DÜŞÜNCE UFUKLARINDA
DÜŞÜNCE UFUKLARINDA



Din - DÜŞÜNCE UFUKLARINDA - Blogcu
DÜŞÜNCE UFUKLARINDA

Haber Onay
DÜŞÜNCE UFUKLARINDA ANA SAYFA
 HABER ONAYHABER ONAY
E MAİLİLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİZİYARETÇİ DEFTERİ

İSTANBUL HAVA

İslami Eğitim
Bu grubu ziyaret et
Musalli Haber
Bu grubu ziyaret et
Erdemliler Hareketi
Bu grubu ziyaret et
Tarihe Bakış
Bu grubu ziyaret et
Gıda Pazarlama
Bu grubu ziyaret et
Haber Onay
Bu grubu ziyaret et

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

İSLAM' da HAREM' lik SELAM' lık uygulaması varmıdır?

Kategori: Din
Haremlik ve Selamlıkla ilgili ayetlerde işaretler ve peygamberimizle sahabilerin uygulamaları vardır. Fetva ve takva cihetiyle olaya bakılmalıdır. Allah'ın emirlerini yapabilmek derdinde olmayanların ifadeleri bunlar.
İslam'da haremlik ve selamlık yok sözleri, bilgisizliği ve cehaleti ifade ediyor.Haremlik selamlık uyguluyorum diye hayatı dar etmenin de anlamı olmasa da, Kur'an ve sünnet çerçevesinde bir hayatı düşünmek ve düşlemek her müslümanın asli vazifesi olmalıdır.
Neden Haremlik-Selamlık:
1-İsra Suresi 53.ayeti celile de "o kullarıma söyle sözlerin en güzelini söylesinler..."
Kadın ve erkekler bir arada olduğunda erkeklerin ağzından çıkması muhtemel kötü sözlerin etkisi ve ezikliği kadınlarda olmaz mı? Rencide olanlar kadınlar olmakla birlikte, erkeklerin de ağız pervazlarının bozuk olma veya bozulma ihtimallerini göz önünde tutmalıyız.
2-Nur Suresi 30.ayette:" o mü'min erkeklere söyle harama bakmasınlar..." ayetin devamında da ; Nur Suresi 31.ayette:" o mümine kadınlara da söyle, gözlerini harama bakmaktan çevirsinler..."
Rasulullah'ın a'ma Ümmü mektum'a bakarken, eşi Hz.Aişe annemize de söylediği gibi;" O Sen'i görmüyorsa da Sen, onu görüyorsun!"
Şimdi Allah için bir düşünsün her müslüman.Bir arada, evde veya bir yerde otururken, otur-kalk yaparken, fiziki hatlar belli oluyor mu? Hele bir de İslami tesettürden ve islami edepden yoksun insanların oturup kalkmalarını da düşünürseniz işin vehametini daha iyi anlarsınız. Ben bakmam diyen nefsin ve şeytanın aldatmasıyla böyle demiştir. Ne kadar bakmaz ve ilgilenmezsenizde bakarsınız ve görürsünüz. Bu da; "göz gördü gönül sevdi benim ne günahım var" diyen Karacaoğlan gibi bir inancsız yapıya doğru insanı götürür.
Önemli olan kötülüğü cezalandırmak değil, baştan kötülüğe giden yolları tıkamak değil midir?
3- de Nur(31.ayet) ve Ahzab(59.ayet) surelerinde ki tesettür emirleri ve bundan ne anladığımızla ilgilidir.Tesettürün kemaliyle olması gerekmektedir. Ev kıyafetlerimizin bunu ifade edebilmesi ve karşılaması da zor gözükmektedir. Daha çok göz alıcı, canlı renkler, dar elbiseler ve dekolte verme ihtimalleri, falsolar olması ihtimali, hatların belli edilmesi, hicab daki mananın yok olması da cabasıdır.
Örtünmekten mana, bedenden önce gözleri örtmek, ayetin devamıyla sonra da bedeni örtmek vardır. Yani Allah, bütün kadın ve erkeklere, ruhlarını, düşüncelerini kirletmemeleri için ve kalblerini bozmamaları için, önce gözlerini örtmelerini ve böylece düşünce ve ruh haletiyesiyle haramla meşgül olmamalarını sağlamak istemektedir. Göz kalbe giden en kestirme yoldur. Kalbe nazar eden Allah, direk oraya bakıyor. Orası bozuldu mu, kolay kolay düzemiyor. Sonra bedenin örtülmesi emri gelmektedir. 2. ve 3 numaralı ayetlerde ki gerekçeleri iyi düşünmek zorundayız. Kur'ansız ve sünnetsiz bir müslümanlıktan neşet edecek görüşlerle İslam ancak yaşanılmaz olur. Kur'an'ı ve sünneti hayatınıza geri getirmek isterseniz, tepkiler alırsınız ama Allah indindeki değeriniz onun sözüne verdiğiniz değer kadar artmış olacaktır.
Ey Nas! Siz Allah'ın katındaki değerlerinize bakın. Kınayıcıların kınamasından korkmayın. Kıyamet günü vereceğimiz hesaba kilitlenin de, İslam'da Haremlik ve selamlık 'var veya yok' u öle konuşun. Adı sonradan konulmuş bir ifadenin Allah'ın ayetlerini hayata geçirmemize bir engel, bir küçümseme içerdiğini unutmayın. Allah'ın bu ayetleri dururken bizim hala 'birileri bize ne der' in hesabındaysak vay halimize.
Helalinizin üzerine haram gözlerin bakışları düşürmeyecek kadar sevgiyle dolu olmanızı diliyorum. Onları hapsedin demiyorum. Bu ayetleri gerçek mana yaşamamızı istiyorum. Bu konuda anlayışları da dumura uğratacak duygusallıkta akraba ve komşuluk ilşkilerini de zedelemeden olmasını gerekir. Duyuyoruz ki akrabalar birbirlerine gelip gitmiyor, bir hoş geldin bile etmiyorlar. Hayır İslam, ifrat veya tefrit dini değildir. Vasat olmanın da adıdır. Arkadaşlar sizler ortaya çıkarılmış hayırlı bir ümmet olmak için 'vasat bir ümmet olmak için' ve vasat bir anlayışta olun.
Dini yaşıyorum diye çevrenizi kırmayın ve insanları da kendinizden soğutmayın. Allah'ın dinini yaşamak kolay değil, çok zor ama bunu başarabilirsiniz. Duygusal değil, akıl ve bilimle iman, gerçek bir iman olabilir. Hepinizi İslamın engin ve güzel, o hoşgörü iklimine emanet ediyorum. Ne hoşgösüz olun, ne de Allah'tan gayrısına hoşgörünme sevdalısı olun!
Selam ve sevgilerimle
Bağlanıt>>>
1 YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Müslümanca Düşün ve Yaşam Üzerine

Kategori: Din




Müslümanca düşün ve yaşam biçiminden bahsederken,İslami kimliklere saldırıların temelinde yatan gizli haçlı zihniyetine vurgu yapma gereği vardır.

Müslüman Türk Halkı İslami ahlaka uygun eğitim alma hakkından Tevhid-i Tedrisat ve Laik Eğitim adına mahrum bırakılmaktadır.

Alevilerin din derslerinden muaf olma isteklerine saygı sözcükleriyle yaklaşan haçlı beslemesi aydınlar ve basın kuruluşlarının, İslama uygun eğitim görme isteğine karşı çıkışların temeli  Çanakkale’ye gömülen haçlı zihniyetinin ülkenin iç dinamiklerinde söz sahibi ve asıl iktidar oluşunun işaretlerini vermektedir.

Savaşta kazanılanlar, masabaşlarında feda edilmiştir.İlay-ı Kelimetullah davasından vazgeçmekle kalınmadı, İslami öze dönüşü engelleyici önlemler paketi de dayatılarak kabul ettirilmiştir.

Herkese Hak - hukuk, insanca ve inancınca yaşama hakkı  tanımak,saygılı olmak gerekir.Kimsenin diğerine olumsuz cümleler ederek saldırmamalıdır. Bunun önüne cezayi müeyyideler getirilmelidir.Anneler örtüsüyle aşağılanmamalıdır. Kızlarımız okul kapılarından tart edilmemelidir.Her vatandaş için aynı saygınlık ve eşit hak ve özgürlükler tanınmalıdır.

Müslüman bir hanım çağdışı görüntü diye lanse edilmemeli, Bir erkekte inancına uygun yaşama biçiminden dolayı hedefteki bir suçlu muamelesine tabi tutulmamalıdır. Olumsuzluk çağrıştıran ifadeler, karşıdakine hukuksuz suçlamalar ve saldırılar, insan haklarına aykırı ve ihlalidir. Kimse diğerini itham etmemelidir. Devletin ideolojik gözü dönmüşlüğüyle vatandaşı yaftalaması, ayrıma tabi tutması, karalma yapması ve düşman görmekten kurtulması gerekir.

Yapılan hukuksuzluklar; devleti koruma ve kollama değildir.Bazı mihrakların ideolojik anarşisidir. Devletin güçlerini kullananların halka karşı ihanet içinde olmasıdır. Bu devlet terörüdür. Kendi terör üreten bir devletin terörle mücadelesi nasıl bir anlam taşırsa. O anlamı verek gerekir.Müslüman Türk insanına kunta kinte muamelesi yapılmaktadır. Halkın inançlarına karşı işlenen suçlar, halka darbe indiremez. Halk yine darbesini yapacaktır.İçinde ki ifrazatları bir şekilde demokratik yollardan atacaktır.

Müslümanlar evlatlarına okullarda istediği, inanç ve telakkilerine uygun eğitimi veremezken, hakları savunmaktan aciz bırakan baskıcı bir haçlı ruhun faşizminin derin izlerini taşırlar.

Bu sessizliği sağlayan, Çanakkale harbinin şehit kanları üzerinde ki istilacı zihniyetin işbaşına nasıl geldiğini de göstermektedir. Müslüman Türk halkına yapılanlar, kürt halkına yapılanlardan az zulümler değildir.

Bugün kü kürt sorununun altında, halkın İslami duyarlılığına uygun eğitim verme anlayışını bastıran despotizm yatar.

Yıllarca okullarımızda ateist öğreti olan-kendisi iyi bir Türk düşmanı olan- Darwin’in maymundan gelme teorisi bilimsel bir gerçekmiş gibi İslam İnancına ters olarak okutuldu. İslam Ruhuna domuz suyu dökme girişimlerine bir işarette budur.

Yıllarca öğretmen okullarında zorla kız ve erkekli pansiyonlarda zina yapılmasının yolları açıldı.Bildiğim yaşayan tarihlerden duyduğumuz derelerin ceninlerle dolduğudur. Bu milletin dinine ve aile yaşantısına bu kastı yapanların tarih önünde hesap vermeleri gereği ortadadır.Bunların araştırılmadan örtbas edilmiş olması da İslama, ahlaka karşı işlenen cürümlerin nasıl örtbas edildiğinin de göstergelerinden sadece birsidir.

Laikliği bir hoş görü ve tahammül rejimi değil,baskı, faşizm aracı olarak müslüman halk üzerinde demoklesin kılıcı gibi kullanan bir rejim var.

1980 de ihtilalde yargılanan Sayın Erbakan Hoca’ya savcının sorduğu soruya bakın:” Siz her konuşmanıza besmele ile başlıyorsunuz, bu da sizin Şeriat istediğinize delildir” deyişi nasıl bir mantığın hukukunda müslümanların kıstırıldığına işarettir.

Müslümanca bir tavır hemen suç sayılıp, lakilikle ilişkilendirilmiş olması, durumun kast ettiği alanı göstermektedir. İslam üzerinde gizli bir haçlı savaşı verilmeye devam etmektedir.Bütün müslüman ülkelerde emperyalizmin kukla rejimleri aynı bizim ki gibi halk üzerinde baskı ve zulümlerine devam etmektedirler.

Din kültürü dersinden muaf tutulma isteğine şirin bakan hükümetin, Müslüman çocuklarıyla ilgili olarak yapması gerekenleri yapamaması müslüman haklarını koruyamayan bir iktidardan dolayı gönül kırgınlıkları vardır. Bunu vebalini hükümet ve şer güçler ödeyecektir.

Ne dini eğitimle çocuklarını yetiştirme isteğine bakılmamıştır. İmam hatiplerin katsayı sorunu çözülmemiştir. Yaz Kur’an Kursu için bile, oniki yaş sınırı, kanundan kaldırılmamıştır. Başörtüsü problemleri de çözülmemiştir. Müslüman halkımızın İslami edebe uygun olarak çocuklarını okutma isteklerine de böylece sıra bile gelmemiştir.

Halk kendi inancını ve yaşama tarzını sürdürebilmek için, çocuklarına islami alışkanlıklar kazandırmak isteğiyle, eğitim psikolojisinden anlamaz, kurs belleticilerine teslim etmek durumda bırakılmıştır. Çocuklarımıza din eğitimi aldıranlara devletin kolaylık sağlaması gerekirdi. Zorlaştıran despot bir devlet yapısındayız.

Hristiyanlaşan çocuklarımızın vebali de bu devlet anlayışına, bu devlete aittir.

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Kurban Bayramınız Mübarek Olsun!!

Kategori: Din

Kurban Bayramının ilk 3 günü kurban kesilebilmekte, 4. Günü kurban kesilmez.Kurbanın ilk 3 içinde kesilmesi icabeder.

Kurbanı sahibi ya da vekil tayin edeceği bir müslüman keser.
Kurbanı keserken başını kıbleye çevirip, teşrik tekbiri getirilir ve bismillahi allahu ekber denilerek kesilir. Kıbleye  hayvanın başının gelmesi zaruridir. Hayvanın gırtlakının ortasından hava(nefes), yemek ve borusuyla birlikte şahdamarlarının kesilmesi lazımdır. Şafi mezhebine göre hayvanın gırtlak ortasının dışında bir yerden kesilmesi hayvanı  murdar eder ve eti yenilmez. Onun için işi çok iyi bilen birinin yapması daha uygundur.

Kurban etinin dağıtılması zaruri değildir. Kesenin aile ihtiyacından fazlasını dağıtması gerekir.Müslüman olmayan komşulara da verilebilir.

Aileler şimdilerde kurbanın mahiyetini sarsacak, ibadetin ruhuna da aykırı bir biriktirme arzusu ile nofrost'lara doldurmaktalar.Bazılarının üzerinden bir yıl bile geçtiği ve hala buzdolabında bekletildiği bile duyulmaktadır.Bu ibadetin ibadet olmaktan çıkarılıp, sadece et bayramına dönüştürülmesinden başka nedir ki? Bu müslümanca yaşama arzusuna da muhalif olup, müslümanca düşünmeye de uygun değildir.

Gençlerimize de kurban kesmeyi öğretmek gerekir. Aileler bu konuda hassas davranmalılar. Gelecek nesli İslami hasletlere sahip kılabilmenin yolu onları eğitmekten ve onlara öğretmekten geçiyor. İslamı bir din ve yaşam  tarzı olarak benimseyenlerin çocuklarına bunları taşıması ve öğretmesi gerekir.

Gençlik bu gibi durumlardan uzak durmakta ve bayramlarımızın ruhunu kavrayamamaktalar. Onlarla komşu ziyaretlerine gidilmeli, akrabaları aramalı ve onları da uzakta değilseler, görmeliyiz.

Bağların koptuğu ve bayramların yalnız geçtiğinde o bayramlara bayram diyemeyiz. Bayram yalnızlıkların sonu, birlikteliklerin başlangıcı olmalıdır. Kırgınlıklar muhakkak atılmalı; küsler barıştırılmalı, buna büyükler öncülük etmelidir.

Etrafımızda komşulardan fakir olup, kurban kesemeyenleri arefeden tesbit etmeliyiz. Kurbanı keser kesmez, etini ocağa koymadan ilk önce onların paylarını vermeliyiz. Kurbanda fakirlerin et yemeleri sağlanmalıdır.Gıda almak veya beslenmek insani hasletlerdendir. İnsanlarımızın genel durumu et ihtiyacını karşılamada yetersizdir. Buna dikkat etmeliyiz. Herkesi kendimiz gibi bilmek yerine, herkesi olduğu yerde görmek daha doğru olur.

Kurban Allah'a yakınlaşmaların birer vesileleridir. Allah'a yakın olmak, akraba olmak, Allah'a yakınlık sağlamak, onun emrine itaat etmek, boyun eğmek gerekir. Bu bir müslüman için gereklidir. Peygamberimiz(sav) "Kurban kesmeye gücü yettiği halde kesmeyen, namazgahımıza yaklaşmasın." buyurmaktadır.

Kurban yerine para bağışlamak, sadaka vermektir.Kurban yerine asla geçemez.Kurban ibadeti ancak bir hayvanın usule uygun boğazlanması ve kanının akıtılması  ile mümkündür. Bunu dışında İslami gerçeklikten insanlarımızı saptırmak, İslamı bulandırmak, sulandırmak, ibadetleri önemsizleştirmek isteyen şeytanlar ve onların sıpaları olacaktır. Onlara boyun eğmeyeceğiz.

Kurbanlarımızı çeşitli hayır kurumlarına vermemiz, Onların da bu kurbanlarımızı ismimize başka yerlerde kesmelerinde dinen bir sakınca yoktur. Kurban etine ihtiyac duymayanların ve de uğraşmak istemeyenlerin, durumu bağış yapmaya uygun olanların bağışlamaları da muteberdir, makbul ve de güzel bir davranıştır.

Dinimizin bu emrini ilkellik gibi sunmaya çalışan dış sermayeli, İslama 11 ay saldırma eğilimli gazete ve televizyonlara çirkin görüntüler vermemeliyiz. Onların bizim üstümüzden İslama saldırmak istemelerine çanak tutmamalıyız.

Kurbanınızı Allah Kabul etsin.Allah rızasına uygun yaşamayı nasip etsin.Allah'a emanet Kalın...İyi bayramlar...

Yazının  Orjnali için Tıklayınız
yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Bakışların İğfalinde

Kategori: Din

26 ekim’de, sabahleyin CNNTURK’de Güneri Civaoğlu, Prof psikolog bir bayanla bir grup erkekli-kadınlı cinsellik ve aldatma üzerine konuşurken, bir bayanın; “gözgöze bakışmak ta bir ilişkidir” dediğini işitim.

Biz bakmanın “göz zinası” olduğunu söylediğimizde alay edenlerin, yukardaki sözleri, bu dini hükmü itiraftan başka ne anlama gelir ki..

Aldatmak ve intikam almak için aldatmak gibi cinsel mevzular konuşulurken, Dünyada evli eşlerin aldatmasında ki istatistiki sıralamada ilklerde oluşumuzu ve nedenleri üzerinde düşündüm.

Bakışlar beyinleri etkilerken, duruşuyla cinselliği çağrıştıranların, aldatma ilişkisinden bahsetmesi ilginçti.

Etkisinde kalarak korkmadan bakabilmenin cennetinde yaşamayı dileyerek, bakışların iğfalinde ki dünyamızdan bahsedelim. Baktıklarımız kişiliğimizi şekillendirirken, bizi bozmaya başlayanlar baktıklarımızı bozarak;  bizi, ahlakımızı ve bakışlarımızı bozdular. Şuan ekranlarımız ve sokaklarımız malumunuzdur. Düşman erkek ve kadınlarımızı değiştirdi. Hayatımızı etkiledi. Bizi kendine benzettip bozdu. Ahlaken bozulmuş tahrik dolu bir millet olduk

Baktıklarımızdan dini hassasiyetlerle veya başka bir nedenle korkmamız gerekir. Onlar bizim karekterimizi, bizi oluşturur. Bakmanın sıradanlığında, bakılmanın da doğal olduğu düşüncesinde oluşan bir hayatın içindeyiz. İğfali görmenin beyni ve toplumu esir alışında, dinimizin güzelliğini itiraf lazımdır.

Hz.Ali (ra): “ İlk bakış lehinize, ikincisi ise aleyhinizedir.” Menfaatçı yetişen bir nesil, ilk bakışla değil, akışkan bir bakışla günahlara gömülmektedir.

Bakışların ateşinde, ateşin erittiği hayatlara, gençliğimize, enerjimize kastediliyor. Din ve ahlak eğitimi alınmasının engellenmesinde yaratılmak istenen, toplum hedefi bununla paralellik arzediyor.

Bakışları üzerine çekmek niyetiyle giyinmek, giyinikken açılmak, açıktan kötü giyinmek, Kumaş yetmemiş gibi çekiştirecek konumda olmak, erkek gibi kadın - kadın gibi erkek dedirtmek, Kokularla burunları üzerine çekmek, pardon gözleri...Ayakları  vurmak, sürtmek, halhaları, bilezik veya bilumum zinetlerini göstermek, hışırdatmak, varlık gösterisinde bulunmak, böylece ben buradayım demek, dekolte vermek, dekolte giyinmek, alttan veya üstten firikik vermek, görüntülenmek ve rötgenlemek, streç giyinmek, minilenmek veya ayağında dar kot, elinde işe vaziyetleri... Zinaya davetiye olan herşey, bakmak veya baktırmak da zinaya vardırır ve haramdır...

Allah Kur’an’da: “La Tekrabuz zina innehu kane fahişeten ve saet sebila= Zinaya yaklaşmayın, muhakkaki o apaçık kötü(fahiş)  bir yoldur.” buyuruyor. Zina yapmayın değil, yaklaşmayın deniyor.

Biz hayatın merkezine toplumu doğuranları ve onların bakışların iğfaline terkedilişine sessiz kalışımızla, zinayı hayatın gerçeği gibi görmeye başladık. Aileyi ve toplumu da böylece bozulmanın eşiğine getirmiş oluyoruz.

 Empati yapmadan olmaz. Kendine istemediğini karşıdakine yapamazsın, kendini onun yerine koyarsan. Halkın rızası olunan her işte Hakk’ın rızası olmayabilir. Her hoşa giden hayatınızı cennet kılmaz. Bazen cennetlerin içinde Cehennemler fışkırır. Nice zindanlardan cennetlere varılır.

Zinayı kendine hak görmek edepsizliktir. Zina kişiyi değil, topumu da bozar.Toplumu bozan şeylere İslam’da ceza, kişi hak ihlallerine verilenden az değildir. Şeytanın adımlarını takip etmek, inanç yoksullarının şehirlerde ki şaşalı yaşamlarına kapılmak, bizlere ateşi çağırır..

Harama bakmak zekayı geriletir.İmam-ı Gazali “Oğluma” adlı eserinde; “Haram bakmak, suyun kurumu silip götürdüğü gibi zekayı da silip götütür.” demiştir.

Allah Nur Suresi 30. Ayete; “ o mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan sakınsınlar..” ayetin devamı 31.ayette de; “ o mümin kadınlara da söyle, gözlerin haramdan sakınsınlar...” buyuruyor. Ardından da örtünme emri geliyor. Allah setri önce göze sonra bedene farz kılıyor. Göz ve dimağ haramla meşgulken, vucüdun setri, örtü değil ebisedir. Rıza dışta değil, içtedir. Dış ve iç bir olmadan setr olmaz. Dış için yansımasıdır. Dışardaki ve dışında ki açıklık gönlün baharıysa, dışındaki örtü baharı kendine ve mahremine has kılmaktır.  Herşey sana hak olmaz Hakk, hak demedikçe...

Setri (Örtünmeyi) kadınara has kılmak doğru olmaz. Örtünmek erkeklere de, kadınlara da farzdır. İnsanı eşref-i mahluk kılan Allah, şerefi  hayat kılmak istiyor böylece... Erkeğin kadına bakması değil sadece, kadının da erkeğe şehvetle bakması, şehveti çağrıştıracak bir halde bulunmaları da haramdır.

Örtünmeyi sadece yaşlılara ve kırsala ait olarak kabul etmek ve sosyal hayatın içine sokmamak  İslami emirlerle örtüşmez. İslam bir bütündür, bölünemez, parçalanamaz, hafife alınamaz, alay edilemez, önemsizleştirilemez, inkar edilemez. Bunlardan birini yapan İslamı din olarak benimsemiş sayılamaz.

Haram ve Helal sınırlarına dikkatli Cennet dolu bir hayat diliyorum...

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

İTİKÂF

Kategori: Din


Ruhun İhtiyacı ve bakımını sağlayan bir kapanıştır. Yaratıklardan Yaratan’a sığınma vakti. Limana varmanın güven duygusuyla, bedene zor gelse, ruhun sevincini artıracak doyumdur. Dolmadan devamlı deşarj olmanın bitişine son vermektir.

Âlemi terk ile âlemlerin Rabbini düşünmek, tefekkür etmektir. Düşünceyi ibadet, ibadeti düşünce ederek kapanmak Allah’ın evine, Allah’a kendini, benliğini ve bendini vermektir. Seni sana verene, senin kendini vermendir. Bütün hücrelerinin Allah’a ait olduğunu hissetmesidir. Benliğin Yaratıcısıyla bütünleşmesidir. Özün Hakka yönelmesidir. Her anını O’nun la doldurmanın ifadesidir.

Kafadan, düşleri, hayalleri, dünyalıkları sıyırtmaktır. Arındırmak hayatı, eşten, işten, maldan-servetten, şöhretten, şehvetten kaçıştır. Kafayı, akıl ve bütün bir benliğiyle dünya sıkıntılarından kurtarıp, ruhun derinliklerinde benliğin Allah’la buluşmasının Allah evindeki randevusudur. Kurşun ağırlığındaki ruhun ağırlıklarını bırakmasıdır. Teslimiyet bayrağıdır.

Ramazan’da teravihe veya başka vakit namazına girerken Allah’ın evine, hiç olmazsa itikâfa niyetle girmek gerekir. Allah’ın evinde kısada olsa ona layık bir misafir olarak bulunmak, ona istediği mükemmellikteki teslimiyetle ibadette bulunmak düşüncesinin heyecanına kapılmaktır.

Hıra’yı hayata taşımanın, Muhammed Mustafa ile yaşamanın adıdır. Muhammedi muhabbetin Allah’a arzıdır. Sevginin tadıdır. Arzunun yangın anıdır. Kalbin felahıdır. Ruhun bedenle firakına acısına katlanmanın ön provasıdır. Geldiğine varmanın güzel yanıdır. Her an sevgiliyle beraber olmanın güzelliğidir. Düşün cemalinde, Cemal’in düşüdür.

Özlemleri taçlandırmalı yürek. Peygamberi tavırlara bürünmeli, kavrulmalıdır. Ağlamanın rahmetini, erdemini hissetmeli. Sessiz, kimsesiz, karanlık bir bölümde Allah’la baş başa sızlamalı bu yürek. Yürek; ağaran tanla değil, kapatmalı gözleri ve Rabbin isminin düşüncesiyle aydınlanmalı güneşe inat. Çatık kaşlardan, kibir ve gururdan, enaniyetten, gıybetten rahmete koşmak, rahmeti kuşanmaktır. Katılaşan yüreğimizi rahmetle yumuşatmaktır. Ruhun üstüne krem sürmektir. Aşkı özlemle yaşayacak, tekrarını isteyecek kadar sevdalanmaktır. Rabbin katında itibar aramaktır. Aramaktır Rabbin yanında bir mevki. Maddeden kurtuluştur, manaya varıştır. Bu bir ruhi ihtiyaçtır. Aslında kendini özleyen ve arayan bir ruhun Yaratıcısına yakınlaşma isteğidir.

Dünyanın çekici ıstıraplarından kurtulmak için, bedenin maddiliğinden sıyrılmak istedi ruhum, mananın güzelliğine uçmak diledi.

Rasulullah @ gibi Habibullah olmayı dilerken, İbrahim @ gibi Halilullah olarak ateşe girmek ister ruhum. Âdem @ gibi Safiyyullah bir halde, Musa @ gibi Kelimetullah olmaya, İsa @’ın ruhullah vasfıyla buluşsun yüreğim Hz. Allah’la. Bedenin firakından sıyrılıp, Allah’ı görme aşkıyla itikâfa girsin yürek…

Mezarın yalnız, karanlık ve soğuğundan, cehennemin sıcağına çekmeden amellerimizle cenneti almak için, cennetin sahibine müracaat etsin kalbin sahipleri. Mezar değil, amelsizliktir yalnızlık.

Kadri bulmaktır. Kadrini bulmaktır. Kadirsiz kadrin ne kıymeti var? Kadrine varmaktır. Kadiri Mutlak Allah’tır. Kadrini onda aramaktır. Kaderin cilvesinde kadire varmak da var. O halde ölmeden varmak sahibe ulaşmak bir kadirdir. Kadrini bilene kadri anlatmak nafiledir. Kadrini bilmeyene anlatmaya ne takattir.

Hz. Rasulullah @Ümmetimin ruhbanları mescitlerde oturanlardır.” Buyurdu. Namazın cennet kıldıkları mescitlerde otururlar, namazın cehennem kıldıkları da etrafında bataklıklarda debelenirler. Amelsizlik batağından, Firdevs bahçelere varmakken itikâf, ondan uzak kalışın ruhta açtığı yara büyüyor.

İtikâf ruhbaniyettir. Rabbe ait olma isteğidir. İnsan olma ile melek ve ötesi olmaya bir yolculuktur. Rabbe ait olmak, Rabbani olmak isteyenler itikâfa girsinler. İtikâf büyük bir Sünnet-i Seniyyedir. Ömürde bir kerecikte olsa, yapmak gerekir. İtikâf ruhun ihtiyacıdır. Ruhun sükûnete ihtiyacıdır. Firak acısına son vermesidir. Ruhun sahibi Allah’tır. Her şey sahibini arar. Sahibini bulamayanlar, sahiplerinin aradığını anlarlar. Sahibimizle buluşma noktamız, itikâfımızdır.

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Hoş Geldin Sultan’ım!

Kategori: Din


Gönül, sultan ister. Sultanına taht kurar, baht ister. Gönül özlem duyar, özlediğini ister. Hasreti 11 aydır, yürek dağlar, gelip tahtını doldursun ister.

Sultanım sensiz nicedir,  sinelerimiz harelenir. Sensiz sukuta düşmüş naralarımız, kelepçelenmiş ruhlarımız.

Sen gideli, gelemedik kendimize. Gel bize, getir bizi, kendimize.

Arzum sen değilsin. Sen arzuma bahanesin. Matlubu hakikatsin. Hakikate senle varılır Sultanım. Hakikat değilsin. Eşyanın boğduğu hakikatten ruhları arındıransın. Dünyanın esaret zincirlerinden hakikatin sahibine bir vesilesin. Sen aşkı izhar edensin. Sen ilan-ı aşksın. Aşkın kendisi değilsin. Sen kavuşulmaya özlem duyulana ulaştıransın. Sen ne güzelsin Sultanım. Sen Kulunu Sultanına ulaştırıp, gerçek saltanata götürensin. Sen, sanal dünyalardan ruhlarımızı arındıracak yegâne göz aydınlığı, ruh neşesisin.

Dünyaların ve bütün zenginliklerin sahibi, gerçek zengine götürensin. Sen fakirleşen gönüllerin,  servet zenginlerine, zenginleştiren merhamet ekensin. Sen öyle bir merhameti kuşanmışsın ki, ayrı ruhlara aynı neşeler verirsin. Sen fakirlerin gönlüne sabrın mükâfatını müjdeleyensin. Şükrün zekâtını zenginlere hatırlatıp, sömürü dünyamızı tersine sen döndürebilirsin. Zulümle dolu dünyamıza yılda bir uğraman bizim mutluluk kaynağımızdır. Seni beklemek bile güzel, ey Sultanım.

Serbest şeytanların sesini kısan, sesi güzel bülbüllerin öttüğü cennetleri getir evimize. Boz, o zulmün karanlık ve loş iklimini. Çiz, zulmün dünyayı saran masumiyete bürünmüş çirkin yüzünü. Hapset, habis ruhların üzerimizdeki tasallutunu. Zihnimize vurulan köle zincirlerine karşı, gerçek hürriyeti muştulamak için gel artık Sultanım. Senin askerin olmaya hazır ruhlara ait bu bedenler. Sen emret, ne yer, ne içer bu itaat erleri. Sen emret ölümüne itaat eder, nefislerimizden geçeriz, Sultanım.

Kuş tüyü yataklarımızdan kaldır seherlerde. Ağlat bizi. Dualarına kat bizi. Arana alıp, safına kat. Kuşat bizi de ey Rahmeti bol Sultanım. Mazlum ve yetimleri hatırlattın bize, aç biilaçların derdine bizi de kat. Şişinceye kadar dolan büyük bir dünya olan karınlarımızdan utanıyoruz, açlıktan ölümle pençeleşen insanların kemikleriyle zayıflat bizleri. Vur beyinlerimize, durmak bilmeyen iştahlarımıza sen dur de, Sultanım. Enselerimiz kabardı, beyinlerimizi bastı etlerimiz, düşüncelerimizi esir aldı şeytanlar ve onların sıpaları. Bizi Hakperestlikten aldı götürdüler başka dünyalara. Karalığı bol ve gelecekten ümitsiz dünyalara…

Gel bizi de götür o saadet diyarlarına… Ebedi güzellikleri bize getir ki görelim, mutlu olalım yarınlarımızdan. Bize ganimetleri anlat. Ateşte bişen lop etlerimizi al, açlıktan etleri eriyenlere götür. Sen, hediyelerin en güzelini, müjdelerin en iyisini getirensin.  Sen çorak toprakların hasretle beklediği bulutsun, yağ ve daha fazla bekletme, sana hasretle kavrulan bu toprakları…

Sen ki, Sultanın Sultanısın. Malik’in mülkünde ki ilaçsın. Rahman’ın en merhametisin. Rahmetinle özlemlerimizi doldur. Sevinçlerin bize gurur, varlığın bize sevinç ve sürursun. Sen, garipliklerimize yoldaş, yalnızlıklarımıza eşsin. Sen bizi içten dinleyen ve anlayansın.

Nefsin tatmin olmak bilmeyen arzularına kilitsin. Gel, nefsimizin kapıları hep açık kaldı. Doldu içimiz, kabardı taştı içimiz. Utanmak nedir bilmeyiz. Gelişinle sen utandır bizleri. Gurur ve kibirden mağruruz,Kendini beğenmişliğimiz helakın eşiğine getirdi bizi.

Sen mi geldin, Sultanım. Hoş geldin. Gözlerimiz yollarda kaldı. Gönüllerimizi kavuşmanın heyecanı sardı.

Gel Sultanım!

Özlemlerin ateşini söndüren rahmetinle,

kavrulmuş ciğerlerimize ıslak ıslak çisenle,

kuruyan damarlarımıza can verişinle,

çöldeki serapları göl edişinle,

ayrılıklarımızı birlik denizinle birleştirişinle,

bizlere kul olma şuuru verişinle,

Hoş geldin Sultanım!

Her ayı Sultan kılan, her geceyi Kadir bilen bir idrakle, aşkla özlem duyan gönüller ver bize,

Ey Sultanım, Ramazanım!

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Yahudi ve Hristiyanları Dost Edinmek Mi?

Kategori: Din

Herkesin mübarek mirac kandilini tebrik ederim.


Özellikle bir ayetten yola çıkarak bizlere yobaz diyenler ve dinimize tan eden cehennem kütüklerine seslenmek istiyorum…


Siz yahudi ve hristiyanları dost ittihaz edebilirsiniz. Sizin inancınız ameliniz buna müsaittir. Yaşantınız ve amelinize de buna saygım var. Ama benim değil. Ben Yahudi ve Hristiyanları dostlar kabul etmeminin ümmete zarar verdiğine inanıyorum. İmanlara zarar verdiğine de…


Sizin sömürüye diyecek bir şeyleriniz yoksa İslama dil uzatma şeref düşkünlüğünüzün olmasına şaşmıyoruz.


Ülkeyi idare edenlerin ve Osmanlıyı da yıkıp bizi sömüren ve sömürüyü düzenleştiren Yahudi ve Hristiyan işbirlikçilerinin yanında durmanıza şaşmamak gerekir. Size şaşmıyorum. Size güzel dini, anlatamayan bizlerin suçu büyük… Bize dinimizi anlatanlar gizli kardinaller oldukça…


Sizin din telakkinizin de, Kuran dışında oluşmasına şaşmıyorum. Kuran’a inandığını söyleyen niceler var ki, Allah ve peygambere bühtan içindeler.

Kuran’ı gizli kardinallerden öğrenirken, açıpta Allah gerçekten böyle “hocaefendi”nin söylediği gibi mi, söylemiş diye bakmaya tenezzül etmeyenlere Allah da ahirette tenezzül etmeyecektir.


Yazık!! İslam içinde olup ta ayağı cehennem çukuruna yuvarlananlara… Zaten kafirlere diyecek bir şeyimiz olamaz. Onlar için hazırlanmış ateşin azabından bizleri korusun Rabbim!!


Selam ve saygılarımı sunuyorum.


Rabbimin sevgisini anlamayanlar ve ondan da merhametli olduğunu sananlar, gerçek zavallılardır…


Aşkı Allah’tan kopuk olanların, Allaha aşkları olamaz ki…


Aşkı Allaha olanların onun cemali için elinden Kuran düşmüş olamaz ki…


Hz Ali(ra) Diyor ki:


“Kim ki Kuran bilmedi bil ki dünyaya gelmedi”


Kuranı yüzünden okumayı, Kuran’ı bilmek olarak addedenlerin de  vay haline….

Allah Müminlerin dostudur, Kafirlerin değil….

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Namazda ve Dışarıda Örtünmenin Adabı Konusunda Yanlış Bilgilendi

Kategori: Din

Avret lügatte,"noksanlık",Şer'an avret:"Bakılması haram olup, örtülmesi farz olan uzuvlardır."

Âlimlerin çoğuna göre:"Karanlıkta kimse görmese de avret yerlerini örtmek şarttır. Hanefi Mezhebine göre: insanların huzurunda avret yerinin örtünmesi icmaen(genel kabulle) farzdır. Sahih olan görüşe göre:"Tenhada örtmekte farzdır.

 

Hz. Muhammed @'dan gelen sahih rivayette:"Allah-ü Teala buluğa ermiş bir kadının namazını başörtüsüz kabul etmez."(Nesei dışındaki 5Hadis İmamı Tahric etmişlerdir.)


İslam âlimleri de mutlak olarak, namazda ve dışında avret yerlerinin örtülmesi gerektiği hususunda icma etmiştir.

 

Hanefi ve Hanbelî'lere göre:"Örtünmede kusur ortaya çıkacaksa, oturarak kılar. Çünkü örtünmek namazdaki rükünleri yerine getirmekten daha faziletlidir. Hanefi mezhebine göre:"Namazda iken, herhangi bir avret yerin ¼ ü kendi tesiri olmaksızın açılır ve bir rükün eda edecek kadar sürerse, namaz fasit olur.(Bozulur) Eğer kendi tesiriyle olursa o anda batıl olur.( olmaz)

 

Hz. Ömer bir cariyeye:" Ey Deffar! Başörtüsünü at! Yoksa hür kadınlara mı benzemek istiyorsun."

 

Hz. Peygamberimiz @:"Kadın avrettir. Dışarı çıktığı zaman, şeytan ona gözünü diker."Ayrıca başa bir rivayette de:"Ey Esma! Hayız görecek çağa eriştiğin zaman, vücudundan şu ve şunlar dışında hiçbir yerin görülmesi caiz olmaz."diyerek:"Eli ile yüzünü ve avuçlarını işaret etti."(Ebu Davut)

 

Genç bir kadının erkekler arasında, yüzünü açmasına, engel olunur. Çünkü bu durumda, fitne söz konusudur.

 

Hanefi Âlimlerine göre:"Müstehcen yerler(Galiz avret yerleri) dışında, ¼ ü açılırsa, bu durum bir rükün eda edecek kadar kasıtsız olarak devam ederse, namaz batıl olur. Bir organın ¼ ünün açılması, tamamının açılması hükmündedir.1/4 ünden azının görülmesiyle namaz batıl olmaz.

 

Örtünmeye gücü yettiği halde namaz kılmakta iken kişinin avret yeri açılsa, namazı batıl olur. Ancak rüzgâr açsa yahut sehven açılır da, hemen örtülürse, namaz batıl olmaz. Hayvan dokunsa veya temyiz çağında olmayan çocuğun yaramazlığıyla açılırsa, namaz bozulur.

                                         

Allah (C.C) Nur Suresi 31.Ayette:"Kendiliğinden görünenler dışındaki ziynetlerini göstermesinler."Buyuruyor.

 

Hz. Abdullah İbn-i Abbas ve Hz. Aişe (r.anhüm) şöyle demişlerdir:"Kendiliğinden görünen yerler, yüz ile iki avuçtur."

 

Bu yazı:["İslam Fıkıh Ansiklopedisi ve Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı"  adlı eserlerinin 1.ciltlerinden İlgili Maddesinden alınmıştır.]

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Başörtüsü, İmani Onurdur!

Kategori: Din

Anadolu halkı 50 yıl önce çocuklarını İslami terbiye ve imani onurları nedeniyle kızlarını okutmadılar. Şimdi ise imani onurlarına sahip olarak okutmak istiyorlar. Bunu anlamadan insanımızı

küçümseyici ifadeler, sahiplerini küçültür.

 

Allah'ın ayetlerini ve emrini kafanızda ki şablonlara uymuyor diye Abbasi ve Emevi yorumu diye nitelemek, fikri cehalettir. Dini değerleri küçümseyici ve dışlayıcı konuşmalar, gülünçtür. Halk gülüyor, dramatizme…

 

Müslümanlar elbette imani onurlarını, laik faşizmine artık kurban etmeyeceklerdir. Başörtüsüne karşı çıkanların A.P başkanı Hans-Gert Pöttering kadar İslam'ı anlamadılar, insani ölçülere de uzak kaldılar. A.P başkanı:

 

"Benim için insanlar hoşgörülü olduğu sürece, nasıl giyindikleri önemli değil."Evet bizdekiler, saldırmadıkça türban veya başörtüsüne karşı olabilirler. Ama zorlama yorumlarla terbiye sınırlarını zorluyorlar.

 

Sevgili Hz Muhammed @:"Günah işleme anında, kalbinde üzüntü duyan kişi Mu'mindir." Buyuruyor.

 

Başörtüsü de, Allah'ın [ Ahzab:59 ve Nur:31.]ayetlerinde ki emridir. Allah'ın emrini yerine getirmek ibadettir. Yerine getirme isteği "iman"dır. Yerine getirme isteği olduğu halde, herhangi bir nedenle, üzüntü duyarak yerine getir(e)mezse günahkardır. Kur'an'ın tarifiyle, apaçık günah işleyen kişi de fasıktır.

 

Allah (c.c):"…İmandan sonra fasıklık(apaçık günah işlemek) ne kötüdür! Bütün bunları yapıp ta, kim tövbe etmezse, işte asıl zalimler onlardır."[Hucurat:11]

 

Başını açmaya zorlananların, psikolojik yıkımlarıyla, aile faciaları yaşamaları, bu laik faşistleri hiç mi hiç ilgilendirmiyor, mutlu bile ediyordur.

 

Yasağı savunanlar, bize baskı olur diye inananlara baskının devamını istiyorlar. Faşizmin en büyük temsili duruşu bu! Tarihi geçmişi faşizmin örnekleriyle tescilli olanların milletin gönlünde payitahtı olamaz.

 

Günahlardan sakınma olgunluğu olmadan, imani onura ulaşamayız. Nefsin kılıfları süslü, şeytanın ve uşaklarının fitnesi devamlıdır.

 

İnsanların dindar olmaları, inançları ile barışık ve mutlu yaşamaları, toplum hayatına pozitif katkı sunmaları için onurlu yaşamaları, onurlu imana sahip olmaları, devletin de bir onurudur. Halkının onurunu düşünmeyen devleti, halkın yönettiği söylenemez.

 

İmani onuru olmayanların, İslam'a hizmet etmek iddiasıyla İslam düşmanlarının isteğine uygun davranışlara girmeleri, ellerine koz vermeleri, Müslümanları onursuz bir yaşama çekme söylemleri ve ikna etmeleri, zalimlerin bilerek veya bilmeyerek tuzağında olanların durumlarıdır.

 

Kim ki, inananları Kur'an'ın emrine karşı mesafe koymalarını isterse o şeytandır, tağuttur. Kur'an da Tağut ve Şeytanla onurlu bir şekilde mücadeleyi emreder.  

 

İmani onuru olmayanların helak olacakları bildirilmişken, hakkı batılla bulamamak emri de varken, dindar insanları ayırıma devlet eliyle tabi tutmak rencide edici ve onur kırıcıdır.

 

Bu toprakları vatan yapanların çocuklarını, hizmet alan-veren, üniversiteli olan-olmayan gibi bir ayırıma tabi tutmak, yasağın anayasaya Müslümanlar eliyle koyulması da, reddi gerek ve kınanması elzem bir durumdur.

 

Bu çözüm onursuzluğu (yasağı) çözmez. Onursuzluğu derinleştirir ve kılıfı sağlamlaştırır.

 

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Ağla Aşura Ağla!

Kategori: Din

Şurası olmayan toplumların aşuresinden bahsederken, Muharrem ayının 10. günü olan olaylarda ki hikmetleri anlamadan ağla, Aşura ağla, Seni tatlı bayramı yapanlara, seni kullanan siyasi getirimlere ağla!

Aşure aş oldu, acı yerine. Aşure iman oldu, amel yerine. Aşure zillete boyun eğmenin tadı oldu. Aşure, Zillete başkaldırı yerine, zilleti vatan edinme mi oldu? Aşure mazluma sadaka oldu. Aşure ölüme ağıt oldu, ninni oldu, kırbaç oldu. Ne ağıt, ne acı bizi iman kıldı. Ne iman bizi, acı…

Sadece tarihten bir kesit değildi, ama hep tarihten bir sayfa oldu. Öldü, mazlumlar şehit oldu ama mazlumlara inat, zalimler hep var oldu. Hak adına haksızlık yapanlar var, İslam adına İslamsızlık yapanlar var. Demokrasi adına, katledenler gibi… Laiklik adına, faşistlik gibi… Komünistlik adına katliamlar gibi… Zulümlerini adalet adına yapanların kanlarıyla boğulurken dünya, Hüseyni kıyamı anlamaya ne kadar ihtiyacımız var.

Hala İmanlar var, adı İslam olmayan. Adı İslam olanlar var, hala kendileri Müslüman olmayan… Hala mazlumlar var her yerde, gönüllerin de ki, zalimleri kutsayan… Nefislerin istediği dünyalıklarını kutsayan… Ağıt yakan yıkılmış yuvalar var… Yavrusuyla, anası bir kucak, evleri başlarına yıkılanlar var. Diri diri yakılanlar, diri diri evleri başlarına yıkılıp, mezarı evleri olanlar var. Yezidi seyredenler gibi, seyreden, imanı yezitle bütünleşenler var. Hasan (iyi insan) olmayan hasanlar, Hüseyin olmayan Hüseyinler var. Yezidin imanına eş! Ne hasandır, ne hüseynidir, Kur’an’ının hükmüne ve Müslümanlara çirkefçe saldıran…

Sevgisiz kılınan amellerle, ağlama mazlumlara. Sen ağla, seni zalim kılan mazlumluk duygularına. Sen ağla Hüseyni bir imandan yoksunluğuna.Severken yoksunsan sevgilinin sevgisinden, nasıl bir zalim olduğuna ağla..Çatlarsa ar damarın,gelirse yüzüne ar… Gelirse kalbine zamanları aşan hakperest kıyam, neresinde durduğuna ağla.

Kalksam ve dirilsem, imanımla yücelsem ey Şehit Hüseyin de… İnan ve imanla kıyama kalk! Severken ifratı ve terfidi kaldır öyle sev! İmanı layık olanı sev! Sev Hüseyni Şahadeti! <******>

Sev çocukça masumiyeti, sev kadınca şefkati, Ama susuz kalsan da, terk etme sevgiliyi. Terk etme sevgiliyi. Terk ettilerse, hüseyni imana sevgiyi, boşuna ağlama. İmana değil de şahadete acınır da ağlarsın. Neden Hüseyni bir şahadete uzaksın,Ona ağla.Hüseynin şahadetine üzülme. Hüseyni şahadete uzak imanına ağla! Tağuta kul yapına ağla! Hüseyni kıyamın olmadığına ağla. Hüseyni ölümü yaşatan imana hayran kalarak ağla!

Ey Ehli Beyt’i sevenler, Ehli Beyt’te olmayan imanınıza ağlayın! Yoksa yezide sövmek, Hüseyin’e acımak adına ağlama. İşte ağlanacak haldir bu!

Her yer Aşura, her yer Kerbela! Aşura, olayları, aşure ise yemeğini, tatlısını hatırlatıyor.
Ağlamalar Hüseyni rahmeti ümmetin önündeki öğreticiliğine engel oluyor, drama halinde anmaya ve masallaştırmaya yarıyor. İmani güzellikleri yok ediyor.

Kan damlar ağıtlara, aşuralarda. Kan, izzet ve şerefini dik duruşun, boyun eğmeyişin, hakkı haykırışın cesaretle canları can uğruna vermeyi cana minnet saymanın azizliğinde, dünyanın yalancılığından, ebedi güzelliklerine yolculuğundaki, kırmızı gül güzelliğinde ki ifadesidir.
Kıyamlar kıyam değildi, isyandı, hüseyni duruştan yoksun. İmanlar iman değildi.

Ey Şehit sen de Ağla ve dua et,Rabbin katında bizlere…
<******>

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!
<<<<<-----------<---->SONRAKİ SAYFA -------------->>>>>
Haber Onay

son dakika haber En Büyük,Faal Terör Örgütü İşbaşında

son dakika haber Derin İzleri Araştırılsın

son dakika haber Ergenekoncu Hacılar-1

son dakika haber Anası Ağlayanlar!

son dakika haber Biz site değil miyiz? Bizi de fişleyin!

son dakika haber CUNTA, ETÖ, PKK İç içe

son dakika haber İSLAM' da HAREM' lik SELAM' lık uygulaması varmıdır?

son dakika haber Sınav Zor

son dakika haber Siyonist Emperyalist İktidarlar

son dakika haber Çakma SOL

Haber Onay

Haber Onay

BÜYÜK DOĞU MİMARI HAYATINI ANLATIYOR

HAYATI HAYATI
ESERLERİESERLERİ
MÜCADELESİMÜCADELESİ
FOTOĞRAFLARIFOTOĞRAFLARI

BÜYÜK DOĞU MARŞI RESME TIKLAYINIZ

BÜYÜK DOĞU MARŞI