdemliler Hareketi
Bu grubu ziyaret et
Tarihe Bakış
Bu grubu ziyaret et
Gıda Pazarlama
Bu grubu ziyaret et
Haber Onay
Bu grubu ziyaret et

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Anası Ağlayanlar!

Kategori: Siyaset
 
Dikta kafalardan başka ne beklenir ki. İnsanların öldürüldüğü, masumların altı ay boyunca yukarıdan uçakla bombalandığı, mağaralara bombardımandan kaçarak sığınanların, kimyasal silahlarla toptan imha edildiği bir süreçten bahsederken, nazik bir mevzudan bahsedildiğinin bilmesi ve sonuçlarını tahmin etmesi gerekirdi.

 

Kendisi büyükelçilik yapmıştı.Devletimizi dışarıda temsil etmişti.Şimdi de,dün alkışlayanlar bugün kendisini silmişler.Durum vahametiyle ortada.Aslında anası ağlayan halka rağmen, CHP zihniyetinin ağlatan makamında olduğu gerçeği halkın bilinç altında durmaktadır.

 

Zihniyet evrimini kabul etmeyen bir CHP var. Zihniyetiyle hiç dik duramayacaklar. Onlar hiç halkla beraber olmadılar.Ama Alevileri bu CHP zihniyetine teslim edenlerin hiç veballeri yok mu?

 

CHP faşizminden bıkan halk, hiçbir zaman CHP’ye iktidarı tek başına vermedi, vermeyecektir de. CHP cuntayla iktidardaki fikirlerinin inmesinden ve cuntayla birlikte çökmesinden feverandadır. Anaların değil, cuntacıların ve o zihniyetin temsilcisi siyasi partilerin analarının ağlama vaktidir.

 

Alevilerin İslam ve Müslümanlardan çekinmesini gerektiren hangi olay oldu. Neden CHP zihniyetine sarıldılar.Bundan sonrası ne olacaktır. Kürtlerin imhasında,isyan bastırmada insafsızlıklarında ve dini değerlere karşı verilen bir savaşın içinde değil,başında CHP yi gören ve bunu söylemlendiren bir halk var.

 

Geçmişten anası ağlamış bir millet var.Her yerde ve her kesim bundan mustariptir.Sadece cunta kafasıyla bu milleti yönettiler. Hiç demokrasi gelmedi,hep CHP iktidarda zihniyetiyle iktidar da kaldı.Ama artık halkın iktidarını sabote edecek planlar açıktadır. Halk bu planları sezmekteydiler. Ama sesli söylemden uzak durmaktaydılar.

 

Halkın ‘asker’e sevgisi vardır diye, askerin içindeki cunta yapılanmasını tasvip ediyor anlamı asla düşünülemez. Kendisine komplolar kuran bir ordu. Binlerce evladını bu oyunlarla rantına kurban eden bir rejimin kan kusturduğu analar,bacılar ağlıyor ve birileri bu kan ve gözyaşlarını ranta, iktidara ve tahvil etmektedirler.

 

Artık Aleviler, Sünnilere, Sünniler Alevilere düşman olmadıklarını daha iyi anlayacaklardır. Ne Kürt Türk’ün, ne de Türk Kürt’ün düşmanı olmadı bu ülkede. Evlendiler akraba oldular, komşu oldular.

 

Cuntanın iktidarından halkın iktidarına giderken, halk olarak daha kuvvetle söyleyeceğiz ki bizi geri bırakan ve mezardakilerimizi ve analarımızı ağlatanlar hesap vermeliler. Halkın iradesine kimse oyun oynama cesareti göstermesinler.

 

CHP ve MHP’nin yapığı muhalefet değil, muhalifliktir. Düşman oluşturma gayretleridir. Eleştirmek vaat etmektedir. İktidarın yaptığını beğenmiyorsanız, siz ne yapınız ve yapacaksınız.Artık milletin anası ağlasın,bizim oyumuz artsın dönemi bitmiştir.Halk uyandı. Sizden artık muhtar bile seçmez bu halk.Bunu görün! Düzgün bir muhalefet yapın da demokrasinin nimetlerine birlikte erişelim.

 

Halkın iktidara değil şimdi muhalefete ihtiyacı var. Anaların ağlamasını savunan değil, anaların göz yaşlarını kurutacak bir muhalefete…Kimse gözyaşlarından iktidar üretemeyecektir artık!

Mazlum ve mağdurların gözyaşları ve ahları zalimleri boğmaktadır. Zalimler için ecel vaktidir. Son nefeste iman da ateşin azabından firavunları kurtaramayacaktır.

Yazının Linki İçin Tıklayınız
yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Biz site değil miyiz? Bizi de fişleyin!

Kategori: Siyaset

Askere ihtiyacımız var, askerlikle ilgili olana. Askerin de bize, psikolojik harekat yaparak, yönetmeye ihtiyacı mı var? Askerlerimiz milletin emrinde mi, milleti emrine almakta mı ısrarlı olacaklar.Silahlı kuvvetler mi, ıslahçı kuvvetler mi? Askerlik kutsaldı, birileri bunu da mı irticai buldu da bu kurumu da ortadan kaldırmak için genel kurmayın içine sızdı.

 

Asker, nice insanlarıma, kumpas kurarak, ETÖ adında bir örgütle yapılanarak, siyasi görüşleri nedeniyle, öldürmeye, öldürtmeye mi ihtiyaç duydu. Ne istedi de, sevilen iyi bir insanı, araba kazası süsü vererek öldürdü. Cunta mı askerler arasında, asker mi cuntanın içinde. Cunta mı savcı,savcı mı cuntacı.Yargı mı, adaletsiz, adalet mi yargısız kaldı ülkemde.Halkımın yargılarını zorladı askeri hastane mahkumları. Bu ayrıcalıklı muameleler insanın kanını dondurmaktadır.

 

Bir arkadaşım anlattı:

“Gece yarısı “bot çalınmasın nöbetinde” telefonda babam; ‘bin yıllık nafile ibadetten daha büyük sevap kazandığımı’ söylüyordu. “Bot çalınmasın nöbeti” nin ibadet olamayacağını anlattım. Askere sevgi seliyle, lafı ağzıma tıkmıştı. Bize bot nöbeti tutturanlar, kendileri ne nöbetleri tutmadılar ki diye geliyordu aklımdan. Vatana şekil verme nöbetleri…

 

Sonra da sevdiği askerlerin cunta yapısının ürünü ETÖ marifetiyle, diğer oğlu kaza süsüyle öldürüleceğini nereden bilecekti, adamcağız. Gerçi zavallı ihtiyar babam, hala oğlunun eceliyle öldüğünü sanıyor. Vahşeti, dramı kaldırmayacak bir yürekle sevmişti; oğlunu ve vatanını… derken” gözleri dolmuştu…

 

Askerin cunta yapılanması içindeki, muhtıra ve darbelerini en baştakiler de savunmadılar mı yıllardır. Bunu bilmeyen mi vardı.Ne yapıldı darbeci, muhtıracılar hakkında ki, bunlara ne yapılacak diye beyhude bekleyişe geçeyim.

 

Şimdi yeni ihbar mektubu gündemde. Bu ihbarı yapan askeri sevdim.Allah kendinden razı olsun. İmkan olsa da bu adamı başbakan yapsak diye geçti içimden.

 

Fişlenen sitelerin içinde değilmişiz. Strese gerek yok. Çok okunan, gezilen bir site değiliz daha. Fişlenmeye, zikredilmeye değer bulunmamışız demek ki. Bu kanıma dokunuyor, lütfen beni de fişleyin. Merak ediyorum, ben neyim ‘haber onay’ olarak. Bölücü, irticacı, asker düşmanı, taraftarı. Ulu,salcı(bizden),sağcı,solcu,…

Yazının Linki İçin Tıklayınız

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Sınav Zor

Kategori: Siyaset

Demokratik açılımı savunanlarla,bu açılıma saldıranların bakış,duruş ve bekleyişlerine kattıkları söylemlerin çirkinliklerini gözlemlemekteyiz.Açılımın Kürt açılımı olarak kalma olasılığı bizi şaşırtmayacaktır.İnşallah yanılmak isteriz.

Halkın görüşmelerinizin kameralar önünde olup olmamasıyla ilgilendiği yok. Ne konuşacağınız da umurunda değil. Önemli olan milletin huzurunda konuşmanız değil, anlaşılabilir bir sadelikle kavga eder söylemden  kaçınmanız olacaktır.

 

Aslında CHP kavgacı söylemiyle kendini doğuda tamamen bitirme aşamasındadır.Olmadığı yerde var olan iki partiye aynı düşmanlıkla bakarak bu millete birey katamayacaktır.CHP bu millete bir şeyler vermek mi istiyor, ya da hala gerilim siyasetiyle Ergenekon’daki sivil görevini ifa mı ediyor.

 

MHP üniter yapının zarar göreceğini söylerken ve anlaşmaya ve konuşmaya yanaşmazken ne yapmak istiyor.Bu işin dışında durmanın hiç mi sorumluluğu olmayacağını sanıyor.

 

DTP de Öcalan’ın emriyle gelecek olanları kahraman edasıyla karşılamak istiyorlar.Bunların dış destekle varmak istedikleri yeri gösterme açısından sıkıntı duymamızın da işaretlerini veriyor.

 

Artık siyasetin taşları eskisi gibi değil ve olmayacaktır da. İsrail’le gelinen noktada sağlıklı değerlendirmelerden çok duygusal bir atmosferle varılmak istenen noktadayken bir şeyleri halkın gözünden kaçırma havasına sokulmuş gibi bir hisse kaptırıyorlar insanı.

 

İsrail ağızlı yazarlardan ve demokratik açılımdan medet uman İslamcı cenahın varacağı noktada nihayetin zararlarına hep birlikte katlanmak zorunda kalmayalım.

 

Kameraları kıramayacağız. Kameraların katlettiği bir taktik yakınlaşmalar.Görüşmelerin izin vermekle,vermemek arasında sıkıntısı olan bir Baykal var.Baykal da bir yerlerin zorlamasında gibi duruyor. Olamazları zorlamak siyasetinde CHP halka doğruyu göstermek için derdi varmış görüntüsü vermek ister gibi de durmuyor. Nezaket misafire saygılı olmakla olur. Onu zorlamak daveti kabul değildir. Açık röntgen siyaseti, gizli röntgenden daha kötü bir hal almaktadır. Bu CHP’ye MHP’ye verilecek saygınlığı bile göstermemize engel teşkil etmektedir.

 

Samimiyet testindeyiz.Bu zor bir sınav.Cesaretimizi toplamak başkalarına değil, kendimize ve tarihimize de güvenmek zorundayız. DTP de AK Parti de CHP de halk da… Bizi bir ve beraber kılacak anayasal değişiklikleri de biran önce yapmalıyız.

 

AB’nin istediği değişiklikleri bile, ranta çevirdikleri ve arkasına sığındıkları Atatürk’ü koruma kanunuyla bile nerede durduğumuzu ifade ediyoruz.
Bağlanıt>>>

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Siyonist Emperyalist İktidarlar

Kategori: Siyaset
İktidarlar gelir geçer ama değişmez alınyazısı insanlarımızın.Değişen iktidar yüzleri olur da, değişmeyen bir talihtir insanlarımızın.Sömürü ve kölelik devam eder.İktidarlar muktedir değillerdir.Muktedir olan Siyonistler karşısında yapacakları fazla bir şeyde yoktur aslında.
 

Cem Hakko’nun dediği gibi “ kim gelirse gelsin biz Yahudiler patron, Türkler ise işçimiz(kölemiz)siniz ” unutmadık bu söylemi.Aslında gözler önünde söyledikleri de.

 

Geçen gün yeniasya yazarlarından Cevher İlhan “ AKP iktidarının İsrail Tezadı… ” diye yazdı.Nasıl “one minute” gibi çıkışlara rağmen İsrail’e ihaleler verildiğini ve İsrail’in beslendiğini yazdı.Evet haklı yazılarına destek veriyoruz.AKP’ yi iktidar yapan halk değil, diğer iktidarlar gibi Siyonist ve emperyalist çevrelerdi. Hasılı Erbakan Hoca’ya koalisyonu çok gören kirli ve derin Siyonist uşaklar AKP’ ye büyük ağabeylerinin susun işaretleriyle gıklarını çıkarmamaktalar. Hoca’ya tahammül edemeyenlerin AKP’ ye ses çıkarmamalarında ki temel etken sömürü düzeninin devamıyla ilgilidir.

 

AKP hükümeti İsrail’le ilişkileri en yoğun hale getirmiştir. Çıkışlarıyla zevahiri kurtaran başbakan, aslında girişemediği bir ekonomik ve siyasi savaşında gerçek bir mağlubudur. Dün Ergenekon adı verilen derin yapılanmaları kullananlar bugün onlardan daha fazla çıkar sağlayacaklarına inandıkları “ Ilımlı İslam ” “AKP İktidarına ” desteklerini sürdürmektedirler.

 

Şayet Sayın Erdoğan, Siyonistlere karşı ülke çapında hiçbir ihale vermemiş ve toprak alımına göz yummamış olsaydı, iktidarını mezarda devam ettirirdi. Suikast timi Mossad O’ nu havada karada yok ederdi.

 

Siyonist Mossad, İran ve Türkiye Bilim adamlarını de sinsice katletmeye devam etmektedir. ASELSAN’ da ki katliamları ne çabuk unuttuk. İran’ın barışçıl anlamdaki nükleer enerji üretiminden rahatsız olan İsrail’ in kendisi daha yeni Gazze’ de kitle imha silahı kullanmadı mı?

Nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasını imzalayan İsrail’in kendisinin nükleer silahı olduğuna değinen Sayın Erdoğan, yedi yıllık iktidarında tüm ihaleleri İsrail’e verdi.Silah,top, uçak, helikopter… Olmert’ in ülkemize gelişiyle “işbirliği projeleri” listesine yeni silah ihalelileri eklendi.

 

İsrail Devletiyle T.C arasında 20 maddelik bir işbirliği anlaşması imzalanarak 5 ekim 2004 de resmi gazete de yayınlandı.

 

Tarıma, tohumculuğa,hayvancılık ve sulamaya, enerjiden kimyaya,iletişimden turizme,çevre teknolojilerinden danışmanlığa ticaretin gelişmesini esas aldılar.

GAP ve KOP’ la, Tuz Gölü ve Doğu Anadolu köylerini de içine alan bir anlaşmaya da 7 mart 2007 de Kudüs’te imza atıldı. Hasılı daha bir çok konuda işbirliğimizi güzel anlatmışlar, sağ olsunlar.

Artık gözünü açmalı Türk yurdunun öz evlatları. Bu ülkenin cihan harbini yapmışları.Artık kimseye kendini çiğnetmemeli.Öz malını servetini de sahiplenmelidir. Galataportları, Tüpraş’ ları filan ve falanları Siyonistlere yem yapanlara da hesabını sormalıdır. Zaman, korkularla, hastalıklarla uğraşma zamanı değildir. Piyonlar arasındaki iktidar kavgalarının mücadelesinde siyasi yön aramak saflığından kurtulmalıyız. Bir milletin uyanma vaktidir. Artık sömürüye geçit vermeyecek bir nizama acil ihtiyacımız var. Demokratik açılımın sağlayacağı şeyler hak ve özgürlükler olabilir. Köleliğin özgürlüğü olmaz. Köle düzeninde  efendiler ve köleler vardır. Sınıfsal ayrışımların kaybolmasını sağlayacak bir demokratik açılım sağlanacağını düşünmek safdillilik olur. Bunlar kölelerin özgürlük istemlerini yönlendire ve onları biraz daha sömürebilme açılımlarıdır.Bunların lütfen verilmiş haklar olduğunu düşünmek bile gaflettir. Elbette daha özgür ve daha refah bir ülke olmalıyız.Ama böyle sömürüyle bu iş olmaz.Ulusal sermaye derken uluslar arası bölüşümle olanını kast eder olduk. Bir de yabancı sermayeyi ekledik.Bakın sömürü nasılda ortaya çıkıyor.ir örnekle anlatalım:

 

Geçen Kanal D canlı yayınla duyurmuşlar.Sadece AKP’ yi kötülemek amaçlı bir tezgah. Ama gerçekçi bir haber değil. DEBA(Denizli Basım sanayi) Kaç(takriben7000) bin çalışanı olan bir iş kolu,İflasını verdi. Evet, kaç tane işçin en az 1 yıllık emeğini iç ettiler. Maaşlarını ödemediler. Sonrada iflası açıkladılar.Fabrikayı kapattılar. Nedeni AKP filan veya küresel kriz dediler.Hayır,yalan…

 

Çünkü kurnaz sömürge zihniyeti bunlar.O kadar işçinin maaşı iç ettiler mi? Yeni bir iş koluna madenciliğe yöneldiler baka yere sermayeyi yatırdılar.Bundan hiç bahsetmiyorlar.Sonra iflasını veren bu işyerini başka adla gelip geri alacaklar.İşe devam edecekler.Başka bir isimle…

 

Sonra eski iş bilen işçiye diyecekler ki; gel bize asgari ücretle çalış.Çalışmasan sen bilirsin aç kal.Köle düzeni ve kölelik böyle dış sermaye ve işbirlikçilerince ülkemizde tesis edilmiştir.Buna böyle de devam etmekteler.Bunun da önünde ne engel var söyleyin? İşçi bunun böyle olacağını biliyor.Herkes biliyor.Kim ne yaptı? Kanal D haber yaptı. Kim için kime karşı, kimin yanında kalarak.Milleti için kılını kıpırdatan kim var? Al birini vur ötekine.Hakça bir düzen için çok gayret lazım dostlar, hasılı çok çalışmalıyız…Sömürgeciler şimdi daha alçakça vuruyorlar bize…

 

Uyanın diyen, kurtarıcı görünen kendi kucaklamak için, bizi sömürmek için yapıyor.Ne vatan edebiyatları, ne de hamasetlerle bu ülke iflah olmayacak, gayretler hep boşa, nefesler boşuna tüketilmiş olacak. Hak ettiklerinizden başka hakkınız yok.Hakça bir düzeni hak etmeliyiz. Hakkın kovulduğu hayatta, hakça bir düzeni nasıl kuracaksınız? Halkla, haklının yanında, Hakk’ la beraber bir hayat diliyoruz…

Dünyanın her yerinde halklar sömürülmekteler.Siyonist ve onların yerli işbirlikçilerince...

Almanya’da bu böyle , Belçika’ da da böyle, ülkemizde de bu yıllardır böyle, ama bu böyle devam etmeyecek, yüreğinizi kıyama kaldırırsanız...
Bağlantı İçin Tıklayınız

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Çakma SOL

Kategori: Siyaset

İsrail’ i Tel’ in mitinginden dönen kardeşimin elinde Malbora sigarasını gören Arap koşarak yanına gelip yaptığının yanlış olduğunu sinirli bir şekilde anlatınca o da sonra da içmeye devam ettiği Malbora sigarasını atmak zorunda kalmış.

 

Bu olay bana biraz da bunu çağrıştırdı.Sen İsrail’i tel’in edersin, ardından Siyonizm’in en büyük destekçi sermayelerini destekleyeceksin.Coco Cola’yı içeceksin sonra Filistin için ağlayacaksın. 1997 dünya gelirlerinin hepsini İsrail’e veren ve bunu dünyaya ilan eden bir sermayeyi destekleyip, ardından Müslümanlık edebiyatı yapacaksın. Çakma Müslümanlar(!)

 

Şimdi de solcu olduğu söylenen biri İMF’ yi protesto ediyor.Ama sonuna kadar dinlediği birine ayakkabı atarak. Attığı ayakkabı da dünya emperyalist Siyonistlerinin markası olan Adidas. İMF de temelinde dünyayı sömürme amaçlı kurulan ve yönetiminde Siyonist felsefeyi benimsemiş Yahudilerin bulunduğu ve yönettiği bir kurum. Siz zalimlerin gölgesini çoğaltarak son anda bir hamle yapmanızı pek bir hayrı kalmıyor. Attığınız ayakkabı İMF başkanına senin halini özetlemiştir.

 

Şimdi sol Ülkemizde çıkmazları oynuyor. Sol bir çıkış arıyor. Sol üzerindeki ölü toprağını kaldırmak için kıpırdadıkça batıyor ve sol, sol olmaktan uzak sosyal adalet ve eşitlik, hak ve özgürlüklerden nasipsiz durumda. Derin yapılarda ki bağlarıyla örülü bir haldedir.Şaşkınlık içindeler.

 

Ergenekon Operasyonlarını AK Parti’nin operasyonları olarak görüyorlar.Gizli derin yapının hukuksuzluklarına sırf muhalefet etme adına karşı çıkıyorlar. Ülkede faili meçhullerle öldürülenlerin sol düşünce adamları değilmiş gibiler.Dün cenazelerde yürüyüp, İslam’a ve Müslümanlara küfredenler, hukuksuzluğa alışmış bir baskıcı rejimin derin iktidarını kaybetmenin telaşında siyaseti de sol olmaktan çıkardılar.

 

Kaybeden sol, elbette gerçek sol değil.Bu ülkede, faşist ve derin bir rejim taraftarı sol görünümlü faydacı, sosyal barışı ve adaleti hiçbir zaman derdine sarmayan bir sol oldu. Halkının değerleriyle hiç barışık olmadı.Halktan devamlı intikam alır gibi icraatlar sergilediler.Şimdi belediyeler de Ak Parti’den geri alınan belediyelerde intikamlarını alıyorlar.

 

Sol hiçbir zaman bu ülke de halkla iç içe olamadı. Yaptığı bütün icraatlarında İMF başkanına ayakkabı atan genç gibi şov, içi kof, anlamını iç gizemleriyle boğmuş hareketlerdedir. Bu ülkeye birileri solu derin halka rağmenci devletin iç dinamizmine çaktılar.Ve bu ülkede sol hep çakma sol oldu. Adı sol olan derin yapının beyin takımları olarak kaldılar.Artık psikolojik harekatla halkı yönlendirme ve yönetme becerisi kalmayan sol,bitişinin iniltilerini naralara dönüştürme gayretinde. Buna derin yapının sağ kanadı olarak MHP’nin de katılıyor olması, birbirinden destekli bir gizli yapının halk üzerinde nasıl bir oyun sergilemekte olduğunu ve hala da son çırpınışla büyük bir hamle yapmak arzusundalar.İki muhalefette, halkın taleplerine göre siyaset yerine, derin bağların kışkırttığı çizgide siyasetlerine devam ediyorlar.

 

Karşı çıktıkları Ak Parti değil de, yanında durdukları Derin devlet terörü gibi görünmektedir. Bunlar PKK’nın asıl kurucuları derin yapının yanında durarak,( PKK gibi) yan kuruluşları görüntüsü vermekteler. Toplum mühendisliğinde siyasetlerine devam etmek istiyorlar.Gerçek bir demokrasi zemininde siyaset yapamayacakları aşikar görülüyor. Gizem ve Terörün derin devletini kutsama peşinde olanlar, halka muhalefet yapılamayacağını anlayacaklardır.

Düzeysiz ve seviyesiz muhalefet bunlar, Altan’ın dediği gibi…
Bağlantı için Tıkayınız

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Ülkemizde Tek Sorun Rejimdir

Kategori: Siyaset

Açılım kapanırsa da; kapanmaz açılanlar. Yıllardır söylemeleriyle ülke yönetiminde söz sahibi olan genelde askeriyenin içine yerleşmiş derin devlet, açılan ve büyüyen yaradan sorumluluk payı en çok olandır. Hala bu açılım zamanında kendini ortaya koyma ve bir şeyler ispatlama derdinde oluşun bir suçluluk psikoloji değil de nedir? Bence CHP ve MHP de, demokratik açılıma bu yapının istekleri ve yönlendirmeleriyle karşı çıkmaktalar.

 Bu süreçte askerin her konuştuğu şey, açılıma vurulan bir balta olacaktır. Artık siyasi iradenin emrinde olarak, susma hakkını kullanmaları ülke menfaatleri açısından daha hayırlı bir zeminin oluşmasına katkı sağlar.

 Açılımın olması, kapanan bir şeylerin varlığının da delilidir. Yıllardır uygulanan Genel Kurmay Merkezli çözümsüzlüklerinde ispatıdır.Ülkeyi idareye talip olanların silahlarının gölgesinde oluşturmak istedikleri modern gerçeklerden, donanımlardan yoksun, slogan üretme maharetli rejimin ve onun jargonlarının iflasının da göstergesidir.

 Açılımın gerekliliği ortadadır.Sadece Kürt merkezli düşünmekte geçersiz bir bakıştır.Dine karşı müsamahalı olmalı sistem söylemlerini değiştirmelidir. Bunun nedenleri ve niçinlerini de sorgulamak zorundasınız. Böyle bir problem yok diyerek başını kuma sokan kumkuma kuşlarıyla memleketi çakallar götürür hale gelmiştir.

 Meseleye doğru bakış açısı getirmek lazımdır.Terörü savaş, teröristi özgürlük savaşçısı, çarpışmaları savaş cephesi gören ve gösterilen bir durumun fiilen son bulmasını sağlamak öyle kolay değildir. Aslında kolay olmayan tek şey önyargılarımızın kırılmasıdır.Atomu parçalamaktan zor olan şey; önyargılarımız, ön kabullerimizdir.

 Laik zorbalığın getirdiği bir süreçten dini hassasiyetleri görmezden gelen bir rejimden bahsediyoruz.Bu halkımızın ülkemizin kuruluşunun başında küstürülmesi sürecinden bu günlere gelindi.Siz insanlarınıza ayrımcı bir perspektifle bakıp, ulusal, üniter, dil birliği gibi söylemler katarak, ayak bağlarınızla yürümek isterseniz düşersiniz.

 Vatan ve birlik kutsamalarınızı bir yana koyarak düşünün. İnanın bu kutsallarınızın sizden başkası için değerli görünmüyorlar. Siz nasıl başkalarının değerlerini yok sayıyorsanız, onlar da sizin değerlerinizi değersiz görmesini onlara lüks göremezsiniz.

 Ülkeyi buraya getirenler, bundan sonrasını da kurgulamışlardır.Bizlerin onların yardımcıları olmamamız gerekmektedir. Kendimize istediğimiz şeyleri Kürt kardeşlerimize çok görerek bir yerlere varamazsınız.

 Ülke siyasi söyleminden askeri (tek tip) söylemleri kaldırmak, ideolojik devlet ( Kemalist ve dine mesafeli, baskıcı laiklik) perspektifinden kurtulmamız gerekmektedir. Bize dayatılan rejimin ortaya çıkardığı problemleri aynı rejimin kafa yapısıyla çözemezsiniz.

 Herkese ve her şeye alabildiğine tam özgürlük vermek gerekmektedir.İnsanların kendilerini nasıl ifade ettiklerine değil, kendi bakış açılarına göre insanları değerlendiren ve yaftalayan devletçi seçkinlerden Müslüman Türk ve Kürt halkı bıkmıştır.

 ETA terörü ile mücadele eden İspanya’nın kayıpları 800, İrlanda’nın kayıpları 1800 iken bizim kayıplarımızın 40.000 den fazla oluşunun izahını vatan millet edebiyatları ve şehitlik söylemleriyle geçiştiremezsiniz. Bu Kürt ve Türk halkının kayıplarından acaba içimizde gizli hoşnutluk duyanlar mı var diye soramaz mıyız ki?

 Ülkeyi bölünmenin eşiğine getirenler ve yıllardır terörü bitiremeyenler de aynı kafalar... Oğulları teröre kurban verdiklerinde Şehitlerini kutsayan, normalde onların analarını nizamiyeden sokmayan bir despot-dikta kafalarla bu ülke ilerleyemez. Parçalanmaktan da kurtulamayız. Korkularla siyaset ve rejim kuran ve yürütenler bu işin asıl müsebbipleridir. Bunların bu milleti sevdiğini söyleyebilir misiniz?

 Korkularla siyaset yapanlar, ülkeyi bitme ve bölünme aşamasına getirenlerdir. Eğer açılım herkesi kuşatacak şekilde olursa ülkenin önü açılır, ülkemiz sıçrama yapar. Tıpkı Kurtuluş Savaşındaki ideallerle yeniden kardeşlik sarılması yapmaya ihtiyacımız var.

 Mustafa Kemal'i kullanmaya devam edenlerin ortaya koydukları sorunlarla ülke bölünme aşamasından hala kurtulamadı. Atatürk adına baskıcı bir düzen tesis edildi. Böyle herifler yüzünden Müslüman Türk Halkı da devletine küskün bir halde...

 Kürtleri ayaklandırdın, Müslümanları kovdun mu geriye bir Yahudilere Arzı Mev'ud olarak bu yurt kalıyor.Bunlar bence buraya hizmet için M.Kemal'i de kullandılar, kullanıyorlar.

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Kaosun Çocukları

Kategori: Siyaset

Hasan Ahmet Evliyaoğlu yazdı

Hasan Ahmet Evliyaoğlu yazdı

Seçimden korkanların,darbe taraftarı olması gayet normaldir.Seçimden kaçınanların, darbe yanlısı ordulu taraftarlarının Ergenekon bağlantıları açık bir görünüm arz etmektedir. Darbe ile Ergenekon ve kaosun uzantıları Genel Karargahta bir şekilde bumerang gibi hukuku ve bütün hukuksuzluğu içine çekmektedir. Son olayda hukukun durumu halk yüreğini yine kanatmaktadır.

Ordumuzun başındaki Başbuğ paşa ne konuşacak bakalım. Darbe taraftarlığının ilk defa sorgulandığı ve suçlu bulunduğu hakiki bir umut çığlığına doğru giden doğru zeminde kayganlıklar oluşturma çalışmalarını da görüyoruz. Bütünü görmeden, görünen tarifle Ergenekon çetesini ancak kamufle etmiş oluruz. Bütünüyle gerçek Ergenekon dışarıdadır ve mücadelesini hukuka aykırılıklarıyla yapmaya devam etmektedir.Hiç ceza filan da aldıklarını görmedik.Yine saltanatlarına devam eden bir koruma içindeler.

Halk kendisini sevmeyeni, sindirmek isteyeni, seviyormuş gibi yapanı, kandırmak için sırtını sıvazlayanı gördü. Gerçek terörü çıplak gözle gördü. Yargılananlar mı yoksa, yargı dışardan sürdürenler midir terör. Terör bütün çıplaklığıyla göstermiştir ki bürokratik oligarşi anarşik bir yapı var.Bütün terörleri besleyen, olarla kendini kamufle eden, onları kullanan, devleti ele geçirmiş milletin sırtında boza pişirenleri gördük.

Halk iç isyanlarla kendini korumakla görevi ordulu görevlilerin nasıl komplolarla hayatı kendine hapishaneye çevirmek istediğini de görüyor. Ordu adeta meşrutiyet sorununa kadar geldi. Kimin ordusu diye sorgulanacak düzeye ulaştı. Ordu çok yıpratıldı, yıprandı. Sivil dayanaklarıyla kurgulanan bir düşük düzeyli darbeler ve büyük gerilemelerin ve hortumlaşmaların boşaltıcı sömürgesiyle yıkılan hayat standardının enkazının başında ki dublörü gördü.

Halkın ordusu olması gereken bazı yapılanmaların, iç tehdit diye nasıl kendini politize ettiğini biliyoruz. Bir yerlerin emriyle mi bir yapı oluşturulmuştur. Darbeleri yapanlara ABD büyükelçisinin “bizim çocuklar demesini nasıl unutabiliriz.

Bizim burada kastımız darbeci ordu mensuplarınadır.Namuslu vatanını ve milletini seven ordu mensupları başımız gözümüz üzerinde yeri vardır. Halkına saygı duyanlar, halkından saygı görür. Halkına tepeden bakanlar zalimlerdir.Zalimlerin sonu da büyük bir inkılaba boyun eğmektir. Halk inkılabından daha büyük bir inkılap olmaz.

Dışardan emir alan bir yapı değil, halkın emrinde halkının şetçiği hükümetin emrinde demokratik değerleri özümsemiş bir ordu görme isteğimizi perçinleyen gelişmelerin arifesindeyiz.

Karanlıkların prensi olmaktan mutlu olanlar, karanlıkların korkunç dehlizlerinde boğulmayı göze alanlardır. Ama içeride ve dışarıda adamlarının olması onları kuvvetli kılmaktadır. İçerdeki adamlarını teslim etmeyen bir yapı ile karanlıklar prensleri dışarılarda fing atmaktadırlar.

Devlet adına öldürenler ve öldürmeyi kutsayan, kutsalı bitmiş insanlar hala aramızda sağ ve salimen gezmektedirler. Azrail’e gerek yok. Bunların varlığı Azrail’in yardımcılarının ne kadar çok olduğunu da göstermektedir.

Dünün kaosunun çocukları bugün de kaosu sürdürme peşindeler. Kaosun mimarları olanlar kaosun çocuklarıdır. Kaos uzakta değil, içimizde.Kaosu çözmek elimizde.Elimizi kıranlar kırmayı başarmaya devam etmekteler gibi gözükse de; Kaos adamları ile yıkılmaya mahkum olmalıdır.

Dün yok ettiklerini göremeyen yatakçı medya ve onun iç ve dış uzantıları halkın sillesini her defasında yemekten uslanmadılar. Bu sefer silleyi atanlar, Kaosun çocuklarına dur diyenler Kaosun mimarlarıdır. İşine son verilenlerin grev dayanışmasındayız. Kanunlar karşısında hileye başvuranlar, halka, demokrasi tuzak kuranlar bitmektedirler. Bitişleri halkın hafızasına kazınan tarihi Çin hilelerine benziyor.Hilelerini sezip gerekeni yapacak gerçek bir sisteme ulaşmak dileğimizdir.

Kimsenin ayrıcalı olmadığı, kendini halkın üzerinde görmediği bir demokratik düzen için Ordu kesinlikle Avrupa normlarına kavuşturulmalıdır. Hukuk haklı yerini toplumda alamayınca, hakların zayi olmasının terörizmsinden rant elde etme istekleri devam edeceğe benzer.
Hasan Ahmet Evliyaoğlu-Haber Onay Editörü

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Kaosun Mimarları

Kategori: Siyaset
Kemalist Ordu mensuplarından Halkın İnançlarına, saygı duyan bir yapı görmedik. Ordu içinde ne müsaade ne de müsamaha görebildik. Onlar ‘halk’ deyince ‘düşman’, düşman deyince halkını algılayan bir düşmanlık içinde oldular.

Piyon olduğunu anlayacak kadar akıllı olamayanların kendilerini iktidar sandıklarını gördük. Aslında itiraz ettikleri ile iktidar oldukları yer aynıydı. 

 
Sizi besleyenler, bugün başkalarını besliyorlar. Onlar sizin güçten düştüğünüzü ve zayıfladığınızı gördü. Sonra ‘yeni dünya düzeni’n de Kemalistlerin Emperyalist çıkarlara karşı sağlayacağı bir fayda kalmadı. Ama şimdi yaşasın “Ilımlı İslamcılar” havasındayız.

Kemalistler de Ilımlı İslamcılar da bu millete hayır getirmedi ve getirmeyecektir. Sadece kendi çıkarlarının derdinde, imanında basitliklerin içinde boğulup gidilmektedir. Ne halkımız ne dünya mazlumları düşünülmemektedir.Etrafımıza bir bakın Kemalist iktidar zamanı ile imdi arasında ne fark var.Her yerde kan ve gözyaşı devam ediyor. İtiraz etmeyen bir iktidar olduktan sonra adının ne önemi var.

 

Devamlı Darbe ile iktidarda kalma ve kaosu üretmenin mimarları oldular.İyi ki bunlarla dış bir ülkeyle savaşa girmemişiz derken Bülent Arınç Bey ne kadar da haklıymış meğer. Halkına komplo kuran ve Müslümanları irtica geliyor yaygaralarını tezgahlayarak düşman gören ve gösteren bir zihniyetin orduya hakim olduğunu görmek bizleri haddinden fazla üzmektedir.

İlker Başbuğ bile bir komutan olarak dine saygılı olduklarını söyledikleri dönemde bu ‘son kirli tezgah’tan haberdar olduğunu bilmemiz bu oyunun büyük komutanlarında içinde olduğu  düşüncesinden bizi ari kılamamaktadır.

 

İlgiyi başka yere çekerek yönetmede toplum psikolojisini yönlendirmede mahir bir 28 Şubattan sonra buna şaşmadık.Bu da 28 şubat benzeri bir tezgahtı.Bu tezgah genel kurmayın içinde oluşmakta olan bir oluşumdu ve Kara kuvvetleri komutanıyken haberdar olan bir genel komutana da sahibiz. Bu komutanın demokrasiye saygı söylemlerinin havada kaldığını da görmüş olduk.

 

Taraf Gazetesinin “AKP ve Güleni Bitirme Planı” haberi  ile bu süreçte gördük ki;

 

1-Ordu içinde halka yön vermek ve yönetmek heveslileri vardır.

2-Halkını sevmeyen komutanlar da vardır.

 

3-Halkına komplo kuracak bozuklukta olanlar da komutan olabilmişlerdir. Halktan maaş alıp halkına komplo kurabilenler kimlerdir?

 

4-AKP ve Güleni Bitirme Planı’nı yapanlar bir kişi değil bir emir komuta zinciri ile yekun tutmaktadır. Hedef orduyu yıpratmaktır diyenler de komplonun parçasıdırlar.

 

5-Ordu halka devamlı darbelerle mesafe koymuşsa bu halkla ordunun arasının açık olmasına matuf amaçları taşıyanlar darbe yapma sevdalılarıdır.

 

6- Demokrasiyi hazmedemeyenlerin komutan olduğu bir ülkeyiz.

 

7- Bu son darbe planlarının ortaya çıkarılmasında sağlanan istihbarat’ta önemlidir. Buradan da çıkarılabilecek anlamlar var..

 

8-Askerlerimizin zafiyetlerini birileri kotarmış gibi gözükmektedir. Bunu Ülkemizin kuruluşundan beri böyle olması olasılığı büyüktür.

 

9-Birisine söverseniz o da size kalkar söver. Siz birilerini düşman ilan ederseniz o da sizi imha etmek zorunda bırakırsınız.

 

10- Halkın sevdiklerini idam edenlerin, darbe yapanların bu ülkeye kattığı veya katabileceği bir şey yoktur. Onların isimleri unutuldu ve sadece lanetle anılmaktalar.

 

11- Askerin içinde camiye gidenlerin ve namaz kılanların Yaş’lanıp atıldığını biliyoruz ama bir gün “masonluk”  gibi dış örgütlere üye olan askeri zevatında askeriyemizden atıldığını duymak hakkımızdır.

 

Asker dini hassasiyetlere irtica diye bakarak yok saydığı için ve onlara komplo peşinde olduğundan birlileri de bu ülkenin heba olmasındansa sömürme ve kullanabilme için Orduya, rejime yeni bir şekil vermektedir. Yeni düzenin sahipleri eski düzeni ve ona direnenleri sessiz bir devrimle devirmektedir. Bunun adı bugün demokrasidir. Dün Kemalizm idi. Yöneteni aynı olan farklı rejimler…

 

Dün darbe yapan Kemalist subaylar Amerika’dan maaş alırlarken bugün de demokrasi taraftarları işe alınmış gözüküyor. Dün dost olanlar bugün düşman, dün düşman olanlar bugün dost oldular yeni düzende.Sahip ve köle aynı ama  kuklalar ve oynatıcıları değiyor. İşini kaybetmiş Kemalistler ile yeni işe alınan Ilımlı İslamcılar arasında geçen çekişmeye şahit oluyoruz.

Bunların hepsi dış istihbaratların iç mizansenleridir. Bizim ne bir milli politikamız ne bir milli ordumuz ne bir milli ekonomimiz… ne de bir milli istihbaratımız mevcut maalesef…

 

Gladyo bıraktığı pislikleri kaldırırken ortalık toz duman. Yeni oyuncular da amerikanın eski oyuncuları gibi yeri zamanı gelince atılmaya mahkumdurlar. Kalkmak ve dirilmek lazım. Osmanlının çocukları inisiyatifi ellerine almalıdır. Ülkede çalkantıları yapanlar bu halkı sevmedi. Bizde onları hiç sevmedik. Onların Oyuncularını da …

Haberin Linkine Ulaşmak İçin Tıklayınız

Hasan Ahmet Evliyaoğu-Haber Onay Editörü

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Yaşar Büyükanıta Yahudi Diyen Sese Ses Veriyorum

Kategori: Siyaset

Birileri içimizde İsrail’i davet etmemizi ve onların oraya yerleşmesini 4 koldan sağlamaya çalışıyor. Bunların isimleri isimlerimize benzer ama siyonizme hizmet uşaklığındadırlar, mason veya yahudi…Sivil veya asker… Ne farkeder.
 
Biz siyonizme hizmet edenlere sözümüzü söylüyoruz. Düşmanlığımız siyonizmedir. Siyonizme hizmet eden hainler, yahudi tezgahında müslüman avlamaktan da hoşlandılar.
 
Hala müslüman halka çoğu yerler kapalıdır. Mayın tarlasıdır ülke. Kime? Siyonizme açılacak kapılar için; Müslüman Türk insanına…Okullar, kışlalar, Kampüsler, Devlet daireleri, Hastaneler, ihaleler, adalet sarayları…kapalıdır.
 
Büyükanıt göreve geldiğine dedesinin mezarını İsrail’de ki Hükümet tarafından onarıldığını da o zaman duymuştuk. Yani o yahudi de, Eruygur’un şeceresi nedir? Bir de onu açıklasaydı da bilseydik hani… Irksal ayrışıma karşıyız ama, hizmetin nereye kaydığına dikkat çekmek lazımdır.
 
Şuan ki Genel Kurmay Başkanımız da Mason olduğu belgelerine basında rastladık. Atatürk’ün yasakladığı örgütte olanlar bugün Atatürk’ün adını kullanmakta ve milletimize hayatı hapishane yapmaya gayret etmektedirler.
 
Bırakın gizli dünya örgütüne üye olmanın suç olmasını hiçbir zaman hiçbir işlem yapılmamıştır maalessef. Masonlar; sosyal hayata değil, ülke yönetimine, askeri erkanımıza, akedemik yapımıza, bizim terörize olmamıza, empire olmamıza, ekonomik hayatın her vechesine müdahale eden virüslerdir.
 
Bunları temizlemeden ne ekonomimiz ne siyasetimiz ve ne de ülkemiz düzelir. Ne de terör biter. Birileri bizim ensemizde boza bişirmeye devam eder ve ediyorlar.  Adamlar idamlar yiyecek suçlardan dışarlarda geziyorlar. Bu ülkede ne zamandan beri, halka sınıfsal ayrışımla muamele edilir oldu. Adalet nerdesin? Sen de mi Siyonizm’e uşaklık edenlerin ellerinde oyuncaksın.
 
Üzülüme ey adalet!! Bir millet uyanıyor ve senin mahkumiyetin, iktidarın olacaktır. İktidarın yolu Yusuf’un zindanından geçiyor. Kardeşler en iyisini yaptıklarını sandılar. Ağlayan baba evlatlarına acıdı. Ama herşeyin sahibi Allah, dilediğine sevginin iktidarını ve  mülkünü de verdi. Olaylar daraltma yerine genişlemeyi getirecektir. Onu müjdeliyor.
 
Mayınlar patlamaya devam ediyor. Ne döşenen mayınlar gördük halkın özüne. Çözmek için ne çözümlemeler gördük. Çözdüler kilitlediler halkı esir ettiler, uşak ettiler yıllardır. Başkalarına uydu olduk; liderdik, kuyruk olmayı diliyoruz şimdi.
 
Hayır ey millet, itiraz etmek hakkımızdır. Demokratik hakkını kullan, Ülkeyi Yahudiye peşkeş çekmesinler. Uyan ! Tepkini ver! Oyuna sahip çık! Ak Parti sitesine gir ve tepkini gönder.
 
Ak partiyi kapatmak istiyorlarsa, İsrail’e feda edebilirler. Ama bunun hesabı; sandıkta boğulmak olur. Bak Almanyada ki Türk Mucit Başbakana mektup yazmış cevabını bekliyoruz.
 
Başbakanım ülkemizi Yahudi Siyonizm’ine yurt yapmanın yolunu açarsanız hakkımızı asla helal etmeyiz vesselam!!
Kaynağına Bakın>>>:
http://www.haberonay.com/haberdetay.asp?ID=699
yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Askere Askerlik Yakışır

Kategori: Siyaset

Askeri asli görevine çekmek askere değil vatana sevginin gereğidir. Kendi görevinin dışında görevler ifasında bulunan asker asıl askerlik mesleğinden nasıl da uzaklaştığını hep beraber gördük ve görüyoruz. Biz askeri vatanımızı sevdiğimiz ve askerimizin bizim için değeri olduğu içindir ki eleştirmekteyiz. Eleştirilecek durumda olması askeri değil, öncelikle bizleri üzer, yaralar.

 

Asker bir milletin evladıyız. Ama askerler bu milletin evladı değil gibi duruyorlar. Tabii ki kastımız yönetici mevkiinde olanlaradır. Askerlikten gayri her mevzuda giriftar olmak askerimizi bozdu, tahrip etti. Terör değil askeri asli görevinin dışında olmak öldürmektedir.

 

Siyasi demeçleri askerin değerini katlamaz, askeri bir kısım insanların oyuncağı haline getirir. Benim dayım senin dayını döverin malzemesi oluverir. Nitekim öyle de olmuştur.

 

Askerimizin iç istihbarat toplaması askeri konuların dışında bir milleti gayri kanuni yollarla fişlemesini gördük ve biliyoruz. Şimdi askerin tepe noktasındakiler de zamanında bu ortamın oluşmasında payları olmadığı söylenebilir mi? Batı çalışma grubu denen şey neden kuruldu. Neden bir astsubay kaymakamları valileri savcıları fişler oldu. Bunu üstleri onlardan istemedi mi?

 

Artık bu ETÖ davası ve içeriği gösteriyor ki bazı askerler yanlış yola girmişlerdir. Bunların girdiği yolların hepsi de dış güçlerin çıkarlarıyla örtüşmektedir. Vatan sevgisi edebiyat ve teferruat olduğu bellidir. Asıl olan vatan değil, kaosla ülkede tek iktidar olma gayretleridir.

 

Askerin iç kolluk kuvveti olarak kullanılması da askerin halkla karşı karşıya getirilmesi de çok yanlıştır. Askeri iç istihbarattan ve iç güvenlikten arındırmak gerekmektedir.  Bu da yetmez, askerlik dışında her türlü işlerden, siyasetten de uzak kamaları gerekir. Başbakanla Genel Kurmay başkanının basına yansıyan konuşmalarının hiç de tasvip görmesi mümkün değil, çağdaş bir dünya da olası şeyler mi?

 

Askerlerin kökü dışarıda olan örgütlere üye olmaları da doğru değildir. Bir askerin başında ki kişilerin Atatürk’ümüzün de yasakladığı örgütlerde üye olmaları kuşkuyla karşılanmalı ve bunların derhal görevlerinden el çektirilmesi gerekir. Savcılıklarında bu konuda işlem yapma zarureti vardır.

 

ETÖ olayında derin mason bağlantılarını da göze almak zorundayız. Şayet bu ülkeyi seviyorsak bu Siyonist düşüncenin ürünü bu mason derneklerini ülkemizden halkımızın kalbi olan askeriyemizden söküp atmak zorundayız. Bu ülkede Atatürk’ümüzün adını ağzına alarak halkımızın değerlerine sövenlere bakın hepsinin bu örgütle şöyle veya bağı veya bağlantısı vardır.

 

Bu ülkede gerçekten Türk kültürünün maddi ve manevi değerlerine sahip hiçbir evladı askerde belirli yerlere gelmesinin engellenmesinde de kökü dışarıda olan örgütlerin ve yapılanmaların payını yadsıyamayız. Bunu sadece laikliğin yanlış yorumlanması olarak algılamak saflığına da düşmemeliyiz. Hiçbir Türk evladı dinli-dinsiz, dindar-dini dar evladı kendi milletinin maneviyatına karşı edepsizleşmez, kem söz  etmez. Onda ki Türklük kanı buna engeldir.

 

Bu milletin özünde olmayanların bu milletin bağrında birer hançer gibi saplandığını görmek lazımdır. Yıllardır bu milletin bağrında ki bu hançerin artık sökülüp atılması gerekmektedir.

 

Atila İlhan’ın “gerçek bir tane Türk aydını yoktur” sözünü de burada kulaklarınıza küpe yapmanızı istirham ediyorum.Sizi aydınlatanların çoğu sizin istikballerinize dış bağlantılı kastı olanlardan çıkıyor.

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!
<<<<<-----------<---->SONRAKİ SAYFA -------------->>>>>
Haber Onay

son dakika haber Anası Ağlayanlar!

son dakika haber Biz site değil miyiz? Bizi de fişleyin!

son dakika haber CUNTA, ETÖ, PKK İç içe

son dakika haber İSLAM' da HAREM' lik SELAM' lık uygulaması varmıdır?

son dakika haber Sınav Zor

son dakika haber Siyonist Emperyalist İktidarlar

son dakika haber Çakma SOL

son dakika haber Değişim şart; gelişim için okumak

son dakika haber Ülkemizde Tek Sorun Rejimdir

son dakika haber Kaosun Çocukları

Haber Onay

Haber Onay

BÜYÜK DOĞU MİMARI HAYATINI ANLATIYOR

HAYATI HAYATI
ESERLERİESERLERİ
MÜCADELESİMÜCADELESİ
FOTOĞRAFLARIFOTOĞRAFLARI

BÜYÜK DOĞU MARŞI RESME TIKLAYINIZ

BÜYÜK DOĞU MARŞI