DÜŞÜNCE UFUKLARINDA
DÜŞÜNCE UFUKLARINDA



DÜŞÜNCE UFUKLARINDA - Blogcu
DÜŞÜNCE UFUKLARINDA

Haber Onay
DÜŞÜNCE UFUKLARINDA ANA SAYFA
 HABER ONAYHABER ONAY
E MAİLİLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİZİYARETÇİ DEFTERİ

İSTANBUL HAVA

İslami Eğitim
Bu grubu ziyaret et
Musalli Haber
Bu grubu ziyaret et
Erdemliler Hareketi
Bu grubu ziyaret et
Tarihe Bakış
Bu grubu ziyaret et
Gıda Pazarlama
Bu grubu ziyaret et
Haber Onay
Bu grubu ziyaret et

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Anası Ağlayanlar!

Kategori: Siyaset
 
Dikta kafalardan başka ne beklenir ki. İnsanların öldürüldüğü, masumların altı ay boyunca yukarıdan uçakla bombalandığı, mağaralara bombardımandan kaçarak sığınanların, kimyasal silahlarla toptan imha edildiği bir süreçten bahsederken, nazik bir mevzudan bahsedildiğinin bilmesi ve sonuçlarını tahmin etmesi gerekirdi.

 

Kendisi büyükelçilik yapmıştı.Devletimizi dışarıda temsil etmişti.Şimdi de,dün alkışlayanlar bugün kendisini silmişler.Durum vahametiyle ortada.Aslında anası ağlayan halka rağmen, CHP zihniyetinin ağlatan makamında olduğu gerçeği halkın bilinç altında durmaktadır.

 

Zihniyet evrimini kabul etmeyen bir CHP var. Zihniyetiyle hiç dik duramayacaklar. Onlar hiç halkla beraber olmadılar.Ama Alevileri bu CHP zihniyetine teslim edenlerin hiç veballeri yok mu?

 

CHP faşizminden bıkan halk, hiçbir zaman CHP’ye iktidarı tek başına vermedi, vermeyecektir de. CHP cuntayla iktidardaki fikirlerinin inmesinden ve cuntayla birlikte çökmesinden feverandadır. Anaların değil, cuntacıların ve o zihniyetin temsilcisi siyasi partilerin analarının ağlama vaktidir.

 

Alevilerin İslam ve Müslümanlardan çekinmesini gerektiren hangi olay oldu. Neden CHP zihniyetine sarıldılar.Bundan sonrası ne olacaktır. Kürtlerin imhasında,isyan bastırmada insafsızlıklarında ve dini değerlere karşı verilen bir savaşın içinde değil,başında CHP yi gören ve bunu söylemlendiren bir halk var.

 

Geçmişten anası ağlamış bir millet var.Her yerde ve her kesim bundan mustariptir.Sadece cunta kafasıyla bu milleti yönettiler. Hiç demokrasi gelmedi,hep CHP iktidarda zihniyetiyle iktidar da kaldı.Ama artık halkın iktidarını sabote edecek planlar açıktadır. Halk bu planları sezmekteydiler. Ama sesli söylemden uzak durmaktaydılar.

 

Halkın ‘asker’e sevgisi vardır diye, askerin içindeki cunta yapılanmasını tasvip ediyor anlamı asla düşünülemez. Kendisine komplolar kuran bir ordu. Binlerce evladını bu oyunlarla rantına kurban eden bir rejimin kan kusturduğu analar,bacılar ağlıyor ve birileri bu kan ve gözyaşlarını ranta, iktidara ve tahvil etmektedirler.

 

Artık Aleviler, Sünnilere, Sünniler Alevilere düşman olmadıklarını daha iyi anlayacaklardır. Ne Kürt Türk’ün, ne de Türk Kürt’ün düşmanı olmadı bu ülkede. Evlendiler akraba oldular, komşu oldular.

 

Cuntanın iktidarından halkın iktidarına giderken, halk olarak daha kuvvetle söyleyeceğiz ki bizi geri bırakan ve mezardakilerimizi ve analarımızı ağlatanlar hesap vermeliler. Halkın iradesine kimse oyun oynama cesareti göstermesinler.

 

CHP ve MHP’nin yapığı muhalefet değil, muhalifliktir. Düşman oluşturma gayretleridir. Eleştirmek vaat etmektedir. İktidarın yaptığını beğenmiyorsanız, siz ne yapınız ve yapacaksınız.Artık milletin anası ağlasın,bizim oyumuz artsın dönemi bitmiştir.Halk uyandı. Sizden artık muhtar bile seçmez bu halk.Bunu görün! Düzgün bir muhalefet yapın da demokrasinin nimetlerine birlikte erişelim.

 

Halkın iktidara değil şimdi muhalefete ihtiyacı var. Anaların ağlamasını savunan değil, anaların göz yaşlarını kurutacak bir muhalefete…Kimse gözyaşlarından iktidar üretemeyecektir artık!

Mazlum ve mağdurların gözyaşları ve ahları zalimleri boğmaktadır. Zalimler için ecel vaktidir. Son nefeste iman da ateşin azabından firavunları kurtaramayacaktır.

Yazının Linki İçin Tıklayınız
yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Biz site değil miyiz? Bizi de fişleyin!

Kategori: Siyaset

Askere ihtiyacımız var, askerlikle ilgili olana. Askerin de bize, psikolojik harekat yaparak, yönetmeye ihtiyacı mı var? Askerlerimiz milletin emrinde mi, milleti emrine almakta mı ısrarlı olacaklar.Silahlı kuvvetler mi, ıslahçı kuvvetler mi? Askerlik kutsaldı, birileri bunu da mı irticai buldu da bu kurumu da ortadan kaldırmak için genel kurmayın içine sızdı.

 

Asker, nice insanlarıma, kumpas kurarak, ETÖ adında bir örgütle yapılanarak, siyasi görüşleri nedeniyle, öldürmeye, öldürtmeye mi ihtiyaç duydu. Ne istedi de, sevilen iyi bir insanı, araba kazası süsü vererek öldürdü. Cunta mı askerler arasında, asker mi cuntanın içinde. Cunta mı savcı,savcı mı cuntacı.Yargı mı, adaletsiz, adalet mi yargısız kaldı ülkemde.Halkımın yargılarını zorladı askeri hastane mahkumları. Bu ayrıcalıklı muameleler insanın kanını dondurmaktadır.

 

Bir arkadaşım anlattı:

“Gece yarısı “bot çalınmasın nöbetinde” telefonda babam; ‘bin yıllık nafile ibadetten daha büyük sevap kazandığımı’ söylüyordu. “Bot çalınmasın nöbeti” nin ibadet olamayacağını anlattım. Askere sevgi seliyle, lafı ağzıma tıkmıştı. Bize bot nöbeti tutturanlar, kendileri ne nöbetleri tutmadılar ki diye geliyordu aklımdan. Vatana şekil verme nöbetleri…

 

Sonra da sevdiği askerlerin cunta yapısının ürünü ETÖ marifetiyle, diğer oğlu kaza süsüyle öldürüleceğini nereden bilecekti, adamcağız. Gerçi zavallı ihtiyar babam, hala oğlunun eceliyle öldüğünü sanıyor. Vahşeti, dramı kaldırmayacak bir yürekle sevmişti; oğlunu ve vatanını… derken” gözleri dolmuştu…

 

Askerin cunta yapılanması içindeki, muhtıra ve darbelerini en baştakiler de savunmadılar mı yıllardır. Bunu bilmeyen mi vardı.Ne yapıldı darbeci, muhtıracılar hakkında ki, bunlara ne yapılacak diye beyhude bekleyişe geçeyim.

 

Şimdi yeni ihbar mektubu gündemde. Bu ihbarı yapan askeri sevdim.Allah kendinden razı olsun. İmkan olsa da bu adamı başbakan yapsak diye geçti içimden.

 

Fişlenen sitelerin içinde değilmişiz. Strese gerek yok. Çok okunan, gezilen bir site değiliz daha. Fişlenmeye, zikredilmeye değer bulunmamışız demek ki. Bu kanıma dokunuyor, lütfen beni de fişleyin. Merak ediyorum, ben neyim ‘haber onay’ olarak. Bölücü, irticacı, asker düşmanı, taraftarı. Ulu,salcı(bizden),sağcı,solcu,…

Yazının Linki İçin Tıklayınız

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

CUNTA, ETÖ, PKK İç içe

Kategori: Belirtilmemiş

Cunta'nın en büyük ihanet şebekesi olduğu ve Maaşını veren halkına ihanet ettiği, karargahta 'beyindeki habis ur' gibi ve daha kötü vaziyette ülkenin beyninde acıların kaynağı olduğu yakılan kırk çuvaldan, silinen belleklerden ve engellemelerden anlaşılıyor.Bunlar Ülkeyi cunta mantığıyla yönetiyor.Askeri rejimden kurtulmalıyız.Demokrasi için cunta tamamen tasfiye olmalıdır.

 

Sayın Genel Kurmay başkanının “kağıt parçası”nın kırk çuval olduğundan ve bunların karargahta yakıldığından haberi olmaması veya olması durumunun hangisi vahim diye düşünmeye gerek var mı? Ne fark eder ki?

 

Cuntanın Dağlıca ve Aktütün karakollarında elleri olduğunu da düşündükçe kahrolmamak mümkün değildir. Şimdi Şehit cenazelerinde Şehit eşini veya anne babasını teselli eden subayı düşünüyorum da; onunla, onların şahadetini topluma psikolojik harekat açısından yaklaşımla şehit olmalarını sağlayanların cunta olup askerimizin ta kalbinde bulunmalarını sineme bir mızrak batışında yara açmıyor daha büyük bir yara bu. Hukuksuzluklar da cabası.Malatya'da ki katliamda mahkemeye karşı, sanık veya tanıkları Hasan Iğsız'ın koruması, Temizöz'ün Vali marifetiyle korunuşunda...daha niceleri var?

 

Başbakan kamuoyu önünde, genel kurmay başkanının her ne suretle olursa olsun istifasını istemesi halkının kendine verdiği görevin gereğidir.Ya devlet başa, ya kuzgun leşe! Leş yiyenlerin içimizde insan diye dolaştıklarını ve nice insanlarımızı katlettiklerini düşündükçe bu ülkenin makus talihini yazanlardan ağır bir hesap sorulmayı engelleyen kırk çuval dokümanla, otuz beş bilgisayarın kayıtlarının silinmesinden adalete vurulan ve halka yapılan kötülüklerin tarihin derinliklerinde kayboluşuna hayıflanmamak elde değildir.Başbakan bunların hesabını İlker Başbuğ’dan istemelidir.

 

Demokrasi adına, askeri vesayetten kurtulmamız gereken yasal değişikliklerin süratle yapılması zarureti vardır. Artık halkın önünde sorumluların, adalete yardımcı olanları suçlamalarına tanık olmak istemiyoruz. Adama bu ne pişkinlik dedirtir cinsten şeyler. Hukuken sorumlu olanlardan anında hesabının sorulamayışını, halkın maddi ve manevi acılarının müsebbibi cuntayla Ergenekon Terör Örgütü birlikteliğinin dayanışmasının da gözler önüne serilmesi gereklidir. Bunların dış bağlantılarına hiç değinilmemiş olmasının umarım önemli gerekçeleri vardır.

 

Halkın bildiği ve bugün yeni yeni ortaya çıkan bilgi ve belgeler sessiz yığınların çığlıkları olmuştur.halk dokunsan kan ağlıyor.Ama birileri şehitler üzerinden rant-makam ve servet sağlamaktadırlar.

 

29 Ekim 09 Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla verilen demeçlerde hiç dışa dönük değiller,yine içe dönük mesajlar. Halkı ayrıştıran ve düşmanlaştırıp ötekileştiren demeçlerin beslediği şeylerle cuntanın varlık nedenleri örtüşmemelidir. Cumhuriyet bayramında vesayet ilanlarını TBBM üzerinde görmek ve işitmek de istemiyoruz.

Meclis bu Cunta işine acilen el koymalıdır. Korkaklığın sonunda bedeli bütün bir millet ödemektedir.Hala Menderes bu milletin gönlünde  yaradır.Başka yaralar olmasın. Askerlerimiz halkın sokağa dökülmesini sağlamak amaçlı psikolojik harekat gereği feda edilmesinler. Bilim adamlarımız,öğretmen ve mühendislerimiz, yetişmiş insan gücümüz artık öldürülmesin.

 

Apo’yu ve PKK’yı bu milletin önüne koyanlar, terörü besleyenler, terörden beslene ihanet şebekeleri olduğunu biliyoruz.Yıllardır; askeriyenin içindeki cuntadan haberi olan subaylarımız bunları bir şekilde ifade ettiler. Halkın bildiğini hukuk yeni gördü. Onunda gözü ideolojik körlüğe tutulmasın duamız.

 

Askerin bütün okullarında ki eğitimden başlayarak, her birimini sivil denetime açmalıyız. Hukukumuzu bütün ağırlıklarından ve daya(na)klarından kurtararak özgür- özgün ve özerk bir yapıya kavuşturmalıyız. Askeri mahkemelerin hepsini kaldırmalıyız. Basına yansıyan askeri savcının söz ve fiilleri bunu iyice kanıtlar niteliktedir. Mahkeme sonunda göreceğiz; 'ETÖ + CUNTA + PKK = Askeri Vesayet Rejimi' mi, değil mi? Birileri bizi acaip yönetti ve yönetmeye devam ediyor. Halkın azim ve kararı halkın tek ümidi olacaktır. Sessiz yığınları dinlemek zorundalar. Sizin üzerinizde tasallut ve ceberrut olanların silahlarını ancak siz alırsınız.

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

İSLAM' da HAREM' lik SELAM' lık uygulaması varmıdır?

Kategori: Din
Haremlik ve Selamlıkla ilgili ayetlerde işaretler ve peygamberimizle sahabilerin uygulamaları vardır. Fetva ve takva cihetiyle olaya bakılmalıdır. Allah'ın emirlerini yapabilmek derdinde olmayanların ifadeleri bunlar.
İslam'da haremlik ve selamlık yok sözleri, bilgisizliği ve cehaleti ifade ediyor.Haremlik selamlık uyguluyorum diye hayatı dar etmenin de anlamı olmasa da, Kur'an ve sünnet çerçevesinde bir hayatı düşünmek ve düşlemek her müslümanın asli vazifesi olmalıdır.
Neden Haremlik-Selamlık:
1-İsra Suresi 53.ayeti celile de "o kullarıma söyle sözlerin en güzelini söylesinler..."
Kadın ve erkekler bir arada olduğunda erkeklerin ağzından çıkması muhtemel kötü sözlerin etkisi ve ezikliği kadınlarda olmaz mı? Rencide olanlar kadınlar olmakla birlikte, erkeklerin de ağız pervazlarının bozuk olma veya bozulma ihtimallerini göz önünde tutmalıyız.
2-Nur Suresi 30.ayette:" o mü'min erkeklere söyle harama bakmasınlar..." ayetin devamında da ; Nur Suresi 31.ayette:" o mümine kadınlara da söyle, gözlerini harama bakmaktan çevirsinler..."
Rasulullah'ın a'ma Ümmü mektum'a bakarken, eşi Hz.Aişe annemize de söylediği gibi;" O Sen'i görmüyorsa da Sen, onu görüyorsun!"
Şimdi Allah için bir düşünsün her müslüman.Bir arada, evde veya bir yerde otururken, otur-kalk yaparken, fiziki hatlar belli oluyor mu? Hele bir de İslami tesettürden ve islami edepden yoksun insanların oturup kalkmalarını da düşünürseniz işin vehametini daha iyi anlarsınız. Ben bakmam diyen nefsin ve şeytanın aldatmasıyla böyle demiştir. Ne kadar bakmaz ve ilgilenmezsenizde bakarsınız ve görürsünüz. Bu da; "göz gördü gönül sevdi benim ne günahım var" diyen Karacaoğlan gibi bir inancsız yapıya doğru insanı götürür.
Önemli olan kötülüğü cezalandırmak değil, baştan kötülüğe giden yolları tıkamak değil midir?
3- de Nur(31.ayet) ve Ahzab(59.ayet) surelerinde ki tesettür emirleri ve bundan ne anladığımızla ilgilidir.Tesettürün kemaliyle olması gerekmektedir. Ev kıyafetlerimizin bunu ifade edebilmesi ve karşılaması da zor gözükmektedir. Daha çok göz alıcı, canlı renkler, dar elbiseler ve dekolte verme ihtimalleri, falsolar olması ihtimali, hatların belli edilmesi, hicab daki mananın yok olması da cabasıdır.
Örtünmekten mana, bedenden önce gözleri örtmek, ayetin devamıyla sonra da bedeni örtmek vardır. Yani Allah, bütün kadın ve erkeklere, ruhlarını, düşüncelerini kirletmemeleri için ve kalblerini bozmamaları için, önce gözlerini örtmelerini ve böylece düşünce ve ruh haletiyesiyle haramla meşgül olmamalarını sağlamak istemektedir. Göz kalbe giden en kestirme yoldur. Kalbe nazar eden Allah, direk oraya bakıyor. Orası bozuldu mu, kolay kolay düzemiyor. Sonra bedenin örtülmesi emri gelmektedir. 2. ve 3 numaralı ayetlerde ki gerekçeleri iyi düşünmek zorundayız. Kur'ansız ve sünnetsiz bir müslümanlıktan neşet edecek görüşlerle İslam ancak yaşanılmaz olur. Kur'an'ı ve sünneti hayatınıza geri getirmek isterseniz, tepkiler alırsınız ama Allah indindeki değeriniz onun sözüne verdiğiniz değer kadar artmış olacaktır.
Ey Nas! Siz Allah'ın katındaki değerlerinize bakın. Kınayıcıların kınamasından korkmayın. Kıyamet günü vereceğimiz hesaba kilitlenin de, İslam'da Haremlik ve selamlık 'var veya yok' u öle konuşun. Adı sonradan konulmuş bir ifadenin Allah'ın ayetlerini hayata geçirmemize bir engel, bir küçümseme içerdiğini unutmayın. Allah'ın bu ayetleri dururken bizim hala 'birileri bize ne der' in hesabındaysak vay halimize.
Helalinizin üzerine haram gözlerin bakışları düşürmeyecek kadar sevgiyle dolu olmanızı diliyorum. Onları hapsedin demiyorum. Bu ayetleri gerçek mana yaşamamızı istiyorum. Bu konuda anlayışları da dumura uğratacak duygusallıkta akraba ve komşuluk ilşkilerini de zedelemeden olmasını gerekir. Duyuyoruz ki akrabalar birbirlerine gelip gitmiyor, bir hoş geldin bile etmiyorlar. Hayır İslam, ifrat veya tefrit dini değildir. Vasat olmanın da adıdır. Arkadaşlar sizler ortaya çıkarılmış hayırlı bir ümmet olmak için 'vasat bir ümmet olmak için' ve vasat bir anlayışta olun.
Dini yaşıyorum diye çevrenizi kırmayın ve insanları da kendinizden soğutmayın. Allah'ın dinini yaşamak kolay değil, çok zor ama bunu başarabilirsiniz. Duygusal değil, akıl ve bilimle iman, gerçek bir iman olabilir. Hepinizi İslamın engin ve güzel, o hoşgörü iklimine emanet ediyorum. Ne hoşgösüz olun, ne de Allah'tan gayrısına hoşgörünme sevdalısı olun!
Selam ve sevgilerimle
Bağlanıt>>>
1 YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Sınav Zor

Kategori: Siyaset

Demokratik açılımı savunanlarla,bu açılıma saldıranların bakış,duruş ve bekleyişlerine kattıkları söylemlerin çirkinliklerini gözlemlemekteyiz.Açılımın Kürt açılımı olarak kalma olasılığı bizi şaşırtmayacaktır.İnşallah yanılmak isteriz.

Halkın görüşmelerinizin kameralar önünde olup olmamasıyla ilgilendiği yok. Ne konuşacağınız da umurunda değil. Önemli olan milletin huzurunda konuşmanız değil, anlaşılabilir bir sadelikle kavga eder söylemden  kaçınmanız olacaktır.

 

Aslında CHP kavgacı söylemiyle kendini doğuda tamamen bitirme aşamasındadır.Olmadığı yerde var olan iki partiye aynı düşmanlıkla bakarak bu millete birey katamayacaktır.CHP bu millete bir şeyler vermek mi istiyor, ya da hala gerilim siyasetiyle Ergenekon’daki sivil görevini ifa mı ediyor.

 

MHP üniter yapının zarar göreceğini söylerken ve anlaşmaya ve konuşmaya yanaşmazken ne yapmak istiyor.Bu işin dışında durmanın hiç mi sorumluluğu olmayacağını sanıyor.

 

DTP de Öcalan’ın emriyle gelecek olanları kahraman edasıyla karşılamak istiyorlar.Bunların dış destekle varmak istedikleri yeri gösterme açısından sıkıntı duymamızın da işaretlerini veriyor.

 

Artık siyasetin taşları eskisi gibi değil ve olmayacaktır da. İsrail’le gelinen noktada sağlıklı değerlendirmelerden çok duygusal bir atmosferle varılmak istenen noktadayken bir şeyleri halkın gözünden kaçırma havasına sokulmuş gibi bir hisse kaptırıyorlar insanı.

 

İsrail ağızlı yazarlardan ve demokratik açılımdan medet uman İslamcı cenahın varacağı noktada nihayetin zararlarına hep birlikte katlanmak zorunda kalmayalım.

 

Kameraları kıramayacağız. Kameraların katlettiği bir taktik yakınlaşmalar.Görüşmelerin izin vermekle,vermemek arasında sıkıntısı olan bir Baykal var.Baykal da bir yerlerin zorlamasında gibi duruyor. Olamazları zorlamak siyasetinde CHP halka doğruyu göstermek için derdi varmış görüntüsü vermek ister gibi de durmuyor. Nezaket misafire saygılı olmakla olur. Onu zorlamak daveti kabul değildir. Açık röntgen siyaseti, gizli röntgenden daha kötü bir hal almaktadır. Bu CHP’ye MHP’ye verilecek saygınlığı bile göstermemize engel teşkil etmektedir.

 

Samimiyet testindeyiz.Bu zor bir sınav.Cesaretimizi toplamak başkalarına değil, kendimize ve tarihimize de güvenmek zorundayız. DTP de AK Parti de CHP de halk da… Bizi bir ve beraber kılacak anayasal değişiklikleri de biran önce yapmalıyız.

 

AB’nin istediği değişiklikleri bile, ranta çevirdikleri ve arkasına sığındıkları Atatürk’ü koruma kanunuyla bile nerede durduğumuzu ifade ediyoruz.
Bağlanıt>>>

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Siyonist Emperyalist İktidarlar

Kategori: Siyaset
İktidarlar gelir geçer ama değişmez alınyazısı insanlarımızın.Değişen iktidar yüzleri olur da, değişmeyen bir talihtir insanlarımızın.Sömürü ve kölelik devam eder.İktidarlar muktedir değillerdir.Muktedir olan Siyonistler karşısında yapacakları fazla bir şeyde yoktur aslında.
 

Cem Hakko’nun dediği gibi “ kim gelirse gelsin biz Yahudiler patron, Türkler ise işçimiz(kölemiz)siniz ” unutmadık bu söylemi.Aslında gözler önünde söyledikleri de.

 

Geçen gün yeniasya yazarlarından Cevher İlhan “ AKP iktidarının İsrail Tezadı… ” diye yazdı.Nasıl “one minute” gibi çıkışlara rağmen İsrail’e ihaleler verildiğini ve İsrail’in beslendiğini yazdı.Evet haklı yazılarına destek veriyoruz.AKP’ yi iktidar yapan halk değil, diğer iktidarlar gibi Siyonist ve emperyalist çevrelerdi. Hasılı Erbakan Hoca’ya koalisyonu çok gören kirli ve derin Siyonist uşaklar AKP’ ye büyük ağabeylerinin susun işaretleriyle gıklarını çıkarmamaktalar. Hoca’ya tahammül edemeyenlerin AKP’ ye ses çıkarmamalarında ki temel etken sömürü düzeninin devamıyla ilgilidir.

 

AKP hükümeti İsrail’le ilişkileri en yoğun hale getirmiştir. Çıkışlarıyla zevahiri kurtaran başbakan, aslında girişemediği bir ekonomik ve siyasi savaşında gerçek bir mağlubudur. Dün Ergenekon adı verilen derin yapılanmaları kullananlar bugün onlardan daha fazla çıkar sağlayacaklarına inandıkları “ Ilımlı İslam ” “AKP İktidarına ” desteklerini sürdürmektedirler.

 

Şayet Sayın Erdoğan, Siyonistlere karşı ülke çapında hiçbir ihale vermemiş ve toprak alımına göz yummamış olsaydı, iktidarını mezarda devam ettirirdi. Suikast timi Mossad O’ nu havada karada yok ederdi.

 

Siyonist Mossad, İran ve Türkiye Bilim adamlarını de sinsice katletmeye devam etmektedir. ASELSAN’ da ki katliamları ne çabuk unuttuk. İran’ın barışçıl anlamdaki nükleer enerji üretiminden rahatsız olan İsrail’ in kendisi daha yeni Gazze’ de kitle imha silahı kullanmadı mı?

Nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasını imzalayan İsrail’in kendisinin nükleer silahı olduğuna değinen Sayın Erdoğan, yedi yıllık iktidarında tüm ihaleleri İsrail’e verdi.Silah,top, uçak, helikopter… Olmert’ in ülkemize gelişiyle “işbirliği projeleri” listesine yeni silah ihalelileri eklendi.

 

İsrail Devletiyle T.C arasında 20 maddelik bir işbirliği anlaşması imzalanarak 5 ekim 2004 de resmi gazete de yayınlandı.

 

Tarıma, tohumculuğa,hayvancılık ve sulamaya, enerjiden kimyaya,iletişimden turizme,çevre teknolojilerinden danışmanlığa ticaretin gelişmesini esas aldılar.

GAP ve KOP’ la, Tuz Gölü ve Doğu Anadolu köylerini de içine alan bir anlaşmaya da 7 mart 2007 de Kudüs’te imza atıldı. Hasılı daha bir çok konuda işbirliğimizi güzel anlatmışlar, sağ olsunlar.

Artık gözünü açmalı Türk yurdunun öz evlatları. Bu ülkenin cihan harbini yapmışları.Artık kimseye kendini çiğnetmemeli.Öz malını servetini de sahiplenmelidir. Galataportları, Tüpraş’ ları filan ve falanları Siyonistlere yem yapanlara da hesabını sormalıdır. Zaman, korkularla, hastalıklarla uğraşma zamanı değildir. Piyonlar arasındaki iktidar kavgalarının mücadelesinde siyasi yön aramak saflığından kurtulmalıyız. Bir milletin uyanma vaktidir. Artık sömürüye geçit vermeyecek bir nizama acil ihtiyacımız var. Demokratik açılımın sağlayacağı şeyler hak ve özgürlükler olabilir. Köleliğin özgürlüğü olmaz. Köle düzeninde  efendiler ve köleler vardır. Sınıfsal ayrışımların kaybolmasını sağlayacak bir demokratik açılım sağlanacağını düşünmek safdillilik olur. Bunlar kölelerin özgürlük istemlerini yönlendire ve onları biraz daha sömürebilme açılımlarıdır.Bunların lütfen verilmiş haklar olduğunu düşünmek bile gaflettir. Elbette daha özgür ve daha refah bir ülke olmalıyız.Ama böyle sömürüyle bu iş olmaz.Ulusal sermaye derken uluslar arası bölüşümle olanını kast eder olduk. Bir de yabancı sermayeyi ekledik.Bakın sömürü nasılda ortaya çıkıyor.ir örnekle anlatalım:

 

Geçen Kanal D canlı yayınla duyurmuşlar.Sadece AKP’ yi kötülemek amaçlı bir tezgah. Ama gerçekçi bir haber değil. DEBA(Denizli Basım sanayi) Kaç(takriben7000) bin çalışanı olan bir iş kolu,İflasını verdi. Evet, kaç tane işçin en az 1 yıllık emeğini iç ettiler. Maaşlarını ödemediler. Sonrada iflası açıkladılar.Fabrikayı kapattılar. Nedeni AKP filan veya küresel kriz dediler.Hayır,yalan…

 

Çünkü kurnaz sömürge zihniyeti bunlar.O kadar işçinin maaşı iç ettiler mi? Yeni bir iş koluna madenciliğe yöneldiler baka yere sermayeyi yatırdılar.Bundan hiç bahsetmiyorlar.Sonra iflasını veren bu işyerini başka adla gelip geri alacaklar.İşe devam edecekler.Başka bir isimle…

 

Sonra eski iş bilen işçiye diyecekler ki; gel bize asgari ücretle çalış.Çalışmasan sen bilirsin aç kal.Köle düzeni ve kölelik böyle dış sermaye ve işbirlikçilerince ülkemizde tesis edilmiştir.Buna böyle de devam etmekteler.Bunun da önünde ne engel var söyleyin? İşçi bunun böyle olacağını biliyor.Herkes biliyor.Kim ne yaptı? Kanal D haber yaptı. Kim için kime karşı, kimin yanında kalarak.Milleti için kılını kıpırdatan kim var? Al birini vur ötekine.Hakça bir düzen için çok gayret lazım dostlar, hasılı çok çalışmalıyız…Sömürgeciler şimdi daha alçakça vuruyorlar bize…

 

Uyanın diyen, kurtarıcı görünen kendi kucaklamak için, bizi sömürmek için yapıyor.Ne vatan edebiyatları, ne de hamasetlerle bu ülke iflah olmayacak, gayretler hep boşa, nefesler boşuna tüketilmiş olacak. Hak ettiklerinizden başka hakkınız yok.Hakça bir düzeni hak etmeliyiz. Hakkın kovulduğu hayatta, hakça bir düzeni nasıl kuracaksınız? Halkla, haklının yanında, Hakk’ la beraber bir hayat diliyoruz…

Dünyanın her yerinde halklar sömürülmekteler.Siyonist ve onların yerli işbirlikçilerince...

Almanya’da bu böyle , Belçika’ da da böyle, ülkemizde de bu yıllardır böyle, ama bu böyle devam etmeyecek, yüreğinizi kıyama kaldırırsanız...
Bağlantı İçin Tıklayınız

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Çakma SOL

Kategori: Siyaset

İsrail’ i Tel’ in mitinginden dönen kardeşimin elinde Malbora sigarasını gören Arap koşarak yanına gelip yaptığının yanlış olduğunu sinirli bir şekilde anlatınca o da sonra da içmeye devam ettiği Malbora sigarasını atmak zorunda kalmış.

 

Bu olay bana biraz da bunu çağrıştırdı.Sen İsrail’i tel’in edersin, ardından Siyonizm’in en büyük destekçi sermayelerini destekleyeceksin.Coco Cola’yı içeceksin sonra Filistin için ağlayacaksın. 1997 dünya gelirlerinin hepsini İsrail’e veren ve bunu dünyaya ilan eden bir sermayeyi destekleyip, ardından Müslümanlık edebiyatı yapacaksın. Çakma Müslümanlar(!)

 

Şimdi de solcu olduğu söylenen biri İMF’ yi protesto ediyor.Ama sonuna kadar dinlediği birine ayakkabı atarak. Attığı ayakkabı da dünya emperyalist Siyonistlerinin markası olan Adidas. İMF de temelinde dünyayı sömürme amaçlı kurulan ve yönetiminde Siyonist felsefeyi benimsemiş Yahudilerin bulunduğu ve yönettiği bir kurum. Siz zalimlerin gölgesini çoğaltarak son anda bir hamle yapmanızı pek bir hayrı kalmıyor. Attığınız ayakkabı İMF başkanına senin halini özetlemiştir.

 

Şimdi sol Ülkemizde çıkmazları oynuyor. Sol bir çıkış arıyor. Sol üzerindeki ölü toprağını kaldırmak için kıpırdadıkça batıyor ve sol, sol olmaktan uzak sosyal adalet ve eşitlik, hak ve özgürlüklerden nasipsiz durumda. Derin yapılarda ki bağlarıyla örülü bir haldedir.Şaşkınlık içindeler.

 

Ergenekon Operasyonlarını AK Parti’nin operasyonları olarak görüyorlar.Gizli derin yapının hukuksuzluklarına sırf muhalefet etme adına karşı çıkıyorlar. Ülkede faili meçhullerle öldürülenlerin sol düşünce adamları değilmiş gibiler.Dün cenazelerde yürüyüp, İslam’a ve Müslümanlara küfredenler, hukuksuzluğa alışmış bir baskıcı rejimin derin iktidarını kaybetmenin telaşında siyaseti de sol olmaktan çıkardılar.

 

Kaybeden sol, elbette gerçek sol değil.Bu ülkede, faşist ve derin bir rejim taraftarı sol görünümlü faydacı, sosyal barışı ve adaleti hiçbir zaman derdine sarmayan bir sol oldu. Halkının değerleriyle hiç barışık olmadı.Halktan devamlı intikam alır gibi icraatlar sergilediler.Şimdi belediyeler de Ak Parti’den geri alınan belediyelerde intikamlarını alıyorlar.

 

Sol hiçbir zaman bu ülke de halkla iç içe olamadı. Yaptığı bütün icraatlarında İMF başkanına ayakkabı atan genç gibi şov, içi kof, anlamını iç gizemleriyle boğmuş hareketlerdedir. Bu ülkeye birileri solu derin halka rağmenci devletin iç dinamizmine çaktılar.Ve bu ülkede sol hep çakma sol oldu. Adı sol olan derin yapının beyin takımları olarak kaldılar.Artık psikolojik harekatla halkı yönlendirme ve yönetme becerisi kalmayan sol,bitişinin iniltilerini naralara dönüştürme gayretinde. Buna derin yapının sağ kanadı olarak MHP’nin de katılıyor olması, birbirinden destekli bir gizli yapının halk üzerinde nasıl bir oyun sergilemekte olduğunu ve hala da son çırpınışla büyük bir hamle yapmak arzusundalar.İki muhalefette, halkın taleplerine göre siyaset yerine, derin bağların kışkırttığı çizgide siyasetlerine devam ediyorlar.

 

Karşı çıktıkları Ak Parti değil de, yanında durdukları Derin devlet terörü gibi görünmektedir. Bunlar PKK’nın asıl kurucuları derin yapının yanında durarak,( PKK gibi) yan kuruluşları görüntüsü vermekteler. Toplum mühendisliğinde siyasetlerine devam etmek istiyorlar.Gerçek bir demokrasi zemininde siyaset yapamayacakları aşikar görülüyor. Gizem ve Terörün derin devletini kutsama peşinde olanlar, halka muhalefet yapılamayacağını anlayacaklardır.

Düzeysiz ve seviyesiz muhalefet bunlar, Altan’ın dediği gibi…
Bağlantı için Tıkayınız

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Değişim şart; gelişim için okumak

Başarının altında okumak, okumanın sonunda servet, devlet,ilim,mal makam, mevki hepsi sıralanır.Her şeyden önemlisi okumak insani hasletlerin keşfine insana en iyi yardımcıdır. Okumadan anlayamazsınız, anlamayınca da hayatı anlamlandıramazsınız.Yorulmadan kazanılan hiçbir şey yok. Önce yorulmalı sonra yine yorulmalıyız. Okumaktan yorulanı duymadım. Beynamaz özrü olanlar okumamakta kaybettikleri tek bu dünya olsa keşke. Yani yaratanla bağların zayıflaması, muhasebe yapmaktan uzak kalınması, ebediyeti kaybedebilme tehlikesi mevcuttur.

 

Allah’ın verdiği aklın kullanılması icap eder.Aklın kullanılmasının birinci şartı da okumaktan geçer. Okumak olmadan ibadetler eksik kalır. Okumayı ibadet kılmadan ibadetleri ibadet kılamayız. İbadeti okumak olan bir dinin, okumayanı ,ibadet yaptığını sananları olarak kalmak istemiyoruz.Okumak cihattır.Okumak yolunda ölmek şahadettir. Okumayanların olduğu memlekette gerçek fikir sahibi olmanın tehlikelerinde yaşamaktansa, fikir sahiplerinin okuduklarıyla hayata kattıkları anlamlarla yoğrulmanın tadında bir hayat geçirmek dilemek lazımdır.

 

Son zamanlarda devletimiz okumanın önemini kavradı.Okullarda birinci ders saatlerinin yarısını okumaya ayırtarak güzel bir kutlu eyleme imza atıldı.Okuma kabiliyetini geliştirmek damarlara okumaya zerk etmeden ileri çağdaş filan olunamaz.

 

Okumayanı öğretmen olan bir toplum iflahını bulamaz.Okuyanı çoban olan bir milletin yükselmesi haktır. Eğitim sistemimiz Çocuklarımıza değil aynı zamanda öğretmenlerimize de okumayı şart koşmalıdır.Okuyan öğretmeni olmayan bir eğitim sistemi atıldır.Kendini değiştiremeyen,değişemeyen öğretmenler güruhuyla nereye varabilirsiniz ki.

 

Okumadan fikir sahibi olanlarla ancak mahalle dedikoducusu sıfatı görülür. İnsanlığın yegane yolu okumakla kurtuluşa ermek olacaktır. Rabbine boyun eğecek bir çizgide okumak, “kalemle yazı yazmayı öğreten, bilmediklerimizi bize öğreten” Rabbimizin yüce adıyla okumak diliyorum.İlminin sınırsız olduğu bir rabbe imanın tadında okumalar diliyorum.Öğrencilerimize de “Okumak” diyorum.Okumadan yarışmaya girilmez.Okumadan münazara zahmetsiz yemek gibidir.Müdahaleler arızalıdır.İmanınıza okumayla sevgi ekin. İmanınıza okumanın kattığı eminlikle bilinçle bakın. İmanınızı eritmeden fikirlerinizi geliştirmeniz dileğiyle…Değişim şart; gelişim için okumak…
Bağlantıya Gitmek İçin Tıklayınız

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Ülkemizde Tek Sorun Rejimdir

Kategori: Siyaset

Açılım kapanırsa da; kapanmaz açılanlar. Yıllardır söylemeleriyle ülke yönetiminde söz sahibi olan genelde askeriyenin içine yerleşmiş derin devlet, açılan ve büyüyen yaradan sorumluluk payı en çok olandır. Hala bu açılım zamanında kendini ortaya koyma ve bir şeyler ispatlama derdinde oluşun bir suçluluk psikoloji değil de nedir? Bence CHP ve MHP de, demokratik açılıma bu yapının istekleri ve yönlendirmeleriyle karşı çıkmaktalar.

 Bu süreçte askerin her konuştuğu şey, açılıma vurulan bir balta olacaktır. Artık siyasi iradenin emrinde olarak, susma hakkını kullanmaları ülke menfaatleri açısından daha hayırlı bir zeminin oluşmasına katkı sağlar.

 Açılımın olması, kapanan bir şeylerin varlığının da delilidir. Yıllardır uygulanan Genel Kurmay Merkezli çözümsüzlüklerinde ispatıdır.Ülkeyi idareye talip olanların silahlarının gölgesinde oluşturmak istedikleri modern gerçeklerden, donanımlardan yoksun, slogan üretme maharetli rejimin ve onun jargonlarının iflasının da göstergesidir.

 Açılımın gerekliliği ortadadır.Sadece Kürt merkezli düşünmekte geçersiz bir bakıştır.Dine karşı müsamahalı olmalı sistem söylemlerini değiştirmelidir. Bunun nedenleri ve niçinlerini de sorgulamak zorundasınız. Böyle bir problem yok diyerek başını kuma sokan kumkuma kuşlarıyla memleketi çakallar götürür hale gelmiştir.

 Meseleye doğru bakış açısı getirmek lazımdır.Terörü savaş, teröristi özgürlük savaşçısı, çarpışmaları savaş cephesi gören ve gösterilen bir durumun fiilen son bulmasını sağlamak öyle kolay değildir. Aslında kolay olmayan tek şey önyargılarımızın kırılmasıdır.Atomu parçalamaktan zor olan şey; önyargılarımız, ön kabullerimizdir.

 Laik zorbalığın getirdiği bir süreçten dini hassasiyetleri görmezden gelen bir rejimden bahsediyoruz.Bu halkımızın ülkemizin kuruluşunun başında küstürülmesi sürecinden bu günlere gelindi.Siz insanlarınıza ayrımcı bir perspektifle bakıp, ulusal, üniter, dil birliği gibi söylemler katarak, ayak bağlarınızla yürümek isterseniz düşersiniz.

 Vatan ve birlik kutsamalarınızı bir yana koyarak düşünün. İnanın bu kutsallarınızın sizden başkası için değerli görünmüyorlar. Siz nasıl başkalarının değerlerini yok sayıyorsanız, onlar da sizin değerlerinizi değersiz görmesini onlara lüks göremezsiniz.

 Ülkeyi buraya getirenler, bundan sonrasını da kurgulamışlardır.Bizlerin onların yardımcıları olmamamız gerekmektedir. Kendimize istediğimiz şeyleri Kürt kardeşlerimize çok görerek bir yerlere varamazsınız.

 Ülke siyasi söyleminden askeri (tek tip) söylemleri kaldırmak, ideolojik devlet ( Kemalist ve dine mesafeli, baskıcı laiklik) perspektifinden kurtulmamız gerekmektedir. Bize dayatılan rejimin ortaya çıkardığı problemleri aynı rejimin kafa yapısıyla çözemezsiniz.

 Herkese ve her şeye alabildiğine tam özgürlük vermek gerekmektedir.İnsanların kendilerini nasıl ifade ettiklerine değil, kendi bakış açılarına göre insanları değerlendiren ve yaftalayan devletçi seçkinlerden Müslüman Türk ve Kürt halkı bıkmıştır.

 ETA terörü ile mücadele eden İspanya’nın kayıpları 800, İrlanda’nın kayıpları 1800 iken bizim kayıplarımızın 40.000 den fazla oluşunun izahını vatan millet edebiyatları ve şehitlik söylemleriyle geçiştiremezsiniz. Bu Kürt ve Türk halkının kayıplarından acaba içimizde gizli hoşnutluk duyanlar mı var diye soramaz mıyız ki?

 Ülkeyi bölünmenin eşiğine getirenler ve yıllardır terörü bitiremeyenler de aynı kafalar... Oğulları teröre kurban verdiklerinde Şehitlerini kutsayan, normalde onların analarını nizamiyeden sokmayan bir despot-dikta kafalarla bu ülke ilerleyemez. Parçalanmaktan da kurtulamayız. Korkularla siyaset ve rejim kuran ve yürütenler bu işin asıl müsebbipleridir. Bunların bu milleti sevdiğini söyleyebilir misiniz?

 Korkularla siyaset yapanlar, ülkeyi bitme ve bölünme aşamasına getirenlerdir. Eğer açılım herkesi kuşatacak şekilde olursa ülkenin önü açılır, ülkemiz sıçrama yapar. Tıpkı Kurtuluş Savaşındaki ideallerle yeniden kardeşlik sarılması yapmaya ihtiyacımız var.

 Mustafa Kemal'i kullanmaya devam edenlerin ortaya koydukları sorunlarla ülke bölünme aşamasından hala kurtulamadı. Atatürk adına baskıcı bir düzen tesis edildi. Böyle herifler yüzünden Müslüman Türk Halkı da devletine küskün bir halde...

 Kürtleri ayaklandırdın, Müslümanları kovdun mu geriye bir Yahudilere Arzı Mev'ud olarak bu yurt kalıyor.Bunlar bence buraya hizmet için M.Kemal'i de kullandılar, kullanıyorlar.

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Bookmark and Share

Kaosun Çocukları

Kategori: Siyaset

Hasan Ahmet Evliyaoğlu yazdı

Hasan Ahmet Evliyaoğlu yazdı

Seçimden korkanların,darbe taraftarı olması gayet normaldir.Seçimden kaçınanların, darbe yanlısı ordulu taraftarlarının Ergenekon bağlantıları açık bir görünüm arz etmektedir. Darbe ile Ergenekon ve kaosun uzantıları Genel Karargahta bir şekilde bumerang gibi hukuku ve bütün hukuksuzluğu içine çekmektedir. Son olayda hukukun durumu halk yüreğini yine kanatmaktadır.

Ordumuzun başındaki Başbuğ paşa ne konuşacak bakalım. Darbe taraftarlığının ilk defa sorgulandığı ve suçlu bulunduğu hakiki bir umut çığlığına doğru giden doğru zeminde kayganlıklar oluşturma çalışmalarını da görüyoruz. Bütünü görmeden, görünen tarifle Ergenekon çetesini ancak kamufle etmiş oluruz. Bütünüyle gerçek Ergenekon dışarıdadır ve mücadelesini hukuka aykırılıklarıyla yapmaya devam etmektedir.Hiç ceza filan da aldıklarını görmedik.Yine saltanatlarına devam eden bir koruma içindeler.

Halk kendisini sevmeyeni, sindirmek isteyeni, seviyormuş gibi yapanı, kandırmak için sırtını sıvazlayanı gördü. Gerçek terörü çıplak gözle gördü. Yargılananlar mı yoksa, yargı dışardan sürdürenler midir terör. Terör bütün çıplaklığıyla göstermiştir ki bürokratik oligarşi anarşik bir yapı var.Bütün terörleri besleyen, olarla kendini kamufle eden, onları kullanan, devleti ele geçirmiş milletin sırtında boza pişirenleri gördük.

Halk iç isyanlarla kendini korumakla görevi ordulu görevlilerin nasıl komplolarla hayatı kendine hapishaneye çevirmek istediğini de görüyor. Ordu adeta meşrutiyet sorununa kadar geldi. Kimin ordusu diye sorgulanacak düzeye ulaştı. Ordu çok yıpratıldı, yıprandı. Sivil dayanaklarıyla kurgulanan bir düşük düzeyli darbeler ve büyük gerilemelerin ve hortumlaşmaların boşaltıcı sömürgesiyle yıkılan hayat standardının enkazının başında ki dublörü gördü.

Halkın ordusu olması gereken bazı yapılanmaların, iç tehdit diye nasıl kendini politize ettiğini biliyoruz. Bir yerlerin emriyle mi bir yapı oluşturulmuştur. Darbeleri yapanlara ABD büyükelçisinin “bizim çocuklar demesini nasıl unutabiliriz.

Bizim burada kastımız darbeci ordu mensuplarınadır.Namuslu vatanını ve milletini seven ordu mensupları başımız gözümüz üzerinde yeri vardır. Halkına saygı duyanlar, halkından saygı görür. Halkına tepeden bakanlar zalimlerdir.Zalimlerin sonu da büyük bir inkılaba boyun eğmektir. Halk inkılabından daha büyük bir inkılap olmaz.

Dışardan emir alan bir yapı değil, halkın emrinde halkının şetçiği hükümetin emrinde demokratik değerleri özümsemiş bir ordu görme isteğimizi perçinleyen gelişmelerin arifesindeyiz.

Karanlıkların prensi olmaktan mutlu olanlar, karanlıkların korkunç dehlizlerinde boğulmayı göze alanlardır. Ama içeride ve dışarıda adamlarının olması onları kuvvetli kılmaktadır. İçerdeki adamlarını teslim etmeyen bir yapı ile karanlıklar prensleri dışarılarda fing atmaktadırlar.

Devlet adına öldürenler ve öldürmeyi kutsayan, kutsalı bitmiş insanlar hala aramızda sağ ve salimen gezmektedirler. Azrail’e gerek yok. Bunların varlığı Azrail’in yardımcılarının ne kadar çok olduğunu da göstermektedir.

Dünün kaosunun çocukları bugün de kaosu sürdürme peşindeler. Kaosun mimarları olanlar kaosun çocuklarıdır. Kaos uzakta değil, içimizde.Kaosu çözmek elimizde.Elimizi kıranlar kırmayı başarmaya devam etmekteler gibi gözükse de; Kaos adamları ile yıkılmaya mahkum olmalıdır.

Dün yok ettiklerini göremeyen yatakçı medya ve onun iç ve dış uzantıları halkın sillesini her defasında yemekten uslanmadılar. Bu sefer silleyi atanlar, Kaosun çocuklarına dur diyenler Kaosun mimarlarıdır. İşine son verilenlerin grev dayanışmasındayız. Kanunlar karşısında hileye başvuranlar, halka, demokrasi tuzak kuranlar bitmektedirler. Bitişleri halkın hafızasına kazınan tarihi Çin hilelerine benziyor.Hilelerini sezip gerekeni yapacak gerçek bir sisteme ulaşmak dileğimizdir.

Kimsenin ayrıcalı olmadığı, kendini halkın üzerinde görmediği bir demokratik düzen için Ordu kesinlikle Avrupa normlarına kavuşturulmalıdır. Hukuk haklı yerini toplumda alamayınca, hakların zayi olmasının terörizmsinden rant elde etme istekleri devam edeceğe benzer.
Hasan Ahmet Evliyaoğlu-Haber Onay Editörü

yok YORUMYORUM YAZ! , ARKADAŞINA GÖNDER!
<<<<<-----------<---->SONRAKİ SAYFA -------------->>>>>
Haber Onay

son dakika haber Anası Ağlayanlar!

son dakika haber Biz site değil miyiz? Bizi de fişleyin!

son dakika haber CUNTA, ETÖ, PKK İç içe

son dakika haber İSLAM' da HAREM' lik SELAM' lık uygulaması varmıdır?

son dakika haber Sınav Zor

son dakika haber Siyonist Emperyalist İktidarlar

son dakika haber Çakma SOL

son dakika haber Değişim şart; gelişim için okumak

son dakika haber Ülkemizde Tek Sorun Rejimdir

son dakika haber Kaosun Çocukları

Haber Onay

Haber Onay

BÜYÜK DOĞU MİMARI HAYATINI ANLATIYOR

HAYATI HAYATI
ESERLERİESERLERİ
MÜCADELESİMÜCADELESİ
FOTOĞRAFLARIFOTOĞRAFLARI

BÜYÜK DOĞU MARŞI RESME TIKLAYINIZ

BÜYÜK DOĞU MARŞI